"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Game Over…

Ekşi sözlükte bir yazar, bilgisayar oyunlarının sonunda ekrana gelen “game over” için; “…zannedildiği gibi ‘oyun bitti’ anlamına gelmez. Zira oyun bitmez. Oyun devam etmektedir, ancak sen oyunun dışındasındır. Yani, artık yolun sonuna geldin demektir…” çevirisini yapmış.

Tam bu cümlenin felsefesini yapacaktım ki, bir başka yazarın, (resme, ‘tekrar oyna’ seçeneğini ekleyip) "…zaten, ’play again’ atraksiyonu nedeniyle hiçbir anlamı kalmamıştır…” yollu lâf sokuşturmasını görüp, makas değiştirmek zorunda kaldım. Tıpkı, 2 CHP İzmir Milletvekili’nin, “birbirini açıklayan, ya da birbirini tamamlayan” cümlelerinde bocaladığım gibi.

 

Selin Sayek Böke’nin istifa metnindeki “dolgu malzemesi”ni çıkartırsanız, geriye, partisi ve seçmeni için, tek cümlelik ve hayli çarpıcı bir “game over” görüntüsü kalıyor: “…referandumun gayrimeşru sonucunu kabullenerek hedefler ve politikalar oluşturmak, demokrasiye ve her şeyden önce demokrasi iradesini ortaya koymuş milyonlara haksızlıktır…”

 

Buna karşılık, Kamil Okyay Sındır’ın, “istifanın tek taraflı bir müessese olduğu”nu hatırlatması, araya sıkıştırılmış bir “play again” atraksiyonu gibi…

 

Oysa seçmen, iki konuşmadan da, gönlünce birer cümle cımbızlayıp, ihtiyaca göre sündürüp, şunu söyleyemiyor maalesef: “…gelinen noktada mevcut yönetim anlayışının parçası olmayı uygun bulmuyorum / Farklı bir yapılanmanın bir adımı, aşaması olarak ortaya konmuş olmasını dilerdim…” Bu cümleyi bir kez kurabilse, “CHP felsefesinin, seçmenine revâ gördüğü, seçeneği olmayan köle kaygısından sıyrılıp; bu isim CHP’ye haram” noktasına da gelecek. Tıpkı Metin Eloğlu’nun “game over” çağrıştıran “Eloğlu” şiiri gibi:

 

“…Eloğlu binlik bozdurur, Ben bozduramam / Eloğlu başını yastığa kor komaz uyur, Ben uyuyamam / Eloğlu sofrasında dokuz türlü, Benim aç yattığım olur bazen / Benim evim gecekondu, Eloğlunda apartıman / Eloğlunda ince müzik, Benimkisi aman aman / Benim kuru başım bana yeter, Eloğlunda karı kızan / Ben keçileri kaybettim, Eloğlunda usta çoban / Bu soyadı bana haram…”

 

“Tam bu cümlenin felsefesini yapacaktım ki… “diye başlamıştım yazıya; yarım kalmasın. CHP’li seçmene,  Melih Cevdet ANDAY’ın “Defne Ormanı” şiirini de,  “play again” niyetine armağan ediverelim:

 

“…Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri  için felsefe yapıyorlardı, çünkü / Ekmeklerini köleler veriyordu onlara; / Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı, / çünkü ekmeklerini  Köle sahipleri veriyordu onlara. / Ve yıkıldı gitti Likya… / Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü / Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara; / Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü / kölelerini Felsefe veriyordu onlara. / Ve yıkıldı gitti Likya… / Felsefenin ekmeği yoktu, / ekmeğin Felsefesi. / Ve sahipsiz felsefenin Ekmeğini, / sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi. / Ekmeğin sahipsiz felsefesini / Felsefenin sahipsiz ekmeği. / Ve yıkıldı gitti Likya… / Hâlâ yeşil bir defne ormanı altında…”

 

 

Başlık mı ?

Hani Türkçe yazarak kendimi anlatamadım;

bir de İngilizce deneyelim dedik.

X