"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

“Uyan da bak Gazi Kemal, başımıza gelen işe…”

“Güvercin uçuverdi…” diye başlayan
“Misket Havası”nı saymazsanız,
Gündoğdu Duran’ın,
“Boş yere ağlama kalbini bağlama Ankara Kızlarına” diye tenbih eden
Muhayyerkürdî “Ankara Rüzgârı”na kapılmaz ve
(“Ankara”lı, “Ankara”nın diye uydurulanların üstünü çizip…) düşünmeye devam ederseniz;
Aslında… Ankara için yazılmış,
iz bırakan bir “Ankara şarkısı” pek yoktur.

Çünkü, rahmetli Hocam Kurthan Fişek’in tabiriyle,
“sevimli bir Balkan Başkenti” olmaktan ibarettir Ankara ! (İbaretti…)
Ve bu haliyle, Aka Gündüz Kutbay’ın güftesi ve Halil Bedii Yönetken’in bestesinde,
ona pek yaraşır, “yoktan var edilmiş ilk şehir sensin…” iltifâtı.

Ama yine bu sebeple,
kaç imparatorluğun başını yemiş İstanbul,
kendini hâlâ pâyitaht sanır da pek yüz vermez Ankara’ya; (Yüz vermezdi…)
İzmirli de “köşeyi dönünce deniz çıkmıyor…” diye horlar üstüne… (Horlardı…)

Umarım; Cumartesi günü yaşadığımız felâketten sonra,
“katliam için neden Ankara’nın seçildiği” üzerinde gönül gözüyle düşünülür ve
“Ankara’nın neden ayrıcalıklı olduğu”nu,
“anlamayanlar” da anlar…

Evet; şarkısı yoktur !
Ama bir türküsü vardır ki,
bir konserinde onu takdim ederken
sözü şöyle bağlar Ruhi Su:

“…şimdi türküler bilirsiniz, yaşayan bir varlık gibi,
daima yeni zamanlara, yeni zamanların gerçeklerine
uyarak, uygulanarak, hayatlarını sürdürürler…
Eski bir hâtırayı düşünür gibi, şimdi beraber;
‘Ankara’nın taşına bak…’ söyleyelim…”
(https://www.youtube.com/watch?v=39SjiwAxrQg)


Sözleri zaman içinde çok değişmiş / değiştirilerek okunmuştur.
Aslı, Kurtuluş Savaşı yıllarından kalmadır.
Meselâ bazen, satır sonlarında "pek şanlıyız" da denir.
1930’lu yıllarda, Hulusi Suphi Karsel tarafından derlenmiştir.
Mahmut Ragıp Kösemihal ve Hulûsi Suphi Karsel’in
“Ankara Bölgesi Musikî Folkloru /
Halk Ezgi, Çalgı ve Ayak oyunları Hakkında Notlar 1)
kitapçığında (İstanbul, 1939) bu haliyle yer alır.

Bazı ağızlarda, ilk nakarat satırı, yazının başlığındaki gibi;
ikincisi, “Uyan uyan Gazi Kemal, şu Feleğin işine bak…” diyerek,
sonuncusu da, “…sen gösterdin paşam bize böyle günde doğru yolu”
kadirbilirliğiyle okunan türkünün menşei ile ilgili,
son yıllarda, yeni spekülasyonlar pek moda.
Meydan boş kalınca, ağzı olan konuşuyor tabii…

1923’lü babam, “10. Yıl kutlamaları”ndan da önce,
“Biz Yunan’ı esir aldık / Şu Feleğin işine bak…” diye söylediklerini anlatırdı;
Ölünce kadar da böyle mırıldandı…
Cumhuriyet kuşağı için, Ankara bir “sembol”dü ! (Hâlâ öyledir ve hep öyle kalacaktır !)
O halde, İzmir’den esaslı bir selâm gönderelim de;
“Hepimiz Ankarayız…” diyebilelim bugün…

X