Geçmiş güzeldir ama takılıp kalmazsan

Geçen aylarda yayın hayatına başlayan iki müzik dergisinin, Plak Mecmuası ve 45lik’in ikinci sayıları yakın bir zamanda yayımlandı. Her iki derginin de ana malzemesi ‘geçmiş’ ve geçmişin büyülü nesnesi ‘plak’. Ama körü körüne bir geçmiş ve gözü yaşlı bir nostalji takıntısı, her ikisinde de yok.

Haberin Devamı

Geçmiş elbette güzeldir. Ama oraya takılıp kalmaz, kendimizi tozlu raf ya da sayfalara hapsetmezsek eğer. Hatırlayarak/anarak, günümüze ışık tutacak ipuçlarını söküp alarak, aldıklarımızı yarınlarımızı düşünür ya da kurarken hatırımızda tutarak başarabiliriz bunu.
Geçen aylarda yayın hayatına başlayan iki müzik dergisinin, Plak Mecmuası ve 45lik’in ikinci sayıları yakın bir zamanda yayımlandı. Her iki derginin de ana malzemesi ‘geçmiş’ ve geçmişin büyülü nesnesi ‘plak’. Ama körü körüne bir geçmiş ve gözü yaşlı bir nostalji takıntısı, her ikisinde de yok. Bunun yerine; planlı/programlı bir şekilde geçmişi incelemek, ders çıkarmak, müzik dünyasının geleceğini kuranların önüne koymak ve böylelikle hem geçmişin hakkını teslim etmek hem de bugün söz sahibi olanları hatalı ya da yanlış yollara düşmekten korumak var.
Her iki derginin (baskı kalitesi Plak Mecmuası’ndan yana da olsa) görselliği de müthiş. Yazılara/araştırmalara eşlik eden fotoğraf ve belgeler birer hazine. Dinleyicinin tek başına bulabilmesinin zor, hatta imkânsız olduğu fotoğraf ve belgeler bunlar.
Geçmiş güzeldir ama takılıp kalmazsan

Anılar koşarken
Başında Onur Bayrakçeken’in bulunduğu Plak Mecmuası, ilk elde boyutlarıyla dikkat çekiyor. Koleksiyoncuların gözdesi bir plak formatı olan 10 inç (takriben 25 cm) ebatlarındaki derginin hem kâğıdı hem de baskı kalitesi çok iyi. Derginin ilk sayısında Taner Öngür, Tünay Akdeniz başta olmak üzere çok sayıda ‘baba’ hakkında bilgi ve koleksiyon(cular) için çok sayıda ayrıntı yer almaktaydı. İkinci sayılarında da sayfalar dopdolu. Hem işin alet/edavat/sistem kısmı var hem de her türden koleksiyoncuyu anında harekete geçirecek, Koleksiyoncuların Arzulu Ülkesi Japonya baskısı plaklar üzerine yazılar.
Bilenler biliyordur; bir albümün onlarca farklı baskısı olabiliyor ve bu baskı ya da nüshalar, ülkeden ülkeye çok fark edebiliyor. Japonya baskısı albümler mesela (Singapur ve Avustralya da öyledir), albümün normal baskısından daha fazla şarkı ya da versiyon bulundurur. Her biri birer sanat eseri sayılabilecek Japon harf ya da hece ve kelimelerinin, her türden koleksiyoncunun başını döndürdüğünü söylemeye gerek bile yok. Koleksiyon alanındaki ‘obsesyon’ başka türlüdür; daha katı, keskin ve yoğundur.
Geçmiş coşarken
45lik dergisinin idaresi ise Güven Erkin Erkal’da. Erkal bu işin bilirkişilerindendir; müziğin geçmişi dendiğinde ilk akla gelenlerden. Galatasaray’da bulunan ve şimdilerde çok şubeli bir eğlence zinciri haline gelen 45lik’in, Çağan Irmak’ın ‘Issız Adam’ının getirdiği bereket sonucu kapısında kuyruklar oluşmuş, bunun neticesinde de şaha kalkmıştı.
45lik, Plak Mecmuası’na göre daha fazla geçmişe odaklı. Bunu kapağın üzerinden dahi görmek mümkün; ilk sayıda Moğollar, ikinci sayıda ise Zeki Müren süslüyor kapağı. Tuna Kiremitçi, Michael Kuyucu, Ege Görgün, Pelin Batu, Hakan Eren ve Murat Beşer, çok zengin yazar kadrosunun önde gelen isimleri. Dergide poster de var, fotoroman da. 45lik’in sahibi Fuat Akyol ve yayın koordinatörü Güven Erkin Erkal gayet cömert tarafından bakmışlar bu işe ve geçmişin rüya dergilerinden Diskotek ebatlarında bir dergi kazandırmışlar hepimize.
Aynı ebatlarda bir başka dergi de başında yılların müzik gazetecisi Erkan Sevinç’in olduğu RollLife. 70’li yıllarda Demokrat İzmir gazetesinin müzik sayfalarını hazırlayan (ve bu satırların yazarının ilk müzik yazılarını da yayımlanmaya değer bulup, sayfalarına alan) Sevinç bir kuşak için (tıpkı Doğan Şener gibi), en az sanatçının/müzisyenin kendisi kadar kıymetliydi. İyiye doğru yönlendirmiş, müzikseverlere çok şey öğretmiştir. Formundan hiçbir şey kaybetmiş görünmüyor. Hem dinamik hem de renkli bir dergiye imza atmış. Başta Ümit Tunçağ ve Ali Kocatepe olmak üzere, çok kıymetli bir yazar kadrosu var RollLife’ın.
Müzik dinlenir. Ama okunabilir de. Bu iki eylem (müziği seyretmenin aksine) birbiriyle çelişmez, birbirini zenginleştirir. Okumak demişken; bu aralar çıkmış üç kitabı da (Teoman’dan ‘Fasa Fiso’, Kaan Koç ile Ayşe Şenyer’den ‘Kalipso Kralı Metin Ersoy’, Mahmut Çınar’dan ‘Bu Su Hiç Durmaz Bülent Ortaçgil’) alın listenize. Üçünü de okumak büyük keyif.

Yazarın Tüm Yazıları