GeriMustafa DENİZLİ Cocu'nun Fenerbahçe'sinde problem belli: İdeal 11 hâlâ bulunamadı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cocu'nun Fenerbahçe'sinde problem belli: İdeal 11 hâlâ bulunamadı

Mustafa Denizli, 3 maçta 3 puanda kalan F.Bahçe’yi değerlendirdi:

1-) Galatasaray, sezon başında bu yana sorunlar yaşadığı Gomis’i sattı. Ticari boyutu bir kenara bırakırsak bu hamle doğru mu? Yeri dolar mı yoksa G.Saray Gomis’i arar mı?

Bir transfere ticari amaç olarak da teknik açıdan da bakabilirsin. Gomis veya herhangi bir forvet yeri doldurulmayacak kişiler değildir. Bu her takım için geçerli. İkincisi bana göre Gomis kadar değerli bir alternatif var: Eren. Ayrıca hiçbir takım hedef santraforla oynamak zorunda değil. Zaten G.Saray’ın yerine göre hedef santrforsuz oynayacak bir kadro yapısı da var. Ön tarafta Rodrigues gibi müthiş süratli, Onyekuru gibi çok iyi koşu yapabilen, Emre gibi, Selçuk gibi, Fernando gibi, (kımıldarsa) Belhanda gibi geriden top kullanabilen, Mariano ve Nagatomo gibi kanattan hücuma destek veren oyuncuları var. Yani G.Saray Gomis’siz hatta zaman zaman Eren’siz oynayabilir. Dolayısıyla bu ticari açıdan bir artı, teknik açıdan da bir eksiklik değil.

Bir de şunu söyleyeyim; Bazı golcülerin kendini aştığı yıllar vardır. Gomis geçen sezon onu yaşadı. Ama sene başında yaptığı hareket, bu sezon onun ve takımı için sorunlu geçeceğinin işaretiydi. Dolayısıyla G.Saray böyle bir soruna mahal bırakmadan konuyu erken kapattı. Gomis taraftarın da sempatiyle baktığı bir isimdi. Ancak Fransız yıldızın sezon başından bu yana izlediğim vücut dili hiç olumlu mesaj vermiyordu. Benim açımdan Gomis’in gönderilmesi G.Saray adına artı bir hareket.

 

2-) Galatasaray, Alanya’yı ağırlıyor. Nasıl bir sonuç bekliyorsunuz. Emre Akbaba için de özel bir maç olacak...

Galatasaray iki haftada 6 puanı hanesine yazdırdı. Zorlanmadı mı, zorlandı. Hem Ankaragücü hem de Göztepe maçlarında zorlandı ama kazandı. Demek ki Galatasaray kendi çizgisine yakın oynamasa bile kazanıyor. Dolayısıyla lige kötü başlayan Alanya karşısında da mutlak favori. Emre Akbaba’ya gelirsek... Oynarsa tabii ki biraz farklı duygular hissedeceği bir maç olacaktır. Karşısında oynayacağı oyuncuları çok iyi tanıması avantajına olacak. Sonuçta karşısında, onlara karşı nasıl üstünlük sağlayacağını bildiği eski takım arkadaşları olacak. Eğer oynarsa, Emre açısından artılarla sona erebilecek bir maç olabilir.

 

3-) Beşiktaş da kaleye Karius’u aldı. Şampiyonlar Ligi’nden bir travma taşıyan Karius seçimini nasıl buluyorsunuz? Rehabilete mi olur yoksa ‘bir düşüş’ olarak mı algılar buraya gelmeyi?

Ben Karius hamlesini doğru bir hamle olarak değerlendiriyorum. Evet Şampiyonlar Ligi’nde bir travma yaşamıştı. Peki dünyada travma yaşamayan kaleci var mı? Dünyada bu mevkide oynayıp da travma yaşamayan bir oyuncu yoktur. Peki Karius Liverpool’a tesadüfen mi transfer olmuş bir kalecidir? Asla! Bu travma elbette Beşiktaş’ta devam etmez. Esasında bu transfer Karius için bulunmaz bir nimettir. Kendini net bir şekilde rehabilite edeceği ve bana göre başarılı bir sezon geçireceği kanaatindeyim.  Şimdi bakın, Tolga yıllardır Beşiktaş’ta ama ne Tolga kendi çizgisini ne de taraftar ona olan güvenini hiçbir gün bulamadı. Beşiktaş kaçınılması mümkün olmayan bir transferi gerçekleştirdi ve doğru bir iş yaptı.

 

4-) Partizan karşısında alınan 1-1’lk skor tur için yeterli mi?

Dışarıda alınan 1-1’lik skorlar ve diğer gollü beraberlikler her zaman büyük bir avantajdır. Bir ikincisi Beşiktaş net bir şekilde Partizan’dan daha kaliteli ve tecrübeli bir takım. Kaldı ki ilk maçta Negredo ve Babel gibi hatta Lens gibi hücum kozları da kadrosunda yoktu. Kısacası Beşiktaş’ın bu turu geçmemesi futbolda yaşanması zor günlerden biri olur. Ben Beşiktaş’ın turu geçeceği kanaatindeyim. Elbette hiçbir maç, oynanmadan kazanılmaz ama tüm veriler Beşiktaş lehine. O bakımdan 1-1’lik sonuç bir avantaj.

 

5-) Beşiktaş sezona iki devreyi farklı oynayan bir takım görüntüsüyle başladı. Bunun nedeni ne? Antalya maçı ne olur?

Beşiktaş aşağı yukarı her maçında her iki devrede iki farklı görüntü verdi. Burada önemli olan, Beşiktaş’ın iki farklı görüntüyü ne zaman verdiği... Beşiktaş ilk yarı başarılı olup ikinci yarılarda kötü görüntü verseydi önümüzdeki haftalara şüpheyle bakabilirdi. Ama bir takım, ama rakipten ama kendinden kaynaklanan sebeplerle iyi futbola dönüp maç kazanmasını biliyorsa bu, o takım için büyük avantajdır. Dolayısıyla Beşiktaş’ın iki farklı görüntü vermesi kaygı verici değildir. Benim kanaatim bu.

Maça gelirsek... Antalyaspor sezona iyi başlangıç yapamayan takımlardan bir tanesi. Beşiktaş hem ligdeki konumunu devam ettirmek hem de taraftarı Partizan maçına daha umutlu çağırabilmek için bu karşılaşmayı kazanmak mecburiyetinde hissedecektir. Beşiktaş belki zorlanabilir ama puan kaybedeceğini düşünmüyorum.

 

6-) Başakşehir’in geçen hafta kaybetmesini neye bağlıyorsunuz? Bir hava kaybı mı var yoksa geçici bir durum mu?

Başakşehir geçtiğimiz sezon başında da oldukça inişli çıkışlı bir grafik ortaya koymuştu. Benim dışarıdan gördüğüm şu anda tam hissederek 90 dakika yaşamıyorlar. Burnley maçını iyi oynayıp uzatmada yediği golle kaybedip elenmesinin ardından karşısında mahalli rekabeti olan bir rakip karşısında kötü oynaması Kasımpaşa karşısında 2-1’lik sonucu doğurdu. Şunu unutmamak gerekir ki Kasımpaşa zoru yani hep mücadeleyi deneyen bir ekip. Genelde oyunun hakimi Başakşehir gibi görünse de oyunu kazanacak pozisyon üretkenliği gösteremediler. Kasımpaşa da fırsatları değerlendirdi. O gün Başakşehir’e kaybedecek bir görüntüleri yoku. Geçen yıl da bu haftalarda yaşadığı bir Karabük maçı vardı Başakşehir’in. Orada büyük rotasyona gitmişlerdi, bu sefer öyle bir deneme de olmadı. Ama neticede Başakşehir tecrübeli ve yüksek kaliteli takımlarından biri. Bunları telafi edecek haftalar önlerinde var.

 

7-) Fenerbahçe peşpeşe transferler yaptı. Gidenlerle gelenlere bakarsak tabloyu nasıl yorumluyorsunuz? Topal-Josef ikilisi de bozuldu nihayet (!)

Şimdi Fenerbahçe peş peşe hangi transferleri yaptı? Slimani’yi aldı, Frey’i aldı, Ayew’i aldı... Ayew’i de sayarsak bunlar merkez hücumcu. F.Bahçe’nin sorunu santarfor sorunu değil. F.Bahçe’nin sorunu bu santraforları kullanacak futbolcu bulunamaması. Hadise budur. Dünyanın en büyük santrforunu transfer etsen bile ona top getirecek geri ve kanat adamların yoksa o sorunu çözemezsin. Örneğin Ayew kanatları zaman zaman kullanan bir oyuncu. Oynadığı maçlarda Ayew’in kanattan gollük tehlike yarattığını gördünüz mü? Görmediniz. Yahut Barış’ın, Şener’in, Isla’nın yahut Hasan Ali’nin?... Slimanı Malatya maçında iki pozisyona girdi, peki nasıl girdi? Şener’in içeri kestiği bir pozisyonda... Demek ki Slimani bu toplar gelirse tehlike yaratacak bir hücumcu. Ama F.Bahçe’de bu toplar gelmiyor. F.Bahçe’de oyunu çekip çevirecek, organize edecek, beyin olabilecek bir oyuncu yok. Buna en yakın Elmas gibi görünüyor o da genç bir isim. Bence F.Bahçe santrafor değil daha değişik mevkilerde sıkıntı yaşıyor. Bunlardan biri de kaleci. Takımda kaleci sorunu var.

F.Bahçe’nin esas sorunlarından bir tanesi de güven sorunu. F.Bahçe Benfica ve Malatya maçları oynadı. Benfica karşısında düşündüğü sonucu da alamadı oyununu da geliştirmedi. Peki F.Bahçe için Benfica maçı mı yoksa Malatya maçı mı önemliydi? Gayet tabii Benfica maçı. Benfica’ya elendikten sonra Malatya karşısındaki takımda 5 oyuncu değişti (Isla’nın yerine Şener, Elmas’ın yerine Josef, Alper’in yerine Mehmet Ekici, Valbuena’nın yerine Barış, Giuliano’nun yerine Slimani). Sorun şu ki bir takımda istenmeyen bir sonuçtan sonra 5 isim değişiyor ise onların yerine gelen 5 oyuncu da bir gözü ve kulağı dışarıda olan oyunculardır. Ben isterdim ki Malatya’ya karşı Benfica kadrosu sahada olsun ve hoca takıma ‘Ben size güveniyorum’ mesajı versin. Topal-Josef ikilisinin bozulması belki taraftarın bozuk olan psikolojisini düzeltir zira yıllardır ‘orta saha yavaş, savunma ağırlıklı oynuyor’ eleştirileri yapılıyordu. Josef’in gitmesiyle bu sorun bir nebze çözülecektir. Orada F.Bahçe ya durumu kendi lehine çevireceği bir futbolcu profili bulacak yahut oyun şeklini değiştirecek. Takımlar oyun sistemlerini elindeki oyuncu profiline göre belirler. Bu kanun değildir. Bu takım hep 4-4-2 veya 3-5-2 oynayacak diye bir şey söz konusu değil. Elindeki kadro nasıl etkili oluyorsa o şekilde oynarsın. Bunu rakamlarla ifade etmeye gerek yoktur. (Not: Bu soru Göztepe-F.Bahçe maçından önce sorulmuş ve yanıtlanmıştır)

 

8-) Hocam Türkiye bu çim sorununu neden aşamıyor? Siz birçok kulüp çalıştırdınız. Çimci mi çalıştırıyoruz çayırcı mı?

Çimci çalıştırılsaydı bana bu soruyu sormazdın. Bu soruyu soruyorsan demek ki birçok yerde çayırcı çalıştırılıyor! Çim bir bebek gibidir, özen ve emek ister. Size kendim gördüğüm bazı örnekler vereyim herkes kendisi takdir etsin. Azerbaycan, Katar, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde çim sorununu çözmek için kulüpler hem tesisleri hem de stat zeminlerini ülkesinde yoksa İngiltere’den getirdiği bir uzmana veya uzman başkanlığında gruplara bırakıyor. Bu örnekleri vermemin nedeni, bizde çim sorunun yaz sıcağı sonrası ortaya çıkması, bu ülkelerinse çok daha yüksek sıcaklıklarda çimlerini üst düzeyde tutmaları. Türkiye gibi futbola ve statlara yatırım yapan, futbolunun arkasında devlet desteği olan bir ülke zemin sorunu yaşıyorsa burada biraz değil mutlak bir zafiyet var demektir. Bu bir uzman işi. Bunu kimse anlamıyor mu? Bakın Suudi Arabistan Türkiye’den kaç oyuncu aldı. Bunları toprakta oynatmak için almadılar. Orada 40-50 derecede çimlere nasıl özen gösteriliyor, hangi teknikler uygulanıyor incelemek gerek. Çim bakımı Amerika’yı yeniden keşfetmek değil. Çimin bozuk olması oyunun kalitesini, izleme zevkini de bozuyor. Türkiye’de hep manşetler atılıyor ya yok şu geliyor, yok bu yıldız şu uçakla gelecek diye. Oysa yapılması gereken iş öncelikle zemin işi. Kulüpler bir uçak eksik indirsinler bir transfer eksik yapsınlar ama futbol oynanacak zeminler yapsınlar.


9 -) Trabzonspor başkentte 90+1’de galibiyeti kaçırdı. Maçı nasıl değerlendiriyorsunuz?

HAKİKATEN utanılacak bir zeminde iki takımın futbol oynama isteği takdire değerdi. Trabzon’un özellikle daha üretken taraf olduğunu söylemek mümkün. Bence Ünal Karaman Abdulkadir’in pozisyonuyla ilgili ısrar etmeli. Böyle bir zeminde gol ümidi birinci derecede duran toplardan beklenirdi. Nitekim birinci ve dördüncü goller kazanılan duran toplardan geldi. Maçın özeti bu. Ankara gibi Türkiye’nin başkent olduğu bir şehirde, Süper Lig’de bu kadar mücadele eden takımları varken yetkili mercilerin bu statların sorumlusu kimse ‘Siz futbolumuzun marka değerini düşürüyorsunuz dolayısıyla bu statlarda Süper Lig maçı oynatmayız’ diyebilecek durumda olması gerek. Aynı saatte İstanbulspor-Altay maçı vardı. Orada halı bir bir zemin, Süper Lig’de tarla gibi bir zemin... Onun için bugün itibariyle bu maçta görev yapan hiçbir futbolcuyu görev yapamadı diye eleştiremeyiz.

 

10 -) Malatya’dan sonra Göztepe deplasmanında da F.Bahçe 1-0 mağlup oldu. F.Bahçe’de yanlış giden şey nedir?

FENERBAHÇE kadro kurmakta ciddi bir sıkıntı yaşıyor. Gündüz sorusunda da cevaplamıştık, Benfica maçından sonra 5 değişiklik, Malatya maçından sonra da 4 değişiklik.... Esasında Cocu takımı tanıyabilecek kadar zamana da sahip oldu. Kaldı ki Göztepe oyunun büyük bölümünde direnmeye çalıştı. Zevkli de bir maç oldu. Sorun şu ki, Fenerbahçe ideal kadrosunu bulmakta zorlanıyor. Büyük takım büyük futbolculardan oluşur. Bence Soldado ve Valbuena bu takımın vazgeçilmezleri arasında yer almalı. Hafta içinde geniş bir Fenerbahçe analizi yaparız. Ayew beklentilere cevap veremeyecek gibi. Bu arayışlar F.Bahçe’yi zor günlere götürebilir. İki maçta 9 değişiklik yapıyorsan bu ciddi bir sıkıntıdır.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle