"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

İzmir’e haksızlık yapılmasın!

Yoook, bu sefer gözüm üstünüzde...
İzmir’de vasat bir çözüme artık razı değilim!
Haydi alıştık, Ege denizindeki depremlerden sonra bile, “Acaba İstanbul’daki büyük depremi tetikler mi?” manşetlerine.
Ama her şeyin bir haddi ve bizim sabrımızın da bir sınırı var.
Diyeceksiniz, “Ne oldu?” Daha ne olsun?
Efendim, ana muhalefet partimiz, geçen hafta, İstanbul İl Başkanlığı’na bir atama yaptı ki, “Çığır açtı” desem, yetmez. “Çağ atlattı” desem kâfi değil.
Canım, “inovasyon gibi AR-GE gibi” bir şey işte.
E, ister istemez insanın gözü kalıyor tabii.
Hani, “olan var olmayan var” misali...
CHP kendisinden beklendiği üzere yine derin bir basiret örneği sergileyerek, “ağabey formülü” adı verilen yepyeni bir çözümü vitrine taşıdı.
Kılı kırk yararak ve çok aramış olmalılar ki, cikletten sayın Murat Karayalçın çıktı; hayırlı olsun.
Bu durumda bizler de çıtayı yükselttik elbette.
İzmir’e atanacak il başkanı da, “En az İstanbul’a atanan kişi kadar özellikli olmalı” diyoruz.
Öncelikle, daha önce sosyal demokrat bir partinin genel başkanlığını yapmış olmalı.
Büyükşehir belediye başkanlığında sivrilmişliği tercih sebebi.
Hele, Dışişleri Bakanlığı yapmadıysa, aklınızdan bile geçirmeyin...
Ayrıca hatırlatmak isterim ki, seçime filan gerek yok, biz de atama bekliyoruz.
Şimdi (İzmir’in bir eksiği varmış gibi)durduk yerde, bir de örgüt içi rekabet çıkartmayın başımıza.
Ömrünü İzmir’de geçirmiş, şehri sokak sokak bilen biri tâlip olur; uğraşırız.
Aradan 30’lu yaşlarında bir yeni yetme filân sıyrılıverir maazallah; sonra ayıkla pirincin taşını... Canlı olması bize de yeter, taze olması şart değil.
Ben ki, “Yaşlı yok, düzen yok” mealindeki Uygur atasözüne yürekten inanırım; buna rağmen bütün bir hafta sonu, “Yoksa Bernard Shaw mu haklıydı?” sorusuyla gözümü kırpmadım.
Malûm aykırı usta da diyor ki, “Sadece deneyimlerden bir şeyler öğrenilebilseydi, Londra’daki kaldırım taşları en akıllı kişiden de akıllı olurdu...”
Hâl böyle olunca dilime, “Mor Menekşe Partisi” müzikali için yazdığım, “Koltukçunun Şarkısı”ndan iki dörtlük takıldı:
“Hiç kimseye sorulmamış mazisi/ Kaşarlanmış ve yanında tazesi / Çoğu bayatlamış küflü bazısı / Metrekareye kaç başkan düşüyor?
Yırtık sökük tamir edip dikelim / Gerekirse gemileri yakalım / -Son kullanma tarihi-ne bakalım / Metrekareye kaç başkan düşüyor?”
Bak, “Demedi” demeyin; gözüm üstünüzde!

X