"Necati Yalçın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necati Yalçın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necati Yalçın

En büyük anıtın sanatçısı

Türkiye’nin en büyük anıtı bildiğiniz gibi ‘Dur Yolcu Mehmetçik Anıtı.’

Dev anıtı yapan heykeltıraş Sait Rüstem ile Gölbaşı’ndaki atölyesinde sohbet ettik. Burası en kısa sürede bir sanat merkezi olarak hizmete başlayacak. Girişi kafeterya, altı atölye ama her yeri sanatla dolu bir mekân olarak.
Öyle ki, kafeteryasında bir şeyler içerken çevrenizde bir örneğini daha göremeyeceğiniz eserler var. Resim heykel müzesindeymişsiniz hissine kapılabilir, atölyesinde yaptığı heykellerin boy boy kopyalarını görüp, sanat fabrikasında tur atıyormuşsunuz gibi düşünebilirsiniz.

* * *

Abidin Daver Sokak’ta Şefik Bursalı Evi Müzesi var. Kapısında ressamın elinde palet ve fırçasıyla bir heykeli bulunur. Altındağ’daki İbni Sina Hastanesi’nin önünde İbni Sina, Jandarma Genel Komutanlığı önünde bir jandarma, Ahmet Taner Kışlalı’nın evinin yanındaki parkta rahmetli Kışlalı, Genelkurmay’da bir komando, Güzel Sanatlar’ın önünde Nazım Hikmet, Opera binasının önünde Leyla Gencer ve Cüneyt Gökçer, Kartaltepe’nin tepesinde en büyük anıtta “Dur yolcu!” diyen en büyük Mehmetçik. Bir çırpıda aklıma gelen eserleri. Yurt içi ve dışı kentlere kazandırdıklarına girmiyoruz, Ankara’ya kazandırdıkları Rüstem’i, kentin önde gelen heykeltıraşları arasına sokuyor.

* * *

En büyük anıtın sanatçısı

Atölyesinde bir köşede kendi yaptığı bir çerçeve var; diğer tarafta da ressam arkadaşı Teymur Ağalıoğlu’nun 45 dakikada yaptığını söylediği bir pastel çalışma olan portresi duruyordu. Portrenin çerçevede güzel durabileceğini söyledim. Üstat hemen denedi. Portre ve tablo birbiri içindi sanki. Günün anısı oldu! Bir heykeltıraş çerçeve yaparsa elbet farklı olur. Çerçevede yukarıda koşan, altta yere çakılan at figürleri var. Biri insan gençliğini, diğeri hayatın bir dönemindeki düşüşü ifade ediyor. Rüstem bu düşüşün hayal kırıklığı yaratmamasını, duruma çaresizlik olarak bakılmaması gerektiğini belirtiyor ve hayat dersi veriyor:
“Her zaman yaşamın kıymetini bilmeli ve üretmekten geri kalmamalı.”

* * *

Yaptığı heykellerle ilgili konuştuk. Opera binasının önündeki heykellerini, sanatçıların sağlığında yaptığını belirtti. Hatta Cüneyt Gökçer’in heykeli için sanatçının evinde buluştuklarını, bu sırada Ayten Gökçer’in de kendilerine katıldığını anlattı.
1980’li yıllar. Azerbaycan’da olduğu yıllar. Gürcistan’da akademide öğrenciyken hırslı bir şekilde Türklüğü öğrendiklerini söylüyor. Türkçe yayınları dinlemek için sadece orada çektiğinden, çatıya çıktıklarını anlattı. O yıllarda, o güne kadar hiç duymadığı Nazım Hikmet’i tanımış. Bir gün arkadaşlarıyla televizyonda bir adam şiir okurken, “Bizim gibi konuşuyor” dediklerini söylüyor. O gün şairin adını öğrendiği gün olmuş. Kim olduğunu, neler yaptığını öğrenmeye başlamış ve sonra heykellerini yaptığı kişi olmuş. Yıllar sonra yorgan döşek yatarken Güzel Sanatlar Müdürü tarafından Resim Heykel Müzesi’ne çağrılmasını unutamıyor. Zar zor gittiği müzede kendini, müdürle birlikte dönemin Kültür Bakanı’nın karşısında bulmuş. Kendisinden 2 metre 80 santimlik Nazım Hikmet heykelinin 10 günde yapılmasının istendiğini yazıyor. Sıkı bir çalışmayla heykeli bir gün öncesinde tamamladığını keyifle anlatıyor.
Şairin büyük bir büstü ile küçük kopyaları atölyesinde masalardan birinin üzerinde duruyor. “Rüzgâra karşı yürüyen adam” şiirinden hareketle çalışmış. Saçlarında veya portresinin altında rüzgârı, kendi dünyasının dinamikliğini, hareketliğini yansıtmış.

* * *

Ve memleketin en büyük anıtı; Dur Yolcu Mehmetçik Anıtı. Masalarından biri, dev anıtın küçük modelleriyle doluydu. Anıt için bir ekip çalışması yapılmış. Rüstem, ekibin başındaki isim olan Güzel Sanatlar Genel Müdürü rahmetli Mehmet Özel’i anmadan geçmiyor. Tasarımlar arasından Rüstem’inki seçilmiş. Rahmetli Mustafa Koç tarafından finanse edilmiş. Buraya kadar hazırlıklar tamam ama anıtın 8 ayda tamamlanması gerekiyormuş. Rüstem, böylesine devasa bir anıt için bu sürenin çok yetersiz olduğunu söylüyor. Anıt bakırdan. Tamamlanacak işler arasında bir de anıtın 150 metrekarelik kabartma bakır rölyefleri var. Akademiden arkadaşlarıyla 53 kişilik bir ekip kurmuş ve yoğun bir çalışma süreci başlamış. Kalıplama, döküm, inşaat ve demir işlerinin her biri ayrı yerde olmak üzere bir organizasyon yapılmış. Ankara’ya yaklaşırken çok uzaklardan gururla gördüğümüz anıtın kafasına baktığınızda sizi gülümsetecek hatıraya geldik! Anıt devasa boyutlarda olduğundan parçalar halinde yapılmış ve her bir parça sırayla yerleştirilmiş. Açılışa günler varken, anıtın kafası hala yokmuş. Stresin etkisiyle anıtın bitmesini dört gözle bekleyen yetkililerden biri, “Yetişmeyecek herhalde Sait Hocam, artık senin kafanı koyarız” esprisini bile yapmış. Anıtın açılmasına bir gün kalmış. Organizasyon şirketlerinin çadırları da kurulmuş artık. Derken son gün, 29 metrelik yüksekliğe anıtın kafasını yerleştirdiğini söylüyor ve ekliyor:
“Kafayı da kurtarmış olduk!”


* * *

Eskişehir taraflarından araba veya trenle Ankara’ya geliyorken Dur Yolcu Mehmetçik Anıtı çok uzaklardan görülmeye başlar. Türk tarihinin dönüm noktasıdır burası. Ankara’yı da yutmak isteyen düşmana “Dur” denilen noktayı sembolize eder. Durdurup, İzmir’de denizle buluşturana kadar süreci de anlatır aslında. Panoramik müzesi olacaktı, olmadı. Dev rölyefleri vardı, kayboluyorlar. Tepe, bir tanıtım merkezi yapılarak canlandırılacakmış, dört gözle bekliyoruz. Merkezin yapılmasını beklemeden çıkın tepeye. Destanı yazanlarla, destanları unutmamamızı sanatla sağlayan sanatçılarımıza selamla anıtla özçekim yapın. En ilginç fotoğraflarınızdan biri olacak çünkü birlikte fotoğraf çekilebileceğiniz daha büyük kimse yok!

X