Dink kararı Rahip Santoro dosyasını da açacak

14. Ağır Ceza Mahkemesi, Hrant Dink cinayetinde; Trabzon merkezli faaliyet gösteren organize suç örgütü lideri Şeniz Dervişoğlu hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Belki dikkatlerden kaçtı ama Dervişoğlu, kitaplarımda Dink cinayeti ile Rahip Santoro cinayeti arasındaki en önemli bağlantılardan birisi olarak yazdığım kişidir.

Haberin Devamı

SİLİVRİ’YE MEKTUP GÖNDERDİ

2011 yılında tutuklandığımda Silivri’ye faks yoluyla mesaj gönderenlerden birisi de Şeniz Dervişoğlu isimli organize suç örgütü lideriydi.

2010 yılında kaleme aldığım, “Kırmızı Cuma - Doğan Kitap” kitabımda; Trabzon merkezli faaliyet gösteren Dervişoğlu grubunun, FETÖ’cü istihbaratçıların gözetiminde 5 Şubat 2006 tarihinde işlenen Rahip Santoro cinayetiyle, 19 Ocak 2007 günü işlenen Hrant Dink cinayeti arasındaki en önemli bağlantı olduğunu delilleriyle yazmıştım.

Dervişoğlu da tutuklu olduğu cezaevinden bana gönderdiği faksta, kitabımda kendisini suçladığımı ama bugün benim terör örgütü üyesi olarak tutuklandığımı hatırlatarak aklı sıra kinaye yapıyordu.

Dink kararı Rahip Santoro dosyasını da açacak

Haberin Devamı

“Dink cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabını yazalı 13 yıl, “Kırmızı Cuma” kitabını yazalı 11 yıl geçti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Mart günü, benim yıllar önce yazdığım gibi Dink cinayeti arkasında devletin en üst düzeyinde görev yapan istihbaratçılar ve diğer devlet görevlileri ile FETÖ’cü gazeteciler olduğunu karara bağladı. FETÖ üyesi istihbaratçılar; Dink cinayetine, örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yön vermişlerdi. O amaç ise Hrant Dink öldürüldükten altı ay sonra başlatacakları Ergenekon kumpasıydı.

SANTORO’NIN ÖLDÜRÜLMESİ, DİNK CİNAYETİNİN PROVASIDIR

2010 yılında kaleme aldığım “Kırmızı Cuma” kitabımda, FETÖ’cü istihbaratçıların Ergenekon operasyonlarını başlatmak için rol oynadıkları ilk eylemin 5 Şubat 2006 tarihinde Trabzon’da işlenen Rahip Santoro cinayeti olduğunu ve iki cinayet olayı arasında maddi deliller bulunduğunu yazmıştım.

Hatta, “Rahip Santoro cinayeti Hrant Dink cinayetinin provasıdır” demiştim.

İKİ CİNAYETİN BAĞLANTILARI

Rahip Santoro öldürüldüğünde Trabzon Emniyet Müdürü FETÖ’cü istihbaratçı Ramazan Akyürek’ti. Ramazan Akyürek, Hrant Dink cinayetinde azmettirici olan Erhan Tuncel’i de 2004 yılında Yardımcı İstihbarat Elemanı yapan kişiydi. Hrant Dink’in öldürülmesi planlarının yapıldığı dönemde Trabzon Emniyet Müdürü olan Akyürek, cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007 günü de Ankara’da İstihbarat Daire Başkanı koltuğundaydı. Tüm bunlar yaşanırken, hem Rahip Santoro hem de Dink’i takip eden İstihbarat C Şube Müdürü olan kişi ise daha 2007 yılında başlayacak olan Ergenekon, daha sonra Balyoz, Casusluk, Amirallere suikast, 7 Şubat MİT Müsteşarı’nın tutuklanma girişimi, 17/25 Aralık operasyonları, Selam Tevhit kumpası gibi tüm operasyonları yöneten FETÖ’cü Ali Fuat Yılmazer’di. Elbette arkalarında FETÖ’nün tüm istihbaratçıları da vardı.

Haberin Devamı

Trabzon’da gerçekleşen cinayette Rahip Santoro’yu vurduğu söylenen tetikçi Oğuzhan Akdin 15 yaşındaydı. Trabzon’da planlanan İstanbul’da gerçekleşen Dink cinayetini işleyen Ogün Samast da 17 yaşındaydı. Rahip Santoro, daha önce de saldırıya uğramış, durum Trabzon Emniyeti’ne bildirilmişti. Santoro öldürüldüğünde, telefonları Trabzon Emniyet’i tarafından dinleniyordu. Yani FETÖ’nün elindeki Emniyet’in gözetimde öldürülmüştü, tıpkı Dink gibi.

Santoro’yu vurduğu söylenen 15 yaşındaki Akdin, hayatı boyunca oyuncak tabanca ile dahi oynamamış, içine kapanık bir kişi olmasına rağmen, evde bulduğu Glock marka tabanca ile Rahip Santoro’ya üç el ateş etmişti.

Haberin Devamı

Hayatında tabanca görmemiş, oyuncak tabancası bile olmamış 15 yaşındaki bir çocuk Glock marka bir tabanca ile yaptığı üç el atıştan ikisini metrelerce uzaktaki Rahip Santoro’ya isabet ettirerek öldürmüştü.

RAHİBİ VURAN MAFYANIN SİLAHI

Tüm soruşturma boyunca “Ben vurdum” dışında söz etmeyen, yargılama boyunca da susma hakkını kullanan Oğuzhan Akdin, cinayet tarihinde 18 yaşından küçük olduğu için 18 yıl ceza aldı, 10 yıl yatıp 2016’da tahliye oldu.

Peki, Oğuzhan Akdin silahı nereden bulmuştu?

Silah, 28 Ocak 2006 akşamı Oğuzhan Akdin’in, olay tarihinde 31 yaşında olan abisi Alpaslan Akdin tarafından eve getirilmiş, yatakların arasına konmuştu. Ağabey Akdin silahı neden aldı peki? Yazımın girişinde bahsettiğim Şeniz Dervişoğlu’nun adamlarından “Sarı Osman” lakaplı Osman Köse’den.

Haberin Devamı

28 Ocak 2006 günü Trabzon’da Yeşilyurt Restaurant’ta yaşanan ve adam öldürmeyle sonuçlanan olay sonrası Osman Köse, silahı saklaması için Alpaslan Akdin’e vermişti. İddiaya göre 15 yaşındaki Oğuzhan Akdin de silahı bulup Rahip Santoro’yu vurmuştu. Alpaslan Akdin bir başka ifadesinde ise silahı Irak’tan gelen bir kamyon şoföründen aldığını söyledi.

AYNI MAFYA SAMAST’I DA ÖLDÜRECEKTİ

Tüm bunların, Hrant Dink cinayetiyle ilgisi ne diye sorduğunuzu biliyorum.

Cevap vereyim, kendi anlattığı plana göre kolayca tanınmasını sağlayacak beyaz beresi başında olan Ogün Samast, Hrant Dink’i öldürdükten sonra kaçmayacak, yanında getirdiği Türk bayrağını açarak tüm dünyaya bu cinayetin “milliyetçiler” tarafından işlendiğini duyuracaktı.

Haberin Devamı

Ancak paniğe kapıldı ve kaçtı. Ertesi gün Trabzon’a gitmek için otobüs bileti aldığı ortaya çıktı ve akşam saatlerinde Samsun Otogarı’nda yakalandı. Ogün Samast, önce Başbakanlık Müfettişleri’ne, “İyi ki de yakalandım” der, gerekçesini savcılıkta, “yoksa beni öldüreceklerdi” diye açıklar.

Ogün Samast’ın, “Beni öldüreceklerdi” dediği kişi, onun Trabzon’a gelmek üzere otobüse bindiğini bilen, Samsun’dan almak için yola çıkan ancak yakalandıktan sonra eli boş şehre dönen Şeniz Dervişoğlu’nun adamlarından Gökhan Kuşçu’dur. Kuşçu, 20 Ocak 2007 akşamı saat 21:20’de Oktay Daştan isimli polis memuru ile yaptığı ve dinlemeye takılan telefon konuşmasında, şehir dışına çıktığını, 21 Ocak 2007’de 18:46’da Ogün Samast yakalandığı için Trabzon’a geri döndüklerini söylemişti. Gökhan Kuşçu, polis memuru Oktay Daştan’a telefonda, “O piç Samsun’da yakalandı, geri döndük, sana demedim ama, o oğlanın iyi durumu yok idi.” diyordu.

İşte, 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı belki de Santoro ailesinin bile “müşteki” olmadığı Rahip Santoro cinayeti dosyasının da açılmasını sağlayacaktır.

 

Yazarın Tüm Yazıları