Siz tehlikenin farkında mısınız!

FETÖ ile mücadelede yan yana olacak kişi ve kurumlar bir kez daha karşı karşıya.

Haberin Devamı

İktidar ve muhalefet işbirliği yapacağına, FETÖ üzerinden birbirlerini yıpratma peşinde. Çok şanslı bu FETÖ. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un açıklamaları “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmasını bu kez ciddi olarak alevlendirdi. FETÖ’cüler köşeden olup biteni keyifle izliyor.

Siz tehlikenin farkında mısınız

Böyle olacağı yıllar öncesinden belliydi.

Şimdi sizi üç yıl önceye, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne götüreceğim. Tarih 25 Ekim 2016, saat 18.35...

Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile ilgili kurulan Meclis araştırması komisyonu toplantı salonunda ifade veriyordum. Karşımda AKP, CHP, MHP ve HDP’li milletvekillerinden oluşan komisyon üyeleri vardı. Onlar beni dinliyordu ama ben onları gözlemliyor, sorularından ve yaklaşımlardan bugün yaşanan tartışmaların ipuçlarını görebiliyordum.

Haberin Devamı

O yüzden konuşmamın bir yerinde, tüm parti temsilcilerine, TBMM komisyon tutanaklarına da geçen şu sözleri söyledim:

“Hani bir laf var ya, ‘Tehlikenin farkında mısınız?’ diye. Bence bütün partiler, burada CHP, HDP, AKP, hepsi... Kimi yakın olmuştur, ilişki kurmuştur, kimi televizyona çıkmıştır ya da onların atamasını yapmıştır, desteklemiştir, ne istediyse vermiştir. MHP dahil bu örgütten mağdur olmayan hiçbir parti yok. Toplum, bir koca toplum mağdur oldu. Ama bakın, en son anketlerde toplum yüzde 95 oranında FETÖ’yle mücadeleyi destekliyor.

Bunun lütfen kıymetini bilin. Ne iktidar muhalefeti suçlayıp kriminalize ederek bir yere varabilir ne de geçmişte yaşanan acılar tekrar tekrar hatırlatılarak. (...) Milletin, 15 Temmuz’da insanların böyle kahramanca o tankların önüne atlamış olmasından daha erdemli bir şey yok. Hepimiz buna, o insanlara adalet borçluyuz, o insanlara özgürlük borçluyuz, onların çocuklarına, hepimizin çocuklarına bir gelecek borçluyuz. Size yalvarıyorum, yalvarıyorum, yalvarıyorum. Diyorum ki: Siyasi tartışmaları bir tarafa bırakın, birlik olun. Karşınızda FETÖ diye bir örgüt var. İnanınız ki her an, her yerden hepimizin içine sızabilir.” (Kaynak:https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1748)

Haberin Devamı

Sözlerimin ve yalvarmalarımın boşuna olduğunu kısa süre sonra gördüm. Önce CHP’li üyeler, “15 Temmuz kontrollü darbedir” diye bir şerh yazdı, ardından AKP’li komisyon başkanı Reşat Petek, raporun tanıtımında kameralar karşısına elinde FETÖ elebaşının yıllar önce bağış yaptığına dair sahte bir makbuzla çıktı. O gün bugündür değişen bir şey yok. FETÖ ile mücadeleyi sadece siyasi rakibini yıpratmak için kullanan sığ siyasi tartışmalardan başka.

HSK açıkladı, ihraç edilen 4 bin dolayındaki FETÖ’cü hâkim ve savcı dışında 468 kişi hakkında soruşturma ve inceleme var. TSK içinde, hakkında FETÖ’den işlem yapılan 23 bin 324 kişiden 17 bin 500’ü ihraç edildi. Emniyet kayıtlarına göre 18 bin kişi daha tespit edildi. Bunları sorun etmeyen siyasetçiler, hiçbir sonuca varamayacakları bir tartışmaya giriyorlar. CIA’in yan kuruluşu Rand Corparation bir rapor yayınladı ve “Orta kademe subaylar tasfiyeden rahatsız, darbe yapabilirler” diyor, Türkiye’de herkes birbirini boğazlıyor. İyi ki sayıları çok olmasa da FETÖ ile mücadeleye başını değil gövdesini, canını koymuş, savcılar, hâkimler, kolluk kuvvetleri var. Hiç olmazsa onlar tehlikenin farkında...

Haberin Devamı

SİYASİ AYAK İÇİN HERKES OY VERDİĞİ PARTİYE BAKSIN

TBMM’nin FETÖ 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’nda örgütün gelişim aşamaları şöyle sıralanmıştı:

1970 öncesi örgütün kuruluş aşaması

1970’ler örgütün temellerinin atılması

1980-1983 yılları (Sıkıyönetim dönemi: Tedbir dönemi)

1983-1989 yılları (Özal dönemi: Kitleselleşme ve siyasete nüfuz dönemi)

1990’lar (Koalisyonlar dönemi: Şirketleşme ve yurtdışına açılma)

2000’li yıllar AKP dönemi (Paralel devlet aşaması)

Raporda da belirtildiği gibi, AKP dönemi ile FETÖ paralel devlet aşamasına geçti. 2009’da Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e Davos’ta “One minute” çıkışıyla FETÖ ile AKP arasındaki görüş ayrılıkları çıktı. 2010’da Mavi Marmara olayı sonrası bu görüş ayrılığı çatışmaya döndü. İktidarla çatışmaya hazırlanan FETÖ’nün ilk yaptığı muhalefeti dizayn etmekti. Önce Mayıs 2010’da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, ardından 12 Haziran 2011 seçiminden önce nisan ve mayıs aylarında MHP’ye 10 MHP’li yöneticinin istifasıyla sonuçlanan kaset operasyonlarını gerçekleştirdi. FETÖ, 2011 seçimlerinde AKP’den milletvekili listesinde 100 kişilik yer istedi. Amacı, TBMM’de AKP’yi bölerek siyasi operasyon yapmaktı. Bu olmayınca hukuki operasyonlara girişti. 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı’nın tutuklanma girişimi sonrası 17-25 Aralık 2013 operasyonları ile savaş en üst seviyeye çıktı. Peki FETÖ o tarihten sonra ne yaptı? Siyasetçilerle ilişkisi bitti mi? Hayır, tüm gücüyle muhalefetle ilişkiye girdi. Soru önergeleri ile TBMM gündemine bile sızdılar. Düşmanı AKP’yi böyle yıkacağını hesapladı. O siyasetçilerin yanına adamlarını yerleştirdi, sahte-gerçek belge sağladı. En son, AKP’yi devirmek için 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundu. Bu aşamada bile yalanlarını muhalefete söyletmeyi başardı. Bugün istisnasız her partide bir şekilde ilişki kurduğu kişiler vardır. Büyük bölümü bunun farkında bile değil. FETÖ’nün felsefesi “Her yerde olamazsan hiçbir yerde değilsin” şeklindedir. Bunun tercümesi şudur: FETÖ’nün siyasi ayağını merak eden oy verdiği partiye baksın.

Yazarın Tüm Yazıları