Yeni “Emîn”imize, “üçüncü” açık mektup !

Meraklısı hatırlayacaktır;

Haberin Devamı

 

2006’da, 36 ülkeden 52 dernek ve kulübün üyesi olduğu FICC, (Uluslararası Kampçılık ve Karavancılık Federasyonu) “Rally” adındaki “Uluslarlararası Büyük Buluşması”nı İzmir’de yapmak istemişti de (İzmir Büyükşehir Belediyesi, -Bu kadar kalabalık İnciraltı’ndaki doğal dengeyi bozar, ortalığı çöplüğe çevirir, karavanlarını da bırakır gider bunlar- yollu dünyadan habersiz ve komik gerekçesiyle eşsiz bir fırsatı reddettiği ve koca İzmir’de başka da bir yer gösteremediği için...) Türkiye Kamp ve Karavan Derneği, misafirlerini Gümüldür-Hipocamp’da ağırlamıştı... Bu “ufuk faciası”nı defalarca yazıp çizmiştim, bu köşede...

 

“...Bugün Avrupa’daki bütün büyük şehirlerin (Venedik, Paris, Berlin, Atina dahil...) neredeyse hemen hepsinde, şehrin tam göbeğinde konuşlanmış olan kampinglerin adına, 1990’larda basılmış kamping rehberlerinde bile rastlarsınız...” diye konunun üstüne üstüne gitmiştim de hattâ, “İzmir’in V-Kamp ve İnciraltı BP-Kamp günlerini hatırlayanlar”ın içi “cız” etmişti...

 

Haberin Devamı

21 Haziran 2013’te yazdığım, “Kordon’da 9 çadırlık sürekli bir kamping düşlüyorum” başlıklı yazıyla ise, (bazılarının gözünde) meseleyi iyice abartmış, (ve özetle) “...Kordon’un, zaman zaman esen ‘delice’ rüzgârı biraz zorlar elbette. Ama sabahı ve gecesi ‘eşsiz’ olacaktır; önce günbatımı, sonra ‘yıldız pikniği’. Adı ‘9 Eylül’e armağan edilmiş, 9 çadırlık sürekli bir kamping düşlüyorum... / ...Kuralı olsun, yasağı olmasın...” diyerek dönen tekere çomak sokmuştum. Birinci Kordon’da kurulan çadırların, “turizme ve EXPO faaliyetlerine zarar verdiği” gerekçesiyle (?!) kaldırıldığı günlerdi. Aksi görüşü savunmuş, “EXPO için eşsiz bir tanıtım fırsatı ve simgesini kaçırıyoruz” demiştim. “Kim üstüne alınırsa TV’de tartışalım” demiştim de, kimse üstüne alınmamıştı...

 

Bu olaylardan 3 yıl sonra, 2016 yılında, EGE TV’de kendisiyle sohbet ederken; Sayın Tunç SOYER’e, kaçan bu “2 büyük balığı” hatırlatmış ve ekrandan, zamanın FICC Başkanı João Alves Pereira’nın “kampçılar”a ithafen yazdığı mektuptan bir bölüm okumuştum: “…Kampçılık ve Karavancılık ilgisi, insan karakterinin iki doğal niteliğine dayanır. İlki yaradılışımızdan gelen özgürlük arzusu; ikincisi doğaya dönme özlemimizdir. Bu ikisi, seyahat açlığı ve diğer insanlarla toplumsal temasın değerinin takdir edilmesi ile birleştiğinde başarı tamamdır… / …Neden siz de bizzat bir kampçı olup ülkenizdeki Derneğe katılmayasınız ki ?  Bir deneyin; kesinlikle buna değeceğini göreceksiniz…”

 

Haberin Devamı

Bu programı, daha sonra köşeme, “Lavanta ve mandalina kokusunda huzur” başlığı ile taşımış ve kendisinin de, “Sakin Şehir” idealini, “doğanın dengesiyle uyum içinde yaşamak, ondan daha hızlı olmaya çalışmamak, onunla yarışmamak, onunla itişmemek” olarak tariflediğinden bahsetmiştim.

 

Karavancının “gözlüğü”nden bakarak, Selânik’teki BALKAN BUS (VW CAMPER) buluşmasında gözüme çarpanları paylaşmış ve Sayın Başkan’a, “birkaç sene sonra BUS buluşmasını mavi bayrak(lar) sahibi olan tek beldemizde, ‘49 kilometrelik Seferihisar sahilinin herhangi bir yerinde’ yapamaz mıyız ?” diye sormuştum. Her zamanki samimi, içten ve ufku geniş öngörüsüyle, “ne gerekiyorsa yaparız, ne destek gerekiyorsa veririz” diye yanıtlamışlardı. Bu cümle, (sicili, girişte bahsettiğim defo ile malûl Büyükşehir’in ufkuna kıyasla) küçük çaplı bir mucizeydi; anlayana...

 

Haberin Devamı

Yıl  2019; gelecek ay yerel seçimler var ! Bugün, “doğanın dengesiyle uyum içinde yaşamak, ondan daha hızlı olmaya çalışmamak, onunla yarışmamak, onunla itişmemek” olduğunun altını çok önceden çizenlerin ufkuna, kampçıların “özgürlük ve çevre tutkusu”nu da eklersek, heyecanlanmak için çok sebep var !  İzmir Kamp ve Karavan Derneği, geçenlerde, İBB Ulaşım Plânlama Daire Müdürlüğü ile “Karavan Parkları ve Karavan Kamp Alanları” gündemiyle, bir çalışma toplantısı gerçekleştirmeyi başardı.  Bu buluşma, yakın gelecekten, “İzmir’in Kamp ve Karavan Hayatı” adına ümitlenmek için taze bir sebep olabilir gibi geliyor...

Yazarın Tüm Yazıları