"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Karanfil Kokan “Kasımpatı…”

 “İçeri”den,

 

 

“…Haberin var mı taş duvar ?” diye soran Ahmed Arif’in,

“…Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

Zulamdaki mahzun resim,

Haberin var mı ?

Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,

Karanfil kokuyor cıgaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...” diye seslenen

(ve herşeye rağmen) “umut kokan” dizelerine nazire olarak;

 

“Billboard’larına -neler gelmiş- Şehrimin ?” yakıştırmasını, birkaç yıldır, yeri geldikçe kullanıyordum… Takdir edersiniz ki, “billboard”lar, değişen gündemle tazelendiği varsayımıyla (?!), ciddî bir yerel esin kaynağı gibi görünse bile, köşe yazıları için, tek başına ve sürekli gündem üretmek üzere, pek de elverişli bir malzeme sayılmaz. En azından bu haftaya kadar böyle bakıyor ve böyle hissediyordum..

 

İzmir Büyük Şehir Belediyesi, Bilboardlara, çok yaratıcı bir ilân vermiş; diyor ki,

“Son Kasım’a kadar…”

 

Madem ki bu yazı, Ahmed Arif’ten bir “intihâl” üstüne yazıldı. O halde, “elimizi korkak alıştırmayalım”. Bitirirken, Antik çağdan kalma bir öykünün betimlediği, “ayrılık sahnesi”ne uzanalım… Bu akşam, “Gazi’nin hâtırasına kalkacak kadehler”inizi, daha sert vurun birbirine ! Kadehler, paramparça olsun (ki zaten olacaktır) teessürden… Sonra herkes, bir başkasının kadehinden küçük bir parçayı saklasın. Bir parça da “Gazi’nin kadehindenmiş” gibi yapın; mahsusçuktan… Onu da saklayın !

 

(Öykünün başına dönersek…) İşte o küçük parçalara, “simbolin” adı verilmiştir. “Çok şey ifade eden küçük parçacıklar”a, “sembol” denilmesi, Antik çağdan kalma bir âdettir.

 

İzmir Büyük Şehir Belediyesi, Bilboardlara, “çok özel bir sembolden beslenen”, çok yaratıcı bir ilân vermiş; diyor ki, “Son Kasım’a kadar…”

 

Metin yazarını bilmediğim ve “sıradan” gibi görünen “küçük bir dokunuş”, İzmir sokaklarında, nasıl da “büyük anlam yüküyle donanmış, bir niyet ve kararlılık gösterisi”ne dönüştürmüş “10 Kasım”ı; farkında mısınız ? Yeri geldiğinde , “en sert eleştirileri” sakınmadığım “Büyükşehir”i, ayakta alkışlıyorum…

 

Zira, “10 Kasım’ın temsil ettiği ayrılık”, hayli demdir; birbirimizi, “haberin var mı ?” diyerek dürtmek için, “hayatımızda, çok şey ifade eden küçük bir parçacık” kimliğiyle, bir “buruk vesile”ye dönüşmüş vaziyette.

 

“Memleket Halleri” de, “İçeri”den yazmaktan pek farklı değil zaten !

Büyük resmi,

“…Billboardlarında -Son Kasım- kararlılığı var memleketimin...” diye okumak,

(herşeye rağmen) “umut kokan” dizelerden daha eksikli görünmedi bana.

 

“Kasımpatı” kalbimizde ama,

Bu ilâna bakınca,

sizin de burnunuza, “karanfil kokusu” gelmiyor mu ?

 

X