"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Bir emoji yeter mi duyguları anlatmaya?

Ona uzun süre emoji’li mesaj atmadım.

Bizim aşkımız cep telefonundan bile eskiydi.

Biz bilirdik kağıt kalemle aşkı anlatmayı. Hem de hiç gülücük koymadan.

Bu gelenek bozulmasın diye, üzüldüğümde bile iki nokta üst üste ve aç parantezden mutsuz surat yapmadım ona.

Emoji’ler elimin altında her duygunun logosu gibi dururken, birini bile seçip cümlelerin arasına serpiştirmedim.

Başkalarına kullandım ama ne yalan söyleyeyim.

Bol kalpli ve dua eden elli mesajlara mesela, ben daha fazlasıyla cevap veriyordum çoğu zaman.

Emoji’ler fazla değildiler ama çok çok koydun mu, birine çiçek göndermiş gibi olurdun.

Sonra belli emoji’leri kullanmamak ya da farklı rengini kullanmak moda oldu.

Mesela mor kalp. Mesela çiçek değil de daha nordik duran yaprak...

Daha hayal gücü sevenlere tek boynuzlu at...

Ben yine de kalbin koyu kırmızısını ve kırmızı elbisesiyle dans eden kadını her şeye yeğlerim.

O kadın hiçbir şeyi takmadan dans ediyor.

Mesaj ne olursa olsun, onu koyarsan dans eder. Ve dans ettirir de. Öyle de bir gücü var.

Ama mesela aradığım gülüş yok onca gülüş arasında.

Yanağı pembe fazla sevecen, kahkahalılar çok sulu, diğerleri de ya dişli ya da antipatik.

Gerçek bir sevinç göremiyorum onlarda.

İki nokta üst üste koyar sonra da defalarca kapa parantez yaparak gülerim daha iyi.

Nazar boncuğu severim ama emoji’sini sevmiyorum. Sanki olmuyor dijitali o işin.

Güneş gözlüklü biri var aralarında.

O da hiçbir şeyi takmıyormuş gibi. Sinirime dokunuyor.

Cool kelimesiyle iyi gidiyor ama onu koyacağıma, normal gözlük takmış akıllı bıdığı tercih ederim. O da dişlek ama olsun.

Öbür ‘umurumda mı dünya’ emojisinden iyidir.

Ayrıca insan emojinin bile duygusunu anlamak için, gözlerinin içini görmek istiyor. İki noktadan ibaret olsa da.

‘Kelebek her şeye oluyor’ dedi bir arkadaşım, oluyor hakikaten. Fakat onun mavisini beğenmiyorum. Fayans gibi geliyor bana o.

Neyse ne diyordum, ona emoji’li bir şey atmıyorum hâlâ. O da bana atmıyor.

En fazla parantezli gülüyoruz ya da kendimize ait noktalamalardan oluşan bir sembolik dil var öyle anlaşıyoruz.

Yani öpüceksek de, o ‘şekerim’ diye kıpkırmızı bir rujla öper gibi hissettiren emoji’yle değil de, başka bir işaretle öpüyoruz.

Herkesi öptüğümüz gibi öpemeyiz ya birbirimizi.

Herkese aynı emoji aynı duygulara götürmez mi bizi?

Azaltmadı mı yoğunluğunu sevginin o balon kalp?

Dua eden el yetti mi anlatmaya bazı şeyleri?

Öpücük kelimesi daha güçlü değil mi o ağzından kalp çıkararak öpen surattan.

Sarılanı hiç söylemiyorum bile, sarılmaktan çok birini itiyormuş gibi duruyor elleri.

Kolları uzanmıyor, elleri iki yanına yapışmış. Sarılsa da sımsıkı sarılmak mümkün değil onunla.

İşte bu yüzden emoji’siz daha iyi bizim ‘emoji’ dünyamız.

Üç beş şekil yapacağımıza, iki üç satır cümle yazıyoruz iyi geliyor bu kısaltmalar sözlüğüne dönmüş sohbetler arasında.

Gerçek bir şeyler duyuyoruz sanki gürültünün içinde.

Herkese tavsiyem, emoji kullanmadan yazıştığı birini bulması.

Hem de acilen:)

 

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI