"Naci Cem Öncel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naci Cem Öncel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naci Cem Öncel

Sultanın taçlandığı o gece

Ramazan 11 ayın sultanıysa, o sultanın taç giyip tahtına oturduğu gece de hiç şüphesiz Kadir Gecesi’dir.


Bu gece kadri bin aydan yeğ ise tan mı Hak
Kudret ile Şeb-i Kadr etdi mukadder bu gece...
Şair Şeyhî (ö.1429) böyle özetler “bin aydan daha hayırlı” Kadir Gecesi’ni. bu. Kuran’da anılan, Müslümanlar için yılın en önemli gecesinin ramazanın son 10 günü içinde olduğu bildirilmiş; Hz.Peygamber, bu günleri sükûnet içinde, ibadetle (i’tikaf) geçirmiştir. Hangi gece olduğu kesin olarak söylenmemiş olsa da Kadir Gecesi’nin ramazanın 27. gecesi olduğu genel kabul görmüştür. Elbette bu kabul, tüm Müslümanların en özel geceyi birlikte ibadet ederek kutlamalarını kolaylaştırıyordu. Minareler arasında hareket eden mahyalardan camilerin içinde kurulan iç mahyalara, ilahilerden, manilere ve şiirlere kadar bu geceye özel pek çok gelenek ortaya çıkmıştır.

AYASOFYA’DA KADİR GECESİ

Kadir Gecesi, tüm İslam coğrafyasında ve Osmanlı topraklarında kutlanırken, İmparatorluğun başkentinde bu geceyi görünür kılan olayların başında “Kadir Alayı” geliyordu. Bu, padişahın üst düzey görevlilerle birlikte saraydan camiye yaptığı yolculuktu. İftardan sonra karanlıkta gerçekleştiği için ışıltılı, renkli bir fener alayıydı. Bu ilgi çekici geçiş için sokaklar temizlenir, güzergah üzerindeki binalar bakımdan geçirilirdi. Varış noktası yüzyıllar boyunca genellikle Ayasofya Camii olmuş, ancak son yüzyılda Dolmabahçe veya Tophane’deki Nusretiye camilerine de gidilmiştir.
İstanbul’da “ramazanın ilk cumasını Ayasofya, ikinci cumasını Eyüp Sultan, üçüncü cumasını Fatih ve son cumasını Süleymaniye Camisi’nde eda etmek, bunun yanında Kadir Gecesini Ayasofya’da geçirmek” bir gelenekti. Kadir Gecesi, padişahı ve saray erkanını halkla buluşturmak adına önemliydi. Bu doğrultuda saray müezzinleri padişahın namaz kıldığı camide “cumhur müezzinliği” yapıyor; böylece halka ibadet musikisinin en nitelikli eserlerini sunmuş oluyorlardı.

HATİMLER VE İLAHİLERLE

610 yılının ramazan ayında “Oku” emriyle inmeye başlayan Kuran-ı Kerim, bir ibadet olarak en çok bu ayda okunmuştur. Kuran’ın baştan sona (hatim) veya camilerde karşılıklı okunması (mukabele) Kadir Gecesi gününde tamamlanır, bu hatimler için topluca dua edilirdi. Teravih namazları, her rekatta farklı makamlarla okunarak kıldırılırdı. Ayrıca bu geceye özel ilahiler okunur; güftelerde “senin kadrin bilemedik kadri güzel ramazan” gibi çift anlamlı ifadelere yer verilirdi. Ayrıca Itri’nin “Salat-ı Ümmi”sinin bolca okunup, tekbir getirilmesi adettendi.

SAHURA KADAR İBADET

Büyük camiler sabaha kadar açık olur, kadın-erkek binlerce Müslüman tespih çekip, ibadet ederdi. Vaazlar ve Kur’an tefsirleri de bu gecenin ayrılmaz unsurlarındandı. Dergâhlar da açık olur, sabah namazına kadar uyunmaz; uzun sohbetlerin yanında zikir yapılırdı. Sahur vakti geldiğinde de davulcular ve bekçiler bu geceye özel maniler okurlardı:
Bu gece Kadir kılındı
Müminler onda bulundu
Hazret-i Hak kabul ede
Hayır dualar olundu.

Arif olanlar gezdiler
Bunda maarif düzdüler,
Bu gece Sultan Ahmed’e (Hz.Muhammed)
Leylet ül-Kadr yazdılar.


VEDA HÜZNÜ


Süheyl Ünver, 1960 tarihli “Ramazan Medeniyeti” başlıklı makalesinde şöyle yazar: “Kadir günü, Müslümanların çok müteessir bir günüdür. Çünkü “Allah kabul etsin” diye bütün dualar o gün sona erer. Yani Ramazan bilkuvve Kadir’de sona erer. Sonunda bilfiil biter. Camilerde elveda avazelerinden ağlamadık can kalmaz.” Kadir Gecesi, takvim üzerinde ramazanın son günü olmasa da, bu gecedeki toplu ibadetlerde veda duygusu hakim olur; gece boyunca “veda” temalı ilahiler sıkça okunurdu:
On bir aylık yoldan gelür
Bir ay bize mihman gelür
Yarın bize şefî olur;

Ya şehr-i Remezân elveda!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI