"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Yas hakkında düşünceler

Ölünün arkasından konuşulmazmış; kim demiş?
Öyle olsaydı, kimilerine göre Vecdî’ye ait olan, kimilerine göre de, (Sultan II. Mahmud devri devlet adamlarından Mehmed Said Halet Efendi öldüğü zaman) Arîf Paşa tarafından yazıldığı söylenen meşhur hiciv beyti kaleme alınmazdı:
“Ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur, yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubûr.”
Öyle olsaydı, (sonra gerçekten çalınan)kendi mezar taşını hicvetmezdi Şair Eşref:
“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için / Gelmesin, reddeylerim billahi öz kardaşımı / Gözlerim ebnâ-yı âdemden o kadar yıldı ki / İstemem ben fâtiha, tek çalmasınlar taşımı...”
Öyle olsaydı, Divân şairi, daha ölmeden resmetmezdi, arkasından söylenecekleri: “Kadrini sengi musallâda bilüp ey Bakî / Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf...”
Öyle olsaydı, “35 yaş” şiirinde Cahit Sıtkı, “Neylersin ölüm herkesin başında / Uyudun uyanamadın olacak / Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak / Taht misali o musalla taşında...” demezdi herhalde.
Öyle olsaydı, ölümün de ötesine lâf yetiştirip, kendisine, överken kâfir diyen Şeyhülislam Yahya Efendi’ye, “Müftü efendi bize kâfir demiş / Tutalım ben O’na diyem müselman / Lâkin varıldıktan rûz-ı mahşere / İkimiz de çıkarız orda yalan...” diye cevap vermezdi Nef’î.
Ve nihayet öyle olsaydı Neyzen Tevfik, sırat köprüsü hakkında, şu “yellenmeli” tespiti yapmazdı: “İntihabın sonu gelmez, yaşamaktan maksad / Vartasız köprüyü bir zarta ile geçmektir...”
Kıssadan hisse:
Ehl-i kubûr’un (kabirdekilerin) Kral’a dayanıp dayanamadığını, hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.
Arkasından Fâtiha okuyanı bulunur mu, onu da bilemem?
Ama mezartaşı olmayan Vahabî’nin, çalınacak bir şeyi olmadığı (?!) anlaşılıyor.
Fotoğraflardan, el bağlayanların içlerinden neler geçirdiğini ise pek anlayamıyoruz.
Şair’in betimlediğinin aksine, saltanatın yerlerde gezeni, musallâsız olanı da varmış.
Rûz-i mahşerde yalancı çıkıp çıkmayacağını merak edenler az değil...
Benim merakım ise “vartasız köprüyü zarta ile geçip geçemediğidir...”

X