"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Musallat!

Kıyamet yaklaştıkça doğaldır ki yer ve gök gitgide birbirine karışmakta, alemler arasındaki geçişkenlik artmakta. Gizli olanlar da açığa çıkmakta, alenileşmekte. Zamanın ruhu dolayısıyla doğruya yönelme imkanları arttıkça buna karşın batıla eğilim de aynı oranda güçleniyor görünmekte. Bu aynı zamanda iblis ve yandaşlarının gayretlerini arttırdığı anlamına geliyor. Aman!

“Ve fakat şeytandan sana bir dürtü gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki O işitendir, bilendir” (Araf 7;200)

“Euzu billahi mineşşeytanirracim”; İlahi huzurdan kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’ın himayesine sığınırız… Bunu söz ile dile getirmenin yanında asıl olan şüphesiz eylemlerimizle, yaşantımızla bu hal üzere bulunma gayretidir. Böylesi bir hal üzere olma da ancak Rabbimiz karşısında acziyetimizi bilerek “iyiyi emretme ve kötülükten sakındırma” düsturuna yapışmakla mümkün görünüyor. Bu düsturun ilk muhatabı elbette ki bizzat kendi nefsimizdir. Kişi dostunu düşmanını iyi bilmelidir..

“Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o(şeytan), onun yakın arkadaşı olur” (Zuhruf 43;36)

Her şeyin bir kokusu olduğuna inanırım. Ve “koku”, “ruh” ile yakından alakalıdır. Söylediklerimiz, yaptıklarımız, üzerine bulunduğumuz hal, hepsi kendine has koku yayarlar. Hoş, temiz kokular nasıl melekleri cezbederse, nahoş, kötü kokular da şeytanileri cezbediyor, adeta onlara besin oluyor. Güzel söz söylemeyi, güzel davranmayı huy edinmiş bir kimsenin etrafının meleklerle dolu olması gibi tersini huy edinenlere de normaldir ki şeytanlar düzenli musallat olur, onu beslenme alanı bellerler. Sevdikleri besini üretmesi için gerekirse teşvik eder, vesvese verirler. Böylece batıl dava güden kimsenin içerdeki nefsi, zamanla dışarıdaki şeytanlarla arkadaş, işbirlikçi olmuş olur, nihayet onlarla aynileşir. Temiz olana düşman, dünyamızı kirletmeye memur olur..

Anlayacağınız, “temizlik” ki hakkında bir hadiste “imanın yarısıdır” denilmiştir, sadece fiziki bir özellik değildir. İlahi huzura yaklaşmayı temizlikle, uzaklaşmayı pislikle özdeşleştirebiliriz. “Șeytan” terimi, “uzak olmak, yabancılaşmak, batıl olmak” manalarına gelmektedir. İblis, bu duruma kibiri dolayısıyla ilahi emre itaatsizlik etmesiyle gelmiştir; baş şeytandır, lanetlenmiştir, pistir. Rabbimiz ona uymamamız için bizi uyarmakta, o ki Adem babamız temsiliyetinde insana musallat olan isyankar cinlerden ilkidir. Ancak zorlu sınavlar karşısında Hakk’a sığınmamızın, kulluğumuzun ispatının bir vesilesi olmaklığı da bizim doğru tercihleri yapmamızla mümkün… Böylelikle belki nefs perdelerini kaldırmış olanların “Allah’ta hayırsız bir şey yoktur” sözü anlaşılabilir olur.

“Onun(şeytanın) sultanlığı(yaptırım gücü) sadece ona(şeytana) yönelenlerin ve onunla(şeytanla), Allah’a şirk koşanların üzerindedir(onları etkiler)” (Nahl 16;100)

Muhammed Esed, “Kuran Kavramları” kitabının “şeytan” bahsinde diyor ki; “…şeytan kendini Allah’la bir tutmasa da, şeytan’ın pohpohlamalarına teslim olan günahkar, bu tutumuyla onu dolaylı olarak tanrılaştırmış, “Allah’a ortak koşmuş” olmaktadır. Bu bakımdan, belirtmek gerekir ki, Kuran’da “şeytan” terimi, çoğu zaman, her insanda bulunan ve mahiyeti itibariyle ahlak dışı olan ve dolayısıyla insanın ruhi ve manevi huzuruna, esenliğine aykırı düşen dürtüler için bir mecaz olarak kullanılmaktadır”…

Yani şeytan aslında bize, bize rağmen bir zarar veremez; yeter ki nefs mücadelesi içinde gayretli olalım, Rahmani bir yol tutalım. Kalede içeriden gedik açılmadıkça dışarıdan bir fetih gerçekleşmez.. Bize “kötülüğü emreden nefs-i emmaremiz”den daha büyük bir musallat olamaz. Ne var ki günümüzde nefsimizi kötü yöne cezbedecek unsurların herbir taraftan üzerimize musallat olmaları da bir gerçek. Merak etmeyin, Rabbimiz de buna karşın kendine sığınanları gözetecek. Velhasıl gün yaklaştıkça saflar iyiden iyiye netleşecek..

“Şeytanlar kimlere iner size haber vereyim mi? Günaha, iftiraya düşkün olanların üstüne inerler. Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar” (Șuara 26;221-223)

Bursevî Hazretleri, “Ruh’ül Beyan” adlı eserinde Vehb İbni Münebbih(ra)’dan rivayetle Hz.Peygamber’in(sav) “Ya melun, ümmetimden kaç düşmanın vardır?” sorusuna, karşısına Allah’ın emrine binaen elinde asasıyla ihtiyar bir adam kılığında gelen iblis’in şu cevabı verdiğini naklediyor; “On beş düşmanım vardır: Baş düşmanım sensin, sonra, adaletle iş gören hükümdarlar, mütevazi, yani alçak gönüllü zenginler, ticaretinde doğru olan tüccarlar, Allah’tan korkan alimler, nasihatlı ve herkese hayır isteyen müminler, kalbi merhametli kimseler, tövbe eden ve tövbesinde sebat edenler, haramdan son derece sakınanlar, daima abdestli bulunanlar, çok sadaka verenler, insanlar arasında güzel huy ile yaşamakta olanlar, insanlara menfaati dokunanlar, Kuran-ı Kerim’i çok okuyanlar, gecelerde herkes uyurken kalkıp namaz kılanlardır” Tercih bizim! Neye talip olacağız? Diyelim; “Niyet hayır, akibet hayır”…

Daha fazlasını fakir de merak ediyordum doğrusu. Kuran’da bahsedilen bu “cin, şeytan vs” varlıkları görmenin, tanımanın bir marifet olduğu gafletine kapılma eğilimi gösterdiğim bir zaman “Derviş Baba”yı suallerimle boğuyordum ki, söylediği kafamı açan şu söz halen kulaklarımda yankılanır; “Evladım, günümüzde bunları görmek değil, görmemek marifet oldu artık”.. Yani şu kısacık ömründe ilmin faydalısına, herşeyin temizine odaklanmalı insan..

“Ve insanlardan öyle kimseler vardır ki, ilmi olmaksızın, Allah hakkında mücadele eder ve bütün azgın şeytanlara tâbi olurlar” (Hacc 22;3)

Uzun lafın kısası; iyiyi, güzeli, doğruyu tanıyalım, bunların peşinde koşalım, kalbimizi, zihnimizi temiz tutmaya gayret edelim, içimizi karartmayalım, hoş kokalım, her daim -insan olsun cin olsun- şeytanilerden Rabbimize sığınır bulunalım, şeytanca tekliflere, malayani rüşvetlerine tenezzül etmeyelim, Hakk’tan başkasından da korkmayalım. Korkacaksa onlar bizden korksun! Vaadedilen gün elbet gelecek; yüzü gülenlerden olalım, çatal dilli şeytan kahrolsun…

Ramazan-ı Şerifiniz şimdiden mübarek olsun. Allah rızası için tutulacak oruçları, yapılacak hayır hasenatı, nefs tezkiyenizi Rabbim Dergah-ı İzzetinde kabul ve makbul olunanlar sınıfına dahil eylesin! Aşk olsun! Hu 

X