"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Karlar düşer…

Yağan kar nasıl etrafı nurdan bir yorgan gibi örtüyorsa, günahlarımızı, kusurlarımızı örten bir yorgan inse, örtse üzerimizi usulca..

İsterdim, istemez miyim? Belki de örtüyordur da gözler görmüyordur, kim bilir! Benim derdim; bu kusur gören gözlerimin hali nedir, nicedir? Görülen 'kusur'un ardını, hayrını bilememek basiretsizlik midir, kader midir? Ya mükemmeli arayışımız kibirden midir, niyedir? Sui zandan da, günahsızlık, kusursuzluk zannından da Rabbime sığınırım. O ki günah işlemeyen bir halk olsak bizi helak edip yerine günah işleyen bir başkasını yaratacağını bildirmiştir. Kulun acziyetini bilip, tövbe, istiğfar etmesi O'na hoş gelir. Elbet haddi aşmamak şarttır. Kibirden ırak gayretimiz bize vazifedir, farzdır…

"Bir günah dalgası daha mı şimdi bu yayılan? Mazlum Özgecan'ımızın ruhu beka alemine yükselirken, yanan teninin külleri mi üzerimize savrulan? Yoksa zalimin nefesi mi şu akça karda is yapan, gönlümüzü karartan?".. Ne çetindir kul hakkıyla meydana varanın işi!

İnsan olmanın zorluğu şuradan belli; evrendeki tüm güzelliklere rağmen, öfke, nefret, şiddet 'insani' duygularından alamıyoruz kendimizi zaman zaman. Yenik düşüyoruz içimizdeki hayvani tarafa, hayvana. Ne yazık; kimimiz de cinnete teşne.. Bu durumda mazlum muyuz, zalim mi? Galip miyiz, mağlup mu, arada mı? Çeşidimiz bol. Cevaplar içimizde.. Ah 'iyi' bir rol kapabilsek şu devrandan, vicdanımız rahat etse!

Kırığım! Ahiret inancım fakiri savrulmaktan korusun diliyorum; hiçbir şeyin Hak katında karşılıksız kalmayacağına olan inancım, adaletin dünya ufkunda temaşa ettiğimizden çok daha enginlere uzandığından emin olmaklığım.. Her şeyin yerli yerinde olduğuna dair imanım ne kadar sarsılmazsa o kadar mutmain içim. Heyhat kolay mı? "Lütfun da hoştur, kahrın da hoş" diyebilmek.. Değil! Allah(cc) bizi 'Cemal'inden ayırmasın, Lütfuyla muamele etsin! Celaline güç yetirebilmek her babayiğidin harcı değil! Lakin başa gelince, bu güç sınavdan sıyrılabilmek için, gelen sınavın şiddetinden daha büyük bir kuvvet dileriz yanımıza, yardımımıza. Ve bunun olup olabilemeyeceğini kestirmek zordur başa gelmeden bela.. Hayranıyım güç şartlarda tevekkül edebilenin, o kutlu mücahid erlerin..

Rahmetli kızımızın ailesi en başta, gözleri iki çeşme, içleri parçalanarak da olsa, bu zor anlarda itidalli davranmayı becerebilen herkese teşekkür borçluyuz; Birileri içimizdeki hayvani duyguları körüklemeye gönüllü olmuşlarken, buna rağmen, bize insanlığımızı hatırlattıkları, melekleri bize secde ettiren yüksek insani değerlerimizi canlı tuttukları için. Onlar, etrafları aydınlansın diye yanan çerağlar..

Bu elim tecavüze yeltenme, bu korkunç cinayet vakası temsiliyetinde çok şey yazıldı, söylendi halihazırda. Herkes kendi zaviyesinden, kendini ortaya koyuyor. Ve biz bize yakın gelen hallerle halleniyoruz. Fakir iyi bilmediğim, üzerime vazife olmayan konularda fazla birşey demek istemem. Bu yaşanan ibretlik olay, hukukçular, eğitimciler, sosyologlar, psikologlar, siyasiler, kadın hakları savunucuları v.s. tarafından enine boyuna irdelenmeye ve dersler çıkarılarak benzerlerinin yaşanmaması için önlemler alınmaya muhtaçtır, mecburdur. Hepimiz gücümüz yettiğince takipçisi olacağız, katkı sunmaya çalışacağız, umarız, nasipse.. İyi örnekleri arttırmalıyız!

Dini inanç açısındansa, fakirane anladığım kadarıyla yapılanın şeriat mertebesindeki karşılığı -yakınları böyle isterse- kısastır(Kan parası seçeneği böylesi hunharca cinayetlerde geçerli mi düşünemiyorum bile, olsa da bu tür sapık katilin tecrit edilmesi toplum açısından şart olsa gerektir). Neyse, zaten din hukukunun uygulanmadığı ülkelerde inanç sahipleri o ülkenin hukuk sistemine tabidir.. Tarikat gözlüğüyle bakınca; müsebbip hastalığa buğz eder, hastalığın bulaştığı, üzdüğü, mağdur ettiği, insanlıktan çıkardığı, kirlettiği herkese Allah'tan rahmet dileriz. Hastalıkla savaşılıp yok edilmesine uğraşılmalı, hastalığı yayanlar en hafifinden karantina altında tedavi edilmelidir, ki zaten gönüllerimizde karantina altındadırlar. Doktorun umut kestiklerini ise kara toprak, olmazsa ateş paklar. Hakikat mertebesine gelince; ermiş olanlardan değilim ancak duyduğumuz, inandığımız, bu zaviyeden bakılınca herşeyin merkezinde olduğu, olacağıdır. Marifet tümünü gözetmeyi gerektirir. Allah en doğrusunu bilir..

Kaybolan 'Can'ımız (mekanı cennet olsun!), ailesi ve geride kalan tüm sevenleri için ben de dua ediyorum, üzgünüm! Bir yandan da düşünüyorum; erkek, kadın, şehvet, şiddet ve bunların içimdeki izdüşümleri.. Hiçbirinden beri değilim! Acep n'olacak halim?

Erkek olmayı başarabilsem, oradan er kişi olmaya sağlam bir merdiven dayarım hemen. Kadın olsaydım da kadınlığımın idrakinden aynı menzile ermeye çalışırdım. Hakikatleri bir, birbirine ayna, aynı ama farklı iki cinsiyet.. Elmanın hangi yarısını daha fazla sevsek? Bir dilim yetmez, bize tamamı gerek! Ama en önce herbirimiz kendimizi gerçekleştirmeliyiz, fıtratımıza nispet ederek. Erkek kadına, kadın erkeğe emanet. Mahcubum! Adam olmak için emanete hıyanet etmemek gerek..

Türlü türlü sevdiğim kadınlar; annem gibi sevdiğim, kardeşim gibi sevdiğim, dostum gibi, sevgilim gibi sevdiğim, gönülcüğünden başkasını görmediğim, göremediğim, öte yandan güzelliğiyle büyülendiğim, arzuladığım, öpüp, koklamak istediğim. Hepsi yerli yerinde oluşunda kıymetli, hikmetli, gerekli. Yerli yerindeliklerinden en ufak bir sapma olsa içimde, kendimi aşağılık, kirli hissederim. Hele ki bırakın destursuz bağa girmeyi, o bağa göz koyanın dahi gitmiştir edebi, eksiktir imanı, tutmaz abdesti, yalandır ibadeti, boşadır orucu, düşmüştür insanlığı, tövbe, bilirim.. Allah korusun hepimizi!

Dünya ihtirasla kavrulur, cinsiyetlerimiz metalaştırılırken böylesine bu devirde, zor biliyorum ama.. Bari en azından, rızasını almadan kimsenin bir tek saç teline bile dokanma sevgili insan adayı! Kötü, küçültücü söz bile söyleme hatta..

Sen de besleme ateşi daha fazla, şehvetten, nefretten nemalanan, tahakkümle coşan, doymak bilmeyen, fırsatçı, küfürbaz, ayırımcı, nifakçı, arsız küçük megaloman! Seni yakacak ateş mazlumu yandırana benzemez; zaman tükenir, o tükenmez, gün olur biz fasıkların dahi acımız diner de, seninkisi korkarım asla bitmez…

Ey nefsin zorlayıcı mütecaviz fedaisi, sonuna kadar savaşacağız seninle, çünkü azgınların vardığı, varacağı yer gözlerimizin önünde. Kurbanlarının feryadı her dem taze, titriyor göğüs kafesimizde.. Yapamayız başka türlü! Biz ki kız çocukları diri diri gömenlere karşı duranların mirasına, Hatice anamızın ayağının tozu, Fatıma-tüz Zehra'nın bendesi olmaya talip olduk; Bu cihadda kadın erkek el ele, birlikte… Sonunda Kazanacağız! Aşk ile!

Belli ki kar sizler için yağıyor Özgecan, kefene bürünmüş ortalık; sessiz, bembeyaz.. Menzilin açık olsun, Hu!

X