"Necati Yalçın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necati Yalçın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necati Yalçın

Macar Usta, Tunalı Hilmi ve Cin Ali’siyle Kavaklıdere

Evvel zaman içinde (Masalcı Baba Eflatun Cem Güney’e rahmetle), bir zamanlar, suları bol mu bol bir yer varmış. Sularının isimlerinin Seyrantepe veya Beytepe gibi bazısı tepeli; Bademlik, İğdeli, Söğütözü, Kirazlıdere, Cevizlidere veya Kavaklıdere gibi bazısı meyveli veya ağaçlıymış.

Masal bu ya, suları bir bir kaybolmaya başlamış. Sanki yer yarılıyor, hepsi içine giriyormuş. Yerlerine de kıvrımlı yollar, irili ufaklı evlerle, sonraları başka isim verilecek çarşılar bile gelmeye başlamış. Gömülmeye götüren, ayıplı bir süreçmiş yaşanan. Masalımızın kahramanları önce eldeki veya evdeki atıkları bir şekilde suya ulaştırıyorlarmış. Atık konusunda hiç ayrım yapmıyorlarmış. Her çeşit plastik ile dereye kadar nasıl veya neden taşındığı bilinmeyecek, eski çek-yatlarını bile derelere atıyorlarmış. E, sular da küsmüş tabi! Tamamı, kente girdiğinden bambaşka, insanlık ayıbı bir formda ve kokudaymış artık. Masaldakiler de attıklarını sorgulamak yerine, suların üzerini nasıl kapatırız diye düşünmeye başlamışlar...

* * *

Masal bir yana, hakikaten üzerleri kapatılmış, su da küsmüş. Küsmüş ama elbet akmaya devam ediyor. İçteen, içe. Güzel memleketimin köy, kasaba ve şehirlerini kat ederek, Karadeniz’e ulaşana dek... Bu arada Venedik’le yarışan ve kendisini seven bir Eskişehir’e rastlarsa, onu ihya etmek için elinden geleni de yapıyor. Hatta tur otobüsleriyle gelen Ankaralılarla buluşuyor. Küslüğü, yapılanları unutup, onları gondolla bile gezdiriyor. Ankara’da gömülü olsalar da isimleri belli eder yerlerini. Tepeli veya ağaçlılar vardı ya hani, “ince”, “ak”, “hoş” gibi sıfatlara “dere” eklenmiş veya başka bir akarsu olan “çay”a “yol” eklenmişleri de var. Nadir açıktakilerden Çubuk Çayı’nın Kalaba’daki bölümünde bir süredir Keçiören Belediyesi ile DSİ ortaklığıyla ıslah çalışması yapılıyor. En kısa sürede bitmesi dileklerimizle darısı, üzeri kapatılmış, kapatılmamış tüm sularımızın başına diyor, konumuz olan Kavaklıdere’ye geliyoruz.

* * *

Kavaklıdere’nin deresi için Tunus Caddesi’ne çıkın. Asfalta bakın. Dere altında. Korna yiyene kadar zamanınız var! Buranın en ünlüsüyse, Tunalı Hilmi Caddesi. Caddeye adını veren Tunalı Hilmi; okuyanın-okutanın Şanlı Yuva dediği Kuleli’de okudu. Burada dergi çıkardı, tutuklandı. Tıbba girdi. Gizli bir örgüt kurunca, yine tutuklandı. Cenevre’ye kaçtı. Orada okulunu tamamladı, doktor oldu ve evlendi. Çiftin bir kızı (az sonra döneceğiz!), bir oğlu oldu. Memlekete döndü. Osmanlı’nın son Bolu milletvekiliyken Meclis basıldı. Ankara’ya geçti. İlk Meclis’in ilk Bolu milletvekili oldu. Zonguldak Ereğli’de halkı Fransızlara karşı örgütledi. 2. ve 3. Meclis’te Zonguldak milletvekili oldu. Meclis’in en iyi hatiplerindendi. Meclis’te vekillere, kapısında halka konuşmalar yaptı. Kızı Sevda Hanım, babası gibi İsviçre’de evlendi. Tunalı Hilmi’yi 1928’de kaybettik.

* * *

Ankara o sıralarda şantiye halindeydi. Ünlü mimarlar, anıtsal yapılarla Ankara’yı süslüyorlardı. Örneğin Mimar Kemalettin, dev Gazi Eğitim’i yaparken, Giulio Mongeri 500 metrede 5 yapıyla Ankara rekoru kırıyordu. Dünyayı şaşırtan işler çıkan Başkent şantiyesinde iş bilen sıkıntısı vardı. Macaristan’dan Balaj Usta gelmişti örneğin, Ziraat’in inşaatındaydı. İthal Usta’nın bir sıkıntısı vardı; şarap bulamıyordu. Hemen yakınındaki, Ulus halinde satılan güzelim Ankara üzümlerini yerken, ‘neden olmasın?’ dedi; inşaatın bodrumunda, şarap yapmaya başladı. Balaj Usta yaptıklarını Çankaya-Ulus hattında bir araçta karşılaştığı kişiye anlattı. Müslüman işçilerin fıçılarını delmelerinden dert yandı. Anlattığı kişi Tunalı Hilmi’nin kızı Sevda Hanım’ın eşi Cenap Bey’di. Kavaklıdere’deki bağ ve bahçelerin sahibiydi.

* * *

‘Benimle şarap yap’ dedi. Usta, inşaatı bıraktı. İnşaatların ustası şarapçılıkta usta, buradaki bağlardan yapılan şarap da ünlü bir marka oldu. Gel zaman git zaman, bağlar ve o döneme ait pek çok yapı, burada akan dere gibi kayboldu. Bir, Kuğulu Park’ın hemen yanı başındaki And Evi kaldı. Önemini anlatabilmek için suyu yıllardır yılmadan yazan, anlatan Sevgili Hasan Akyar’a Kavaklıdere’yle ilgili “ilk aklına geleni” sordum! Kırmadı, 1927 yılında yapılan su deposu yerinde bugün Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin bulunduğunu söyledi.
Dışardan gelenlerin cazibesinin sırrını çözemediği, yaya bölgesi olsa tadından yenmez Tunalı Hilmi Caddesi ve sonundaki küçük ama Ankara’nın gözdesi Kuğulu Parkı, Kavaklıdere’nin meşhurlarıdır. Tunalı; yiyecek-içecek mekânları, kitapçıları, galerileri, içinde Esengül Boyacıoğlu İnalpulat Hoca’nın harika ebru örneklerini sergilediği işliği, Deniz Seyran Hoca’nın Ankara’nın kelebekleri ve kuşlarının eşsiz fotoğraflarını bulacağınız atölyesi gibi sanatsal etkinliklere de ev sahipliği yapan pasajları var.

* * *

Tunalı’ya çıkan sokaklardan Güniz Sokak’ta, Türkiye’nin en eski semt derneklerinden Kavaklıderem veya Bülten Sokak’ta Köy Enstitülü ve Mimar Kemalettin’in yaptığı Gazi mezunu Rahmetli Rasim Kaygusuz’un yarattığı Cin Ali var. Müze hazırlıklarının sürdüğü mekânda, bir şeyler atıştırabilir, eğitim malzemeleri ve hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.
Sanırım yazmakla bitmeyecek. İyisi mi, siz, atlayın gidin Kavaklıdere’ye. Yazdıklarımı, yazamadıklarımı keşfedin. Bakmışsınız “Kavaklıdere’nin üstü açılıyor… Tunalı, yaya bölgesine dönüşüyor…” gibi bir yazı görür, bana da haber verirsiniz!

Not: Denizle iç içe ama derelerinin üstü kapatılmış İstanbul’da yaşanan sel felaketi üzerine Peyzaj Mimarları Odası 7 maddelik bir açıklama yayınladı. Nerdeyse tüm maddelerde bizim masal var!

X