O şiir ilk kez Hürriyet'te

Ramazan edebiyatının en güzel eserlerinden sayılan Yahya Kemal’in ‘Atik-Valde’den İnen Sokakta’ şiiri, ilk olarak 1956 yılında Hürriyet’te yayınlanmıştı.

Haberin Devamı

1956 YILINDAKİ ramazanın 25’inci günü, 6 Mayıs Pazar’a denk gelmişti. O günkü Hürriyet gazetesinde, miladi, hicri, rumi tarihleri ve namaz saatlerini içeren “Takvim” bölümünün altında, sayfanın sağ üst köşesinde, Yahya Kemal Beyatlı’nın bir şiiri yayınlandı: ‘Atik-Valde’den İnen Sokakta’.
Moda’da oturan Yahya Kemal, Üsküdar’a ziyaretinin verdiği ilhamla yazmıştır bu şiiri. O yıllarda Moda, Avrupai yaşam tarzı ve modern Batı mimarisiyle öne çıkarken, Üsküdar, camileri, külliyeleri, dergâhları ve ahşap evleriyle tarihi Osmanlı dokusunu yansıtıyordu.


DOĞU VE BATI ARASINDA


Şiir yayınlandığında Beyatlı, 72 yaşındadır ve dizelerinden anladığımıza göre oruçsuzdur. Artık ramazana uzak kalmış, gurbette birinin özlemiyle bakmaktadır. Türkiye’nin o yıllarına damga vuran geleneksel-yeni, Doğu’yla Batı ikilemini pek çok eserinde hissettiren Yahya Kemal’in dizelerinde Osmanlı şiir mirasının belki de son izlerine rastlarız. Osmanlı edebiyatının ‘ramazaniyye’leri, büyük ölçüde silinse de ‘Atik-Valde’den İnen Sokakta’, bu geleneğin modern bir kalıntısı gibidir. Beyatlı, büyük ün kazanan şiirinin yayınlanmasından iki yıl sonra, 1958’de vefat etmiştir. Müjgan Cunbur, 1965 yılında, “Yahya Kemal’in bu şiiri, son devir Türk edebiyatında Ramazan’ı en güzel aksettiren parçalardan biri ve belki de birincisidir” diyecektir.

Haberin Devamı


NURBANU SULTAN’IN MİRASI


Beyatlı’nın yazdığı biçimiyle ‘Atik Valde’ semti, adını Mimar Sinan’ın eseri olan ve II. Selim’in hasekisi Nurbanu Sultan tarafından yaptırılan Atik Valide Camisi ve külliyesinden alır. III. Murat’ın annesi olan Nurbanu Sultan, güzelliği, zekâsı ve devlet yönetiminde üstlendiği rolün yanı sıra, kökeniyle de Osmanlı hanedanının en ilginç kişiliklerinden biridir.


İLK KADIN KÜTÜPHANESİ


Araştırmalar, onun aslen Venedikli Cecilia Venier Baffo veya Korfu adasından Rum Kale Kartanou olduğunda kilitleniyor. (İtalyan tarihçi Maria Pia Pedani, 2006 tarihli “Venedikli Sultan” adlı tiyatro oyununda bu karmaşık duruma, dramatik bir kurguyla, güzel bir açıklama getirir.)
Kökeni ne olursa olsun, kesin olan Nurbanu’nun, vefat ederken güçlü ve zengin bir kadın olduğudur. Malvarlığının önemli bir bölümüyle, 1570-79 yılları arasındai “Atik Valide” adını alacak olan külliyeyi yaptırdı. Külliyeyi oluşturan yapılar içinde, cami, medrese, tekke, darülhadis (hadis okulu), darülkurra (Kuran okulu), imaret (aşevi), darüşşifa (hastane) bulunur. Ayrıca, bilindiği kadarıyla bir Osmanlı kadını tarafından vakfedilen ilk kütüphane de burada kurulmuştur. Külliyenin yapımında kullanılan malzemelerden bir kısmı Sapanca, İznik ve Gelibolu’dan getirtildi. Vakfın, düzenli gelir sahibi olması için de Sivas’ta bir bölgenin gelirleri bağışlandı. Külliye, Mimar Sinan’ın son eserlerinden biridir.

Haberin Devamı

Atik-Valde’den İnen Sokakta


İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,
Kaç def’a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,
Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti
Bir tatlı intizara çevirmiş sükûneti;
Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,
Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;
Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları
Az çok yakında sezdiriyor top ve iftarı.
Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;
Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.
Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,
Bir nurlu neş’e kapladı kerpiçten evleri.
Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!

Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş’esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime:
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
“Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür.”

Yazarın Tüm Yazıları