"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Medyanın festivalle imtihanı (Otur sıfır!)

KULAĞIMA geliyor,

sevgili Deniz Sipahi’ye kızanların sayısı bir hayli fazla... Neymiş? “Siyasette bülten gazeteciliği yapılıyor” diye yazılar yazıyormuş. “Dönen tekere çomak sokuyor” diye bozuluyorlar, “pişmiş aşa soğuk su katıyor” diye de... Aslında herkes kendine göre haklı. Sevgili Sipahi, “doğru bildiği”ni söylüyor. Bu eleştiriden rahatı kaçanlar ise “statüko bozulmasın” diye homurdanıyorlar.

Bir de Deniz Sipahi’ye kızmayan “uyanık”lar var. Onlar bu tespiti “yeterli buldukları için” daha tehlikeliler aslında... Medyadaki statükonun “meslekî yetkinlikten nasibini almamış” labirentlerinde “bülten gazeteciliğini sadece siyaset gündemiyle sınırlı gibi” göstermek isteyenler bunlar... “Sanatta bülten gazeteciliği” ne olacak?

İşte son örnek: DHA’dan Mehmet Kurt, (altını kendi haberinde usta muhabir gözlüğü ile çeşitlendirdiği) bir bülten geçmiş. Başlık şöyle: “İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından düzenlenen 31’inci Uluslararası İzmir Festivali, Yunus Emre Oratoryosu ile başladı.” O kadar acınacak haldeyiz ki, 1-2 önemsiz istisna hariç (artık doğru dürüst bölge gazetesi de kalmamış olan) İzmir’den sanal medyaya seslenen haber portallarının hepsi, hem bu başlığı aynen kullanmışlar, hem de bültenin içeriğini... Bu kaynağı yaratıcı bulmayanlar da (?!) onun yerine İKSEV Basın Danışmanlığı’nın bültenindeki başlığı kesip yapıştırmış: “31’inci Uluslararası İzmir Festivali Yunus Emre Oratoryosu ile başladı...”

İnsan önce mesleğine olan saygısı kaybetmeyecek demek ki... Bu “fotokopi ile çoğaltılmış” haberlerin içeriğindeki yetersizliği, tekdüzeliği, meraksızlığı ve lezzet eksiğini bir “sanat haberi yazmak için gerekli olan yetkinlik ve birikim yoksunluğu”nu geçtim; çok mu zordur, benim bile bir çırpıda aklıma geliveren aşağıdaki basit başlıklardan birini sunmak okuyucuya? “Trende okunan Yunus Divânı 75 yıl sonra İzmir’de / İlk festivalin BİS gecesi ‘Yunus Emre’ ile yapıldı / İzmir’de bir ‘Magnum Opus’ gecesi / 31’inci Festivalde Hâtıra Defteri’nin ilk sayfasına döndük / Festival 800 yıllık libretto ile ‘Merhaba’ dedi / Festival Saygun’un ‘bir ömürlük düş’ü ile açıldı / Festival 4.5 ayda bestelenen oratoryo ile başladı.”

Bakınız, ben iş edindim, bülten ve haberleri taradım. Merak eden çıkarsa, biri de şunu araştırsın lütfen: “31’inci festivalin açılışı ile ilgili İzmir medyasında yayınlanmış 1 tane (yazıyla bir) köşe yazısı” var mı acaba? Bu sorunun yanıtına ulaştığınızda “sosyal ve kültürel iktidar” fikrinin gündeme servis edildiği şu günlerde, “İzmir’de sanatı manşete taşıyamayan yerel medya”nın “yerelden ulusala, oradan küresele uzanan vizyondan habersiz” maalesef kendini yiyip bitirdiğini de fark etmiş olacaksınız.

Birkaç yıl önce, “28 bin nüfuslu Avusturya-Bregenz’de düzenlenen festivalin 20 milyon euro olan bütçesiyle başlayan bir yazı yazmıştım. Etkinlikleri yılda 260 binden fazla kişinin izlediğinden, festivalin doğrudan yarattığı ekonomik etkinin 160-175 milyon euro, yarattığı katma değerin 100 milyon euro’nun üstünde olduğundan, festival için yapılan 1 euro’luk yatırımın 4 ila 5 euro’luk bir getiri sağlamakta olduğu hesaplandığından” bahsetmiştim. Burun kıvıranlar olduysa da, üstüne, değerli okuyuculardan başka festivallere ilişkin “çok daha çarpıcı” örnekler de gelmişti, sizlerle paylaşmıştım.

Bu sene de becerebilirsem “İzmir’in perişan halleri”yle mukayese ettiğim (ve yine temmuz–ağustos aylarında düzenlenecek olan) bu festivalin “Vorarlberg Eyaleti yerelinden Avusturya basınına yansıyan” medya öyküsünü sayılarla köşeme taşıyacağım “ibret-i âlem için...”

Kimse kızmasın, Deniz Sipahi haklı!
“Bülten gazeteciliği” altını oyuyor medyanın.
Lâfı dolaştırmayalım: “Otur sıfır!”

X