"Necati Yalçın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necati Yalçın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necati Yalçın

Etlik’ten Erenköy’e

Yarım yüzyıl öncesi, Ankara’da görevli Ali Fikret Atun, üsteğmendir. Kıbrıs’ta doğmuş, Türkiye’de asker olmuştur. Evi Etlik’tedir.

Etlik’ten Erenköy’e

Kıbrıs’ta endişe verici olaylar olmaktadır. Ankara’da rahatsızdır, memleketine gitmek için gönüllü olur. Eve bir araç gelir. 5 aylık kızını, 5 yaşındaki oğlunu ve eşini Allah’a emanet eder. Araç, Atun’u alır, Zir’e götürür.

Etlik’ten Erenköy’e

Adı Cenk Bey olur. Yarım yüzyıl sonrası, fotoğraflarıyla söyleşileri belgeleyen Sevgili Mustafa Taşkın ile birlikte, bu kez Cenk Bey’i biz Zir’e götürdük! Zir’in adı Yenikent, deresi Ova Çayı olmuş. Yarım yüzyıl önce “Vatan tehlikedeyse uzakta kalamayız” diyerek Erenköy’e gitmek isteyen Ankara ve çeşitli üniversitelerde okuyan Kıbrıs doğumlu Türk öğrenciler, birkaç haftalık eğitim için buraya gelmiş. Gecenin bir yarısı Paraşüt Kulesi’nin karşısında toplanıp, araç beklemişler. Öğrenci Mücahitlerinden, telefonla görüştüğümüz Sevgili Hüseyin Laptalı’nın kitabından Zir’den yolculuk:

Etlik’ten Erenköy’e

“Taa dün geceden beri yollarda idik. Zir’den askeri reolarla yola çıkmıştık. Reonun branda ile örtülü kasasında ahşap yan banklar üzerinde, kötü yollarda, zıplaya zıplaya uçsuz bucaksız Orta Anadolu ovalarını geçtik. Ertesi günün gece yarısı, kıçlarımıza kara sular indi.” Erenköy’e Cenk Bey’le çıkacak gruptaki Mülkiyeli Rahmetli Erdal Camgöz, kitabında yolu “Toprak, bükümlü ama ne bükümler” şeklinde tanımlamış.

Etlik’ten Erenköy’e

Denktaş’la çıkan gruptaki ODTÜ’lü Sevgili Hünalp Sabit görüşmemizde “Yağmurda ıslanıyorduk, güneş açınca kuruyup, seviniyorduk” dedi. Anlattıkları için bu köşe yetersiz. Kitabı çıkıyor. Erenköy ve Kıbrıs’ı anlamada çok katkısı olacak.
Ankara’dan yola çıkan Cenk Bey ve grubu, 27 Haziran 1964’te Erenköy’e ulaşır. Abartısız 10 kat güçlü Rum’a karşısında, 500 kadar üniversite öğrencisi ve bir avuç köylü. Rakamları o günlerde iki taraf da bilmiyormuş! Laptalı oradayken mücahitlerle Cenk Bey, en son da Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş, Akıncı (Albay Rıza Vuruşkan), Asteğmen Savalaş Hoca ve gazeteci Ömer Sami Coşar ile Sabit’in grubu gelir. Erenköy müthiş bir savunma savaşına sahne olur. Müthiş çünkü bu daracık alanda 5 gün, 5 gece ölüm kalım savaşı yapılır. Son gün durum çok kötüdür. Umutlar öyle kesilmiştir ki, Gazeteci Coşar çektiği fotoğrafları gömer. Tepede yoğun ateş altında telefon çalar. Cenk Bey takla atarak telefona ulaşır. Burnu toprağın içinde, konuşur.

‘BURADA ŞEHİT OLACAĞIZ’

Akıncı, “Uçaklar geliyor!” der. Cenk Bey, “Moral içinse artık sorun yok. Biz burada şehit olacağız” der. Radyodan telsize verilen Ankara Radyosu’nun çaldığı Harbiye Marşı’nı duyar. Kurşunları unutur! Gözünde yaşlar, fırlar yerinden, “Çarşafları serin” diye bağırır. Tüm tepelerde anında bembeyaz bir çizgi oluşur. Biraz sonra Türkiye’den gelen ilk jet öyle alçaktan uçar ki, sesi göğü yırtarken, pilot mücahitlere gülücük atar. Mücahitler tepelerde, Erenköylüler ve yakındaki Lefkeliler birbirine sarılıp, sevinçten ağlar. İkinci, üçüncü jetler derken, Erenköy’ün dağlarında çiçekler açar! Jetlerden birinin pilotu, Cengiz Topel vurulan uçağından atlar. Yerde mermisi bitene dek çarpışır. Yaralı yakalanır. Rumlar pilotumuzu İngiliz Hastanesi’ne götürür. Yazamadığım yapılanlara İngiliz doktor ve hemşireler isyan eder. Pilotumuz bu kez en yakın manastıra götürülür. Ahşap basamakların başındaki küçücük odada yine anlatamadığım şekilde şehit edilir. Cenazesi verilmez. Türkiye, verilmezse tüm Rum tarafını başlarına yıkacağına dair süre verir. Süre bitmeden şehidimiz teslim edilir. Cengiz Topel ismi o yıl doğan çocukların isimleri içinde en çok tercih edilen isim olur. Hatta en çok okul, sokak veya cadde adı da onun ismidir. Bugün Lefke’de götürüldüğü hastanenin adı ve şehit edildiği oda onun adınadır. Odası askeri birlik içinde ziyarete açık tek yer. Destanın yazıldığı ve sonrasında da türlü zorlukların yaşanmaya devam ettiği Erenköy, bugün Rum Kesimi’ndeki tek Türk toprağıdır. Birleşmiş Milletler’in bir aracı önde olmak üzere Pirgo Köyü’nden geçerek gidilebilir.

Etlik’ten Erenköy’e

BİR ANIT DİKİLMELİ

Erenköy Savaşı’ndan on yıl kadar sonra. Ankara’dan bu kez Kore’ye gidilir. Onlar için bir anıt yapılır; Kore’de Savaşan Türkler Anıtı. Bu anıt, Öğrenci Mücahitlerin Zir’e gitmek için bekledikleri yerin hemen karşısındadır. Kıbrıs’a giden aslan parçaları için de bir anıt dikilse veya bekledikleri yere Erenköy’de Savaşan Türkler Durağı adını verilse, bugün Kıbrıs konusunun daha iyi anlaşılmasına mutlak katkısı olur. Ankara’dan Erenköy’e gidişlerde önemli rol oynayan, Cenk Bey’in anılarını bulacağınız Kıbrıs Türk Halkının Varoluş Savaşı ve Rauf R. Denktaş kitabını basan Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Kızılay’da Halk Sokak, 17 numarada. Giderseniz Sevgili Gülendam Özer ve Necmettin Şimşek güler yüzleriyle hep oradalar. Kıbrıs konusunda zengin bir kitaplığı var. Zir, peri bacalarıyla Ankara’daki Kapadokya’dır aslında. Kayalıkları, mağaraları, Ermeni mezarları ve tarihi taş köprüsü gibi zenginlikleriyle daha fazla ilgiyi hak ediyor. Türkiye, Kıbrıs veya yeryüzünün herhangi bir yerinde vatanları uğruna canları pahasına mücadele edenlere yetmez ama sevgiyle ve minnetle...

X