Çocuktan al duyguyu

‘Kafanın içinde beynin var, ayakkabının içinde ayakların, kendini istediğin yöne doğru götürebilirsin. Tek başınasın, ne biliyorsan onu biliyorsun ve nereye gideceğine karar verecek olan da SEN’sin.’ (Dr. Seuss çocuk kitabı)

Haberin Devamı

Abartmıyorum, çocuk kitaplarında bilmemiz gereken her şey var.

Sonradan noluyo da hepsini unutuyoruz hayret verici.

Geçenlerde gittiğim bir anaokulunda, ‘çocuklar arası bir sorun çıktığında, barış yapıcı’lara gidiyolar sorunu çözmek için’ dediler.

Barış yapıcılar kim deyince, onlar da 5 yaşında dediler. 5 yaşındaki bir çocuğa, iki insan arasındaki barışı sağlama sorumluluğunu vermişler!

Artık daha ne olsun! Yukarıdaki kitabı oku, barış sağlayıcı ol, başka şey bilmesen de oluyor zaten. Öz güven ve empatiyle gidemeyeceğin yer mi var?

Yıllar geçip de büyüdüğümüzde, büyüyeceğimize ‘çekiyoruz’ bence.

Çamaşır makinasına atılmış kaşmirler gibi küçülüp, düdük kalıyoruz.

Hayatımızı başkaları yönlendiriyor, ayaklarımız değil. Kararları kendi beynimiz vermiyor.

Haberin Devamı

Kendi seçtiğimiz yönlere gidemez oluyoruz. İşin kötüsü, zamanla neyi seçtiğimizi de unutuyoruz.

Duygularımızla bağımız kopuyor.

Sonra gelsin terapist koltukları, ‘vallahi de billahi de yapabilirsin’ diyen kişisel gelişim kitapları...

’Peki senin istediğin ne’ sorusuna sessizlikle cevap veriyoruz.

‘It’s ok to make mistakes’ (Hata yapmaktan korkma) diye bir kitap var.

Oraya buraya bir şeyler dökmenin, takılıp düşmenin, iki çorabını farklı giyip sokağa çıkmanın, golü atamamanın, yanlış yola sapmanın gayet doğal olduğunu hatırlatan.

Hepsinden öğreneceğin çok şey olduğunu, hata yaptığına sevinmen gerektiğini anlatan. Allah aşkına söyle, hata yapmadan nasıl öğreneceksin?

Nasıl gelişip, daha iyi bir sen olmaya başlayacaksın?

Başkalarından kulak dolgunluğu hatalar dinleyerek mi?

Ona güvenemezsin! Onlar hiç ‘sen’ olmamış insanların başlarından geçenler.

Senin hissettiklerini, hayallerini bilmeyenlerin yol yordamları. Hatayı çatır çatır yapacaksın ki, meyvesini alasın. Biz, güya büyükler, bunu biliyor muyuz?

Yoksa hayatımızda en korktuğumuz şey hata yapmak mı?

Çocuk psikolojisi kitaplarının bas bas bağırdığı şey, ‘çocuğunuza duygusunu söyleyin’. Düştü mü?

Canın acıdı deyin. Kapı çarptı, ödü mü koptu?

Korktun deyin.

Oyununu bölüp, kızdırdın mı? Bana öfkelendin
deyin.

Haberin Devamı

Dedesini gördü, ellerini mi çırpıyor? Dedeni gördüğüne çok sevindin deyin!

Sonra durumu anlatın. İlk ama ilk önce duyguuuu.

Bu neden bu kadar önemli, çünkü biz duygularımızı yutuyoruz.

Söyleyip, dışarı atacağımıza yuttuğumuz bu gaz yapan şey, karnımıza ağrılar sokuyor sonra.

Göz yaşları içinde, dilimiz düğümlenerek, uykusuz kalarak...

Bir türlü söyleyemiyoruz. Ayıp olur.

Karşımdakini kırar.

Beni, günün tabiriyle, ezik gösterir.

Halbuki, bizim çocuğumuzla kurduğumuz bu duygu seslendirmeye dayalı ilişki, bizi ömür boyu yutkunmaktan kurtarır.

Gelin çocukluğa, hatta bebekliğe dönelim.

Her şeyi baştan öğrenelim. Geç değil.

Kendi beynimiz olduğunu, kendi ayaklarımız olduğunu, bu ikisini kullanarak sadece kendi seçtiğimiz yoldan gitmemiz gerektiğini hatırlayalım.

Barış yapıcı olalım.

Haberin Devamı

Hata yapmaktan korkmadan, dan dun yaşayalım.

Yaşarken de bize dokunan tüm dikenlere ‘AH’, bizi okşayan tüm yumuşak tüylere de ‘OH’ diyelim utanmadan, bağıra bağıra!

 

Yazarın Tüm Yazıları