"Naci Cem Öncel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Naci Cem Öncel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Naci Cem Öncel

Ali Şükrü Bey’in Tan Gazetesi’nden bugüne

Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanı TBMM’nin açılış konuşmasında Ali Şükrü Bey’i anarken, sosyal medyada Ahmet Hakan’a yapılan saldırı konuşuluyordu.

KAYIP VEKİL VE GAZETE SAHİBİ

“Tan aile-i tahririyesi (yazı-gazete ailesi) bugün çok derin bir elemle dilhûndur. Sahib-i imtiyazımız Trabzon mebus-i muhteremi Ali Şükrü beyefendi esararengiz bir surette gaib olmuştur. Salı günü saat dört sularında [gazetecilerin uğrak yeri olan] Merkez Kahvesi önünde bazı ehibbasıyla (dostlarıyla) oturarak kahve ve nargile içmiş olan Ali Şükrü Bey, beraberinde birisi olduğu halde bir yere gitmek üzere paltosunu giyip kalkmış ve ondan sonra bir daha hiç kimse kendisini görememiştir... Ali Şükrü Bey’in elan gözükmemesi üzerine iş, hükümet ve zabıtaya intikal etmiştir... Gerek meclisteki faaliyeti ve gerek matbuattaki neşriyatı, kendilerini hariç ve dahilde bir fikir ve içtihadın mümessillerinden göstermiş olduğundan... Eğer Ali Şükrü Bey ölmüşse milletin, vatanın hukuk-ı hürriyet ve hakimiyeti uğrunda mücahede edenlerin eksik olmadığını görerek revân-ı pakî (temiz ruhu) şadolacaktır.”
(Tan Gazetesi, sayı 61, 30 Mart 1923)


ALİ ŞÜKRÜ BEY’İN ARANMASI VE BULUNUŞU

“Sahib-i imtiyazımız Trabzon Mebus-ı muhteremi Ali Şükrü Bey’in kaybolduğu zaman üzerinden beş gün geçti... Hükümetin mütemadi takibatına rağmen şu dakikaya kadar henüz kati netice elde edilememiştir. Vakıa müşarünileyhin (adı geçenin) bir suikasd tuzağına düşmüş bulunduğu artık şüphesiz bir mahiyet iktisab etmiştir... Merhumun vaziyet-i hukukiye ve siyasiyesi hasebiyle bu cinayetin her şeyden evvel doğrudan doğruya hükümet için bir şeref ve haysiyet meselesi olduğu bedihidir (açıktır).”
(Tan Gazetesi, sayı 62, 1 Nisan 1923)

“Menfur ellerin, en şenî’ (kötü, çirkin) bir cinayetine kurban olan şehid-i mağfur Ali Şükrü Bey’in boğulmuş cesed-i biruhu, Dikmen’den bir buçuk kilometre kadar ileride Kırşehir yolu civarında bir köy yakınında ciğer-sûz (ciğerleri yakan, çok acı) bir halde bulundu.”
(Tan Gazetesi, sayı 63, 1 Nisan 1923; Bkz. Ali Şükrü Bey’in Tan Gazetesi, Ahmet Demirel, 1996, İletişim Yayınları, s.231-246.)


BİR MUHALİFİN VE GAZETENİN SONU

Yukarıdaki satırlardan da anlaşılacağı üzere Ali Şükrü Bey, Milli Mücadele döneminde Trabzon’dan seçilmiş bir vekildi. Eski bir bahriye subayıydı ve Milli Mücadele’nin ateşli taraftarlarındandı. Mustafa Kemal (Atatürk)’e muhalefetini hiç bir zaman gizlemedi. Hatta Meclis kurulduktan sonra ilk görüşülen kanunlardan biri olan “Men-i Müskirat” yani içki yasağı kanun teklifi, onun Mustafa Kemal (Atatürk)’ün kişisel gücünü sınırlamaya yönelik bir hamlesi olarak yorumlanmıştır. Ali Şükrü Bey, Meclis’te Mustafa Kemal Bey liderliğindeki Birinci Grup’a karşı oluşan İkinci Grup’un liderlerindendi. İki siyasi grubun yönetim biçimi üzerinde belirgin görüş farkları vardı. Hilafetin devamını açıkça savunan, Lozan’da izlenen siyaseti eleştiren Ali Şükrü Bey, aynı zamanda İkinci Grup’un görüşlerini yansıtan Tan gazetesinin de imtiyaz sahibiydi. Onun öldürülmesinden kısa bir süre sonra muhafazakar-liberal görüşlere birlikte yer veren bu muhalif gazete, yayınını durdurdu.


KİŞİSEL Mİ, ORGANİZE Mİ?

Ali Şükrü Bey suikastını iyice karmaşık hale getiren, Meclis Soruşturması sonucunda cinayeti Topal Osman’ın işlediği iddiası oldu. Yakın adamlarından birinin itirafına göre Ali Şükrü’nün Mustafa Kemal Paşa’ya karşı sert tavrı ve ikisi arasında tırmanan gerginlik, Topal Osman’ın hiddetine yol açmış; Paşa’ya derin bir kişisel bağlılık duyan Topal Osman, Ali Şükrü Bey’i kaçırarak boğmuştu. Bu bilgiler üzerine onu tutuklamaya gelen askerlerle çarpışan Topal Osman, yaralı halde ele geçirilmiş ama hastane yolunda ölmüştür. Topal Osman’ın da öl(dürül)mesi cinayetin işlenme nedeni üzerindeki şüpheleri arttırmıştır elbette. Üstelik cinayet, sadece Ali Şükrü Bey’in değil muhalif bir gazetenin yayın hayatına da son vermiş oluyordu.


NEDEN ÖNEMLİ?

Tüm bu veriler ışığında söz konusu cinayet, Türkiye’de demokrasi ve çok sesliliğin tesisi yolunda unutulmaması gereken bir meseledir. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu vahim olayı anması Meclis ve parlamenter rejim adına çok yerinde bir hatırlatmadır. İşte tam da aynı nedenle, düşünce ve ifade hürriyetini savunan herkesin Ali Şükrü Bey cinayeti ve Tan gazetesinin sus(turul)masına veya 1945’teki “Sovyet sempatizanı, solcu” bir başka Tan Gazetesi’nin baskına uğramasına... Kısacası çoksesliliği şiddetle, baskıyla engellemeye yönelik tüm eylemlere –istisnasız- karşı olması gerekir. Hal böyleyken geçtiğimiz günlerde Hürriyet’e yapılan iki saldırı ardından köşe yazarı ve televizyon programcısı Ahmet Hakan’ın darp edilmesini de “vakayı adiye”den saymak söz konusu olamaz. İşin en acı yanı, bağımsızlık mücadelesi veren 1923 Türkiye’sinde Ali Şükrü Bey suikastını; ateş çemberindeki 2015 Türkiye’sinde ise – Doğu’da akan kan ve ailelerinin gözü önünde şehit edilen kamu görevlileri yerine- saldırıya uğrayan gazetecileri konuşmak durumunda kalmamızdır.

18 Ocak 1923’te Tan gazetesinde yayınlanan başyazıdaki cümlelerle bitirelim: “Tekamülün (gelişmenin) ilk âmili fikir ve ictihadda (tartışmada) serbestîdir... Her Türkiyeli: hürdür, hürriyeti taarruzdan masundur, her türlü hakkına sahiptir, vatanın muhterem bir uzvudur.”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI