"Necati Yalçın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necati Yalçın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necati Yalçın

İlk ve tek namlı ressam müzeleri

İki müze de Çankaya’dadır. Biri ilk özel ressam müze-evi, diğeri yaşayan bir ressamın açtığı tek müzedir.

İlk ve tek namlı ressam müzeleri

İlki 4 katlı binanın ilk iki katında, diğeri tüm katlardadır. Şefik Bursalı’nın yaşadığı ev ile Mustafa Ayaz’ın müze olsun diye yatırdığı mekân. “Okumanın yaşı yok” sözüne örnektirler; iki ressam arasında 35 yaş varmış ama aynı yıl profesör olmuşlar. İkisi de dörder kez Devlet Resim ve Heykel Sergisi Ödülü’ne layık görülmüşler. Devlet Resim ve Heykel Sergisi Ödülü’nü en son 1983 yılında birlikte almışlar. Müzelerinde Bursalı’nın dışarda, Ayaz’ın içerde kendi heykelleri var. Harikalar, değil mi?

ŞEFİK BURSALI MÜZESİ


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca adına 2000 yılından beri her yıl yarışma düzenlenen Şefik Bursalı’nın evi, vasiyeti üzerine Bakanlıkça müzeye dönüştürülmüş. Kaldırımın hemen yanında, bahçe içinde ressamın elinde fırçaları olduğu halde bir heykeli var. Çok anlamlı. Gördüğünüzde Bursalı’nın sizi Müze’ye davet ettiğini düşünebilirsiniz.
Müzede ev havasını en iyi soluyacağınız yer girişin hemen karşısında yer alıyor. Burası, ressamın tamamlanmamış bir tablosunun şövalye üzerinde sergilendiği bir köşeye sahip. Sandalyesi, fırçalar ve küçük masalarla ressamın çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorsunuz. Evin tamamı ressamın tablolarıyla süslenmiş. Evde atacağınız tur sizi memleket turuna çıkaracak türden.

İlk ve tek namlı ressam müzeleri

MUSTAFA AYAZ MÜZESİ

Ankara’yı fotoğraflayan ve internette yayınlayan dostlarla Müze’yi, Prof. Dr. Mustafa Ayaz ile gezdik. Fotoğrafları, Sevgili Mustafa Taşkın çekti. Bir başarı öyküsüyle başlayalım. Bir azim, okuma, çalışkanlık ve vefa örneği. Okuyunca, içinizde kalkıp müzeye gitme isteği uyanacak!

İlk ve tek namlı ressam müzeleri

Ayaz, Trabzonlu. Fotinoz (Kabataş) köyünden. Marangoz Babasını Ruslar esir almış. Dedesi çok etkilenmiş, kalbi durmuş. Sonrası yokluk. İlkokulu geçkin bir yaştaymış, “Bari o okusun” diyen babadan marangoz ağabeyi tutmuş marangoz çırağı kardeşinin elinden, okula götürmüş. O zaman Mustafa kocaman bir çocuk, kaydı nasıl olsun?

İlk ve tek namlı ressam müzeleri

Müdür, iyi niyetli belli ki, ikna olmuş, almış kaydını. Mustafa çalışkan, matematikte hep birinci oluyor – “O günlerde aklıma hiç ressam olacağım gelmemişti” diyor. Cumhuriyetin güzel öğretmenleri “Bu çocuk okumalı” demişler, efsane Köy Enstitülerinin sınavlarına sokmak istemişler. Biletini almış, eline tutuşturmuşlar. Cepte 25 kuruş, gidiş bileti ve öğretmeninin “Sınavı kazanamazsa biletini alıp geri gönderin” mektubu, bir arkadaşıyla düşmüş yollara. Kazanmış, okula başlamış. Pulur’da. Dünyası değişmiş. Devamını Çapa’da kazanmış. Kütüphanede Rembrandt’ın kitabından etkilenmiş, “Ben de yazarım” demiş. Oturmuş, kitaptaki gibi portreler çizmiş. Köy Enstitüsü bu, ciltleme de yapılıyor. Mustafa’nın yaptığı, ünlü ressamın kitabının aynısı olmuş. Hızlı geçiyorum. Bir heykel yapmış. Müdür görmüş, “Bu çocukla Burhan ilgilensin” demiş. Sıkı durun; ilgilenecek kişi, Burhan Alkar; yaptıklarından 9 tanesi birincilikle Ankara’ya dikilmiş. Birini yok etmiş, diğerinden rölyef sökmüşüz ama kalanlardan örneğin Sakarya Caddesi’nde hâlâ duran ve yüreklere umut veren Barış Heykeli’ni yapan ünlü sanatçımız...
“Yaptıklarım; Atatürk ve Cumhuriyete borç ödeme çabasıdır. Ben Mustafa’ydım, köyde marangoz olacaktım. Mustafa Ayaz oldum.” diyor. Müzenin arsasını alırken heyecandan, alınca neyi, nasıl yapacağını planlamaktan, günlerce uyuyamamış. Sonuçta Türkiye’de eşi benzeri olmayan, sanatçının kendisi tarafından sadece sanat için tasarlanmış, her köşesi sanatla dolu, 7 katlı bir müze çıkmış ortaya. Girişin zeminindeki figür için, onlarca kişiye danışarak, yüzlerce tablosu içinden bir ayrıntı seçilmiş. Cam korkuluklarında farklı 113 balerin dans ediyor. İlk bölümü Gazi’den Hocası Adnan Turani’ye ayırmış, Rahmetli Hocasını sağlığında onurlandırmış. İkinci bölümde kendisini Mustafa Ayaz yapmaya taşıyan ağabeyinin yaptığı tahta bavul, bitirdiği boya tüplerinden yaptığı kendi heykeli ve gecekondu tahtalarından yapıp yıllarca kullandığı sehpasını sergileyerek hangi koşullarda bugünlere geldiğini bir çırpıda anlatıvermiş. Tüm bunları anlatırken ki heyecanı bizi duygu seline saldı. 


İlk ve tek namlı ressam müzeleri İlk ve tek namlı ressam müzeleri

Resimlerinde yüzünü bir yerlere sıkıştırmış. İki kez çizdiğine; “İkiyüzlü Mustafa”, gözün içine koyduğuna; “Kızın gözüne girmişim” diyor. Dans resminde olmayışını “Dans etmeyi bilmiyorum!” şeklinde açıklıyor.
Müze’de kurslar var. Resmi Ayaz, heykeli Azimet Karaman veriyor. Hayalinin bir sanat köyü kurmak olduğunu söyleyen Karaman gönüllü başlamış, sistemi kurup gideceğini düşünürken hâlâ burada, bırakamıyor.
Tabloların tişörtleri var. Aldık ve imzalattık! Ayaz Hoca, önceden konuşulursa pazar ve çarşambaları, 10-14 arası rehberlik yapabileceğini söyledi. Kendi yaptığı müzede, anlatamadıklarımı da yaşamak için, kaçırmayın derim. Bu yazıyla idare edip kendiniz gezerseniz, ağabeyinin yaptığı ahşap bavulun karşında durun; Ressam van Gogh “Yaşadığımız güçlükler, kalbimizdeki gücü güçlendirir” sözünü Ressam Ayaz için mi söylemiş, kendiniz karar verin!
Eski Dostları buluşturup, Kuşadası’ndan enerji ışınlayan Sevgili Meryem Kavafoğlu, Adnan Menderes Üniversitesi Turizm Fakültesi’ndeki öğrencileriyle, gazetemizin Ankara yazılarını okuduklarını söyledi. Ben de onları bu sımsıcak ressam müzeleri ve sevgiyle selamlıyorum. Unutmadan adres ve telefonlar: Şefik Bursalı Müzesi; Ahmet Mithat Efendi Sok.36 Çankaya, 441 23 90. Mustafa Ayaz Müzesi; Nasuh Akar Mahallesi, Ziyabey Cd.25 Çankaya, 285 89 98.

X