"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Caz Afişlerinde “Abdülhamit Vurgusu...”

Festivali, bu köşeden, “Billboard’larına İKSEV gelmiş şehrimin…” diye duyurduğumuz oldu. “İzmir’e ‘Yaz’dan önce ‘Caz’ gelir...” dedik bir seferinde. “Caz’ın Yaz Hali” başlığını atmaya niyetlendik... Derken, “İzmir’de, ‘Uçan Piyano’lu Caz Festivali”ni de gördük... Ve geçen yıl, koca bir “çeyrek yüzyıl”ı geride bırakan, İzmir Avrupa Caz Festivali, bugünlerde, 26. kez “görücüye” çıkmaya hazırlanıyor.

 

Biliyorsunuz, festivalin “müzikal vurgusu” kadar, ideal ve geleneğe dönüşmüş, bir de “görsel” yüzü var. Sanatseverler için, “adetâ bir uvertür heyecanı” ile bekleniyor; etkinliğin afişi... O halde biraz “kulis”e uzanalım:

 

İzmir Avrupa Caz Festivali’nin afişini seçmek için açılan, “17. Caz Afişi Yarışması”na, Türkiye’nin hemen her yerinden 535 afiş katılmış. 13 afiş, şartnamenin gereklerine uymadığı için değerlendirme dışı kalınca, bunlardan 522 tanesi değerlendirmeye alınmış.

 

Cihangir Elmaskaya, Prof. Dr. Hakan Ertep, Hüseyin Ekinciler, Kutsal Lenger, Maksude Kılınç, Okan Özgen ve (İKSEV Temsilcisi) Ayşe Perin Tatari’den oluşan seçici kurul, hayli zorlu bir mesaiden sonra 40 afişi sergilenmeye değer bulmuş. Bu çalışmalar içinden, birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülleri yanında, “1 tane” de, onursal anlamda “özel ödül” belirlenmiş.

 

Seçilen 40 afiş, şimdilik İKSEV’in facebook sayfasında sergileniyor. Sonuçlar, bir hafta sonra açıklanacak.  Çünkü, sergilenmek üzere seçilen afişlerde, bazen, “stok sitelerinden alınan örnekler üzerinde, küçük değişikliklerle yaparak; yani ‘aşırı esinlenme’ yoluyla tasarlanmış çalışmalar”a da rastlanabiliyormuş. Yarışmanın amacı, “genç tasarımcıların yaratıcılığını geliştirip teşvik etmek” olduğu için, “seçilmiş bile olsa”, “finalin finali”nde, böyle bir “elek” daha kullanılması gerekiyormuş.

 

Artık, sonuçların açıklanmasını ve Festivali bekliyoruz. Beklerken;  “...Bu yıl, ilk kez afişlerin basılı olarak değil de CD formatında istendiği, değerlendirme ve seçimin, yüksek çözünürlüklü iki ekranda, ışıktan arındırılmış bir odada yapıldığı, katılımın sevindirici şekilde çok ve tasarım kalitesinin geçmiş senelere göre oldukça yüksek olduğu, bazı tasarım fakülteleri,  ‘caz afişi yarışması’nı, bu yıl da vize ödevi olarak verdiği için, aynı okuldan ve sınıftan katılımlar olduğu,

hattâ, bu yıl ilk kez, ‘boş zarf’ ile katılıp,  ‘bunun arkadaş (?!) şakası olduğunu söyleyen ve aslında gülmece yarışmasına katılması durumunda,  şansının daha yüksek olacağı düşünülen’ bir zarf da alındığı...” notlarını da, “meraklısı için” paylaşmış olalım.

 

Görsellere şöyle bir göz attım da; (artık esasa dönüşmüş) bir ayrıntı dikkatimi çekti. 17 senedir, afişlerde, Avrupa Caz’ına ilham veren “Usta”ların (Meselâ Mozart’ın...) esinti ve gölgesine, “hiç” olmasa da, “pek” rastlanmadığını gördüm.

 

Buna karşılık, bazı genç tasarımcıların,  (Caz’ın “özgürlükçü ruh”unu, “Devr-i Saltanat”ının yönetim dinamikleriyle birlikte yorumluyor olmalılar ki), ısrarla, bıkmadan ve usanmadan, “Sultan II. Abdülhamid’in, tahta çıkışının 25. Yılı” için yaptırılan “Saat kulesi” (ve bir de saksafon) klişelerinden vazgeçemediklerini fark ettim. “Bu” dedim, içimden; “tarihe, tasarımdan daha az ilgi duydukları” için olabilir. Sonra da, “haydi iyi tarafından bakalım” diye, düzelttim kendimi; “...Kulenin mimarının Fransız Raymond Pere olması, ya da alınlığındaki saatin, Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiş olması...” Size de, yeterince “Avrupa vurgusu” gibi gelmiyor mu gerçekten ?

 

 

X