"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Beğeniliyorum öyleyse varım

“Üzülerek şunu söyleyebiliriz ki, birçok insan, bütün güçlerini fiziksel görünüşleri ve ötekiler üzerinde bıraktıkları etki konusuna harcamaktadırlar.”

Epiktetos bu cümleyi, neredeyse bundan 2 bin sene önce söylemiş.
Milattan sonra 50-130 yılları arasında yaşamış bu adam, nasıl oluyor da sosyal medya ve selfie’lerden bahsediyor?
Acaba diyorum insanlık hep aynı da, araçlar mı değişiyor sadece?
O zamanlar bundan şikayet ediyor, biz de 2 bin yıl sonra aynı şeyden şikayet ediyoruz.
Like’able me, like’able life.
Slogan bu. Beni like’lamış.
Beni kimler like’lamış?
Like’lamayan düpedüz göz göre göre mi like’lamamış yoksa gözden mi kaçmışım bu yoğunlukta?
Neyse bir dahaki sefere like’lar herhalde. Çünkü ben like’lanmaya değerim.
İnsanın hep kendi sayfasında kalması, hep amacı, hayali, idealiyle hemhal olması kolay iş değil.
İşte bunu hatırlatmak için çağırıyor bir ses beni 2 bin yıl öncesinden.
İyi ki almışım şu kitabı: İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar (Epiktetos)
Satırları okudukça, aynı zaaflara, aynı hatalara aynı cevapları verdiğimizi görmek beni şaşırtıyor. Seni görüntülü arayabiliyorum ben bugün, ama nasıl oluyor da 2 bin yıldır içimde kendimi arayamıyorum?
Aynı tas aynı hamam aynı insan.
Bu sosyal medyaların, kendini beğendirme hevesinin, kendini beğenmek için ekrana yalvarmanın tohumu varmış bizde çoktan.
Birileri gelip, bu kodu bilgisayara aktarmış.
Zaaflarımız üzerine kurulmuş koca milyar dolarlık şirketler.
Biz paylaşmayı seviyoruz diye ‘share’, onaylanmadan duramıyoruz diye ‘like’, kalabalıklarla ölçülüyoruz diye ‘followers’, ‘beni beğeniyorsunuz değil mi’ diye ‘selfie’. Halbuki Epiktetos bize tetos aşısı yapmak istiyor.
“Gerçekten kim olmayı istiyorsanız, o olmayı deneyin” diyor.
İnsan kendini bilmeden, matematik bilebiliyor ya da piyano çalmayı ya da savaş çıkarmayı. En zor bilgi, kendini bilebilmek.
Çoğumuz içimizi hiç okumadan, kullanma kılavuzumuza hiç bakmadan işe güce koşturuyoruz.
O zaman iş, iş oluyor, güç de oluyor bazen ama düş gidiyor elden.
Gelin şu yüzünü selfie’lerden değil de, mermerlerden bildiğimiz adamlara kulak verelim bazen.
Binlerce yıl gerilerden içimize sesleniyor onlar. Asıl bize. İnsan bize. İnsanlık bize. Özümüze.
Bir mürekkep gibi, başkalarının ıslaklığında dağılmadan önce, bir durup baksak iyi olur rengimize.
Az Instagramlı, selfie’li, bol sükunetli, güzel düşünceli bir hafta dilerim hepimize.
Epiktetos da dilermiş.

Beğeniliyorum öyleyse varım

X