"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Thales, “Haroşo”ya dikkat çekerken…

Sezon açılışına 10-15 dakika var; Ceyhan Olten ile yan yana oturuyoruz konserde…

Diğer tarafıma da Miletos’lı Thales gelmez mi ? Hemen konuşmaya başladı: “Yazılarını okuyorum evlât…” dedi, “fena değil, fena değil… Felsefeci halimle kolay anlıyorum da, matematikçi kimliğimle karışık geliyor bazen. Bizim Miletos için yazdıklarını da gördüm, son iki yazında. Hattâ, ‘lâfın düzünden anlamayanlar için, gereken açıklama gelmezse, bir sonraki yazıda, -iki ters bir yüz- anlatmayı deneyeceğim’ demişsin. Yedi Bilge’den biri olarak diyorum ki; Yanlış ! Bir Geometri ustası, bir Astronom olarak, ‘şiş örgüsü çeşitleri bahsinde’, daha iyisinin yapılabileceğini iddia ediyorum...”

 

Bu kuvvetli giriş cümlesinden sonra, itiraf etmeliyim ki, ikimiz de biraz şaşırdık. “Siz daha iyi bilirsiniz, elbette… Peki nasıl anlatalım ?” diye sormak zorunda kaldım. “Bak” dedi. “Şiş örgüsü tekniğinin, siyasete (Ceyhan Bey’e doğru eğildi…), hattâ sanata yansıması, tahmininizin çok ötesinde, ezoterik bir ilişki yumağıdır. Bunu, benim gibi ikinizden de çok yaşlı bir adamdan duymak tuhaf değil mi ?”

 

“…Sizin kavminiz, bizden bin yıllar sonra, Anadolu’da, Cumhuriyeti ilân ettiğinde,  örgü tercihiniz ‘Selânik’ti. Selânik örgüsü, elâstik bir yapıda olduğundan, sıcak ve samimi bir dokuda biçimleniyordu. Fakat bu örgünün bir dezavantajı vardı; kullanırken özen gösterilmezse, esneyip sarkma yapabiliyordu. Üzerinden 90 sene geçmeden, bu deformasyonu başardınız ! Ama siyasetçilerinize bu ‘kullanım hatası’ dahi yetmedi. Çünkü Selânik örgü de ‘gerçek ve yalancı’ olmak üzere ikiye ayrılıyordu...”  Yüzlerimizdeki hayret ifadesini görünce, daha da keyiflendi ve elleriyle, parmaklarıyla târif etmeye başladı: “…Gerçek Selânik şöyle örülür: ‘1. sıra; 1 kenar ilmek, 1 düz, 1 ters, 1 düz devam edilir, sonunda bir kenar ilmek... / 2. sıra: 1 kenar ilmek, 1 ters, 1 düz örmeden alınır ve şişin üzerine 1 dolama yapılır filân; uzatmayalım…’ Bu şekilde örüldüğünde, ‘parçanın önü de arkası da aynı desende olur. Yani bu örgünün içi dışı birdir, felsefî olarak da gizlisi saklısı yoktur’. Oysa, yalancı Selânik’te 3 ters, 1 düz kullanılıyor. Göremediğiniz yüzünde farklı bir desen oluştuğu için, görmediğiniz gizli gündem, sessiz sedasız şekillendi…”

 

“Gözden kaçırdığınız şuydu: ‘1 düz sıranın üzerine 1 ters sıra örülerek oluşan örgüye, düz örgü’ deniliyor. ‘Ama her sırayı ısrarla ters örerseniz’, ‘haraşo’ yapmış olursunuz. Bu durumda, ‘2 ters 1 yüz’e şükredip, kaderinize razı mı olacaksınız ?. Yani, Miletos’un perişanlığına dikkat çekmek istiyorsan, ‘2 ters 1 yüz’le yetinme ! Anadolu’nun hâli ‘haroşo’ya dönmüş; ondan bahset biraz ! İtiraf etmeliyim ki, ikimiz de sarsılmıştık. “Neyse… bu günler de geçer. Asıl, başka  bir konuda sitem edeceğim sana..” diye üsteledi. “Hayrolsun” diyebildim.

 

“…İlk yazında, ‘-hayalbâz- tarafım’ diyorsun… Hemen Kervansaray’ı butik bir otele çeviriyor. Efes Havalimanına ve Kuşadası Marina’ya getirilen dünyanın zenginlerini buraya transfer ediyor, yatırıyor, ‘antik dönem yemekleri’yle doyuruyorsun. Miletos’u, Didyma’yı, Apollon Tapınağı’nı da kapsayan bir tur düzenliyorsun. İsteyenlere, dönem kostümleri giydiriyor, kâhinlerle tanıştırıyorsun... Gece de, misafirleri anfi tiyatro’da ‘Viyana Oda Orkestrası ve Fazıl Say’ ile buluşturuyorsun, filân…” “Çok samimiyim Efendim; peki bunun neresinde yanlışlık var ?”

 

“Yanlış değil eksik… “ diye devam etti Thales. Methederken, sitemini Ceyhan Bey’e de bulaştırdı: “…Benden ve 7 tonlu ölçüyü bulan Terpandros’tan hiç söz etmemiş ama, bak program kitapçığına ne yazmış Olten ?  “…Homeros’tan bu yana bilindik 4.000 yıllık bir tarih. Sokrates’ten aydınlanma çağına, oradan günümüze, evrensel kütüphanenin raflarında, insan aklını yücelten binlerce kitap. Pygmalion’dan Donatello’ya ve Picasso’ya insanın ruhsal devinimlerinin ve duygusal tepkimelerinin ürünü binlerce resim, binlerce heykel. Montaverdi’den Mozart’a ve Debussy’e insan onuruna yönelmiş milyonlarca nota. Bu evrensel sanat galerisine toplum olarak ne kadar katkı koyabildiğimizi hiç düşündük mü ? Sanat takdir edilmediği yerde durmazmış. Her halde o yüzden, zarafet bir ufuk çizgisi gibi; biz ona yaklaşmaya çalıştıkça o bizden uzaklaşıyor…”

 

“Bilmece gibisiniz” diyecek oldum. Sanıyorum Ceyhan Bey, benden bir adım öndeydi; çünkü bıyık altından gülümsüyordu… Thales devam etti; “Ne işi var Viyana Oda Orkestrası’nın bu resmin içinde ? OLTEN Filarmoni’yi götürsene Maestro YAZICI ile anfi tiyatro’ya…” Küçük bir sessizlik yaşadık. “…Bir matematikçi olarak toparlayayım” dedi. “-Açık hava müzeleri-, ‘takdir görmedikleri yerden gidemezler ama, kıymetini bilmeyenlerin elinden uçması da, güçlü olasılıklar arasındadır. Cemiyetinizin haraşo tercihidir, sizi zarafetten uzaklaştıran. ‘Abdesthâne ibriğiyle, Çeşm-i Bülbül sürahiyi birbirinden ayıramayan zihniyetten, daha fazlasını bekleme…’ Yazılarını okuyorum evlât ! Konser başlıyor, sustum…”

X