"Naci Cem Öncel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naci Cem Öncel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naci Cem Öncel

CHP’nin Yeni Türkiye’si

Yeni anayasa, partili cumhurbaşkanı ve Yeni Türkiye... Hayır, güncel siyasetten değil 90 yıl öncesinden, CHP’nin kurulduğu yıllardan söz ediyoruz.

PARTİLİ CUMHURBAŞKANINA KARŞI ÇIKANLAR

Mustafa Kemal Paşa, 1923’te bir “halk fırkası”nın kurulup, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun bu partiye aktarılması gerektiğini söylemişti. Dediği gibi de oldu... Biri hariç meclisteki tüm milletvekilleri 1923 sonbaharında kurulan Halk Fırkası’nın üyesiydi. Ancak 1924’te kabul edilen yeni anayasa sonrasında parti içindeki fikir ayrılıkları iyice belirginleşmeye başladı. 1924 yazında, bazı vekillerin yeni bir parti kuracağı söylentisi yayılıyordu. Bu partililer, Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda parti genel başkanı olmasına karşıydılar. Partili cumhurbaşkanını, yeni anayasanın özüne aykırı buluyor, rejimin “tek adam idaresi”ne dönüşebileceğini söylüyorlardı.

GAZİ DİYOR Kİ, YENİ TÜRKİYE’DE...

“Kuvvetler birliği”ne inanan Atatürk ise bu konuda çok netti. “Yeni Türkiye’de” cumhurbaşkanı, partisinin başında kalacaktı. Gazi, 16 Eylül’de Trabzon’da cumhurbaşkanının tarafsızlığıyla ilgili olarak şöyle söylemişti: “Arkadaşlar... Cumhurbaşkanının parti başkanlığıyla ilişkisini ikide bir tekrar edenler ve bütün dünya bilsin ki benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî ve toplumsal devrim (inkılâp) taraftarlığı. Yeni Türkiye’de hiçbir bireyi Halk Fırkası’nın ideallerinden, ilkelerinden ayrı düşünemiyorum. Onun için cumhurbaşkanı bulunduğum halde partimizin genel başkanlığını da onurla muhafaza ediyorum.”

MUHALİFLERİN EKLETTİĞİ “CUMHURİYET”

Tarafsızlık konusu tartışılırken, 10 Kasım’da gazeteler şöyle yazıyordu: “Halk Fırkası nihayet… ikiye ayrıldı… Fırkadan ayrılanlar Cumhuriyet Fırkası teşkil edecekler.” Hiç şüphesiz bu tatsız bir durumdu. Çünkü ayrılanların başında Atatürk’ün birlikte kurtuluş mücadelesi verdiği, biri daha önce başbakanlık yapmış olan 4 isim vardı: Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele… 29 milletvekilinin yanı sıra İstanbul basınının bir bölümü de muhalifleri destekliyordu. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF), 17 Kasım 1924’te kuruldu. Partili cumhurbaşkanı eleştirisi getiren TCF’nin ömrü ise kapatılıncaya dek, sadece 7 ay sürdü. (Bu kısacık muhalefet deneyiminin bile kalıcı bir etkisi oldu: Halk Fırkası, “Cumhuriyet” kelimesini muhalif partiye kaptırmamak için apar topar adına eklemiştir. Yani CHP’nin adında çok partili rekabetin izi vardır.)

DEĞİŞEN OYUNCULAR, DEĞİŞMEYEN SENARYO

90 yıl önce partili cumhurbaşkanına karşı çıkanlar CHP’den ayrılmak zorunda kalmıştı. Bugünse partili cumhurbaşkanına CHP karşı çıkıyor. Benzer şekilde, bugün siyasetin “muhafazakâr” partisi “Yeni Türkiye” tarifi yaparken, 90 yıl önceki “Yeni Türkiye”nin kurucu partisi CHP, Atatürkçü ilkeleri “muhafaza” için çalışıyor. CHP’deki bu muhafaza endişesiyle, parti içi değişim talebi arasında yıllardır kalıcı bir denge kurulamadı. Oysa demokrasinin her zaman sağlam bir muhalefete ihtiyacı var. Türkiye, “güçlü iktidar partisi + devlet” modeli ve karşısındaki güçsüz muhalefetle 90 yıldır patinaj yapıyor; aktörler yer değiştiriyor sadece. Kuruluş yıllarındaki kavramların 90 yıl sonra aynı kelimelerle ama zıt pozisyonlarla tartışılıyor olması çok düşündürücü. Bu kısır döngüden kurtulmak istiyorsak iktidar, tek parti dönemini sadece eleştirmemeli; yanlışlardan kendi payına ders de çıkarmalı. Bir kurultayı daha geride bırakan CHP ise kuruluş felsefesindeki “inkılapçılığı” uygulamaya, hiç şüphesiz önce kendinden başlamalı.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI