"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Eski Otogar Camii “Göleti...”

Okuyacaklarınızın, “72 saattir hiç durmadan yağan yağmur” ile hiçbir ilgisi yoktur !

 

Yani, sakın ola ki, “aşırı yağış sebebiyle olmuştur” diye, özgün bir projeyi hafife almayın. Çünkü, aylardır ayağımıza gelen, (veya ayağımızla oralara gittiğimiz / ne fark eder ?) “hizmette sınır tanımayan bir belediyecilik anlayışı”ndan bahsediyoruz burada !

 

“Eski Otogar”ı bilenler; bu camii de hatırlayacaklardır. Halkapınar metro istasyonu ile Halkapınar tramvay son durağı arasındaki yaya yolu üzerinde kalıyor. Hattâ yolcular, (özellikle yaşlılar, elinde yükü olanlar, çocuklar bile) bahsettiğim iki istasyon arasındaki, (yer altından yapılmış, sıcak, soğuk, güneş ve yağmurdan koruyan, havalimanlarındaki gibi, yürüyen bant ile kolaylaştırılmış tünelden geçmek yerine, ısrarla...) bu parkuru tercih ettiklerine göre, buraya “yürüyüş ya da gezinti parkuru” demek, aslında daha bile doğru olabilir. İşte bu camiin tam önüne bir “gölet” inşa etmiş, İzmir Büyükşehir Belediyesi. Birkaç senedir faal... Mutlaka görmüşünüzdür, ama “alıcı gözüyle” bakmadığınız için, bu nadide rekreasyon bölgesini ıskalamış olabilirsiniz. “Gölet”, 7/24 hizmete açık değil maalesef. Sadece yağmurlu havalarda hizmet veriyor. Nasıl mı ? Diyelim ki, Bornova istikametinden geliyorsunuz; Halkapınar’da inip, Hocazâde Camii’ne gitmek için, tramvay’a bineceksiniz... Ya da tam tersi. Alsancak Garı’nın önünden tramvay’a bindiniz, Halkapınar’da aktarma yapıp, EVKA 3 son durak’a gideceksiniz. Hah, işte bu hizmet; tam sizler için ! Yürüyerek, aradaki “gezi parkuru”nu yarıladığınızda, yürüme yönünüze göre, sağınızda veya solunuzda kalıyor gölet. Metro’nun merdivenlerinden inmişseniz sağınızda, tramvay istasyonundan geliyorsanız, köşeyi döner dönmez, solunuzda...

 

Küçük bir gölet tabiî; ama fonksiyonel... Fazla müşkülpesent de olmamak lâzım. Lâf olsun diye eleştirmeyin herşeyi ! Bir göletten ne bekler vatandaş ? Görsel olarak “su akar, deli bakar” konsepti sağlanmış bir kere.  Yolu yarılamış yolcuların, bir “sigara molası” ihtiyacı olduğunu düşünün; insan, kendini deniz kenarında farzedip, manzaraya doğru bir tane tüttürmez mi, hiç ? Yok, oradan oraya koştururken “sıkıştınız mı ?” Camiin WC’si (paralı ama) ihtiyaç gidermek için amâde; gölete nazır helâ... Olmadı, (hazır mesire yeri gibi düzenlemeyi bulmuşsunuz) suyun kenarında, “birşeyler yemek” mi çekti canınız ? Hemen köprü altında,  (zâbıtanın himâyesinde) “çay, kahve, gevrek, meyve suyu...” satılıyor. Sıcacık, tazecik, hijyenik... Tramvay tarafında ise “acıbadem kurabiyesi” var. Ne ararsanız yani; aklınızdan ne geçiyorsa... Grup halinde mi yürüyorsunuz ? “Özçekim” yapmak için oluşturulmuş “doğal bir plato” burası. Basın deklanşöre; işte size “İzmir Modeli Hâtırası...” Daha ne olsun ?

 

Ama insanoğlu nankör ! Gözü doymaz. İstedikçe ister. Diyelim ki, “müzevir”in biri, aklına daha fazlasını taktı ve belediyeden “imkânsız”ı istedi. Şöyle geçirdi içinden; “Ben” dedi, “sakin sakin, kendi halimde yürürken, veya dünya telâşına kaptırmış paçamı, hızlı hızlı, bir yerden bir yere yetişmek için koştururken, göletin üzerinde bir  ‘Hovercraft efekti’ yaratılsa, fena mı olur ?” Yeter ki isteyin ! Siz kiminle dans ediyorsunuz ? Köprü altına yanaşan Belediye otobüslerine, “göletten geçerken sakın yavaşlamayın” tâlimatı verilmiş zaten. Biraz göle dalan “Camış” (Lâtincesi Bubalus Bubalis) tarzında oluyor geçişler ama, ana muhalefetin de, “millî ve yerli” bir yaklaşım sergileyebileceğini göstermesi bakımından; o da kabulümüz... O kadar canlı ve başarılı ki bu mizansen, ister gözlerinizi “hava yastıklı tekne”ye daldırın ve sırılsıklam ıslanın; ister, suların sıçrama ahengine ayak uydurarak zıplayın ve (bedava sunulan) “gün içinde sağlıklı bir yaşam için spor” fırsatından yararlanın.

 

Sadece, geçen gün, panikledim bir ara... Belediyenin “arazöz”ünü gördüm; göletin suyunu boşaltmaya çalışıyordu. “Aman” dedim can havliyle, “3 kuruşluk keyfi vardı vatandaşın; onu da yok edecekler...” Epeyce uğraştı. Ama proje sağlam tabiî; çekti çekti baş edemedi. 1 santim azalmadı göletteki suyun seviyesi. Sonunda teslim oldu görevliler. Bırakıp gittiler. Bana da, bu “sapay -yapay değil - zekâ projesi”ni sizlere duyurmak kaldı. Büyükşehir adayı açıklanmadan (100 yıl savaşları gibi bir menzilde yani...) “Durak Tasarımında İzmir Modeli”ni de anlatacağım sizlere...

X