"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Tramvay Projesi, “pahalı bir kent mobilyası”dır…

Hani Facebook soruyor ya, mütemadiyen ; “ne düşünüyorsun ?” diye.

 

Ve pek çoğumuz, nezaketimizden, “asıl düşündüğümüzü,

kullanmak istediğimiz -ağız dolusu ve okkalı- sözcüklerle” anlatamıyoruz ya ?

Bu sefer tersini yapmaya karar verdim.

Eski bir dostun, “şunu düşünüyorum” cümlesinden yola çıktım.

 

“Trafik, bu kadar mı rezil edilebilir ?

Bu kadar mı yavaş ve laubali çalışılabilir ?

‘Pek çoklarının saydırdığı AVM inşaatlarında,

acaba neden 3 vardiya çalışılıyor ?’ diye de,

merak etmez mi insan ?

Kentlinin bu kadar hiçe sayıldığı,

bu kadar zahmetli, kötü ve pahalı bir plânlama olabilir mi ?

/… Buradaki iş, güç, zaman, moral ve yakıt kaybı,

birkaç tramvay projesini finanse eder !” şeklindeki uzun isyan;

gerçeğin sesi olmasının ötesinde,

bir o kadar da hazin ve aşağılayıcı geldi…

Çünkü, hemen arkasından, benim de aklıma,

“böyle anlamsız birkaç tramvay projesi,

acaba kaç tane -sonuç odaklı ve mutluluk üreten-

deniz yolu projesini finanse eder ?” sorusu takıldı elbette.

 

Bu mukayeseyi yapabildiğimiz gün,

bu mukayeseye gücenmediğimiz gün,

bu mukayeseyi yapanları, “İzmir düşmanı istemezükçüler”

ilân etmediğimiz gün; pek çok şey yoluna girecek aslında.

 

Çünkü bu basit mukayese, özünde,

öncelikle bir “fayda-maliyet” ilişkisi sorguluyor.

Çünkü, “bitince güzel olacak” söylemi,

denize girmeye çekinenleri ferahlatmak için söylenen

ve “soğuk ama girince alışıyor insan” yollu,

düşük profilli zekâ mazeretinden çok da farklı değil !

 

Ama… Önünden dahi geçilmemiş lokantalar için

“kulaktan dolma Alaçatı güzellemesi” döşenmek varken,

“1990’lar üstüne, ‘neydi bir zamanlar’ diye ‘nostalji’ (?!) yazıları” döktürmek varken,

bedeli mukabili, “mucize portreler” yaratmak varken,

“kıymeti kendinden menkul, etnik kaşımalar” ile “aydın” görünmek varken,

kim uğraşacak “araştırmacı gazetecilik” ile ?

 

“Acaba, dünyanın neresinde,

bu kadar kötü ve verimsiz kullanılan,

bu kadar güzel ve ferah bir körfez var ?”

sorusunun yanıtıyla hangi medya ilgilenecek ?

 

“Kentliyi, denizle tekrar buluşturacağım” diye yola çıkıp,

“kentliyle deniz arasına, bir çizgi daha çizmek” fikrinin,

hangi plânlama dehasının icadı olduğunu,

“kim merak edecek ?”

 

Bu soruları, ne yerel yönetimler, ne yerel medya, ne de kentin üniversiteleri soruyor.

Sadece Facebook soruyor… “Ne düşünüyorsun ?” diye. Halimize bakın…

X