"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Dönüşüm Taşı…

Kabullenmek, gitmesine izin vermek, sahiplenmemek, bağlanmamak, özgür kılmak, serbest bırakmak.. İngilizcesi "Let go"… Ama neyi, ne için ve nereye kadar?..

Bundan on sene kadar önce bir romantik aşk hikayesi ilk Hindistan seyahatime vesile olmuş, beni Goa'ya taşımıştı. Goa'nın okyanusa açılan bakir plajlarından birinde Brezilya'lı sevgilim ile yürüyor, bu konuları konuşuyor, 'bağlanmadan sevmeye methiyeler' düzüyorduk karşılıklı. Sevgilim, Osho'nun yanında yetişmiş bir mistik, fakir de kendi kendimin şeyhiydim o zamanlar; çok bilmiş bir cahil… Hararetli konuşmanın ilhamıyla, sahildeki taşlardan parlak, en güzel renkli olanlarından birini elime aldım ve "Haydi bir oyun oynayalım!" dedim; "Özgürleştirme oyunu..(Let go game)". Gina merakla açıklamamı bekliyordu. "Bak!" dedim, "Bu güzel taşı hatıra olarak yanıma alacağım, konuştuğumuz üzere özgürce muhabbetin bir nişanesi olarak hep yanımda bulunduracağım.". "Eee?". "Ama taş sürekli bir dönüşüm içinde olacak, aynı kalmayacak ve böylelikle şekle bağlı kalmamayı, özü hatırlatacak bana taşıdıkça! Ondan hep vazgeçebileceğim, böylece ona hep sahip olacağım aslında". Soru soran siyah gözler elimdeki kırmızı taşa kenetlenmişti sanki; "Nasıl yani?". Minik taşı öptüm ve gerisin geri kumsala, olabildiğince uzağa fırlattım; "Gina! Sahip olduğun herhangi bir şeyi, gönlün sana fısıldadığında, Tanrı'nın ondan daha güzelini, iyisini verebilecek cömertlik ve zenginlikte olduğuna inanarak terk edebilirsen, er ya da geç yolda karşına daha güzeli çıkacaktır. Bu oyun bunu hatırlatacak.". Hem konuşuyor, hem de yavaş adımlarla taşı fırlattığım yöne doğru yürüyorduk. Ve bir anda bir başka çok güzel taş yerde belli etti kendini. Eğildim, elime aldım, neşeyle Gina'ya döndüm ve; "İşte! Bundan böyle bu taşın adı 'Dönüşüm taşı' olacak." dedim..

Oyun hoşumuza gitmişti. Taşı yanımda taşıyordum. Ne zaman hissetsem, öpüp vedalaşıyor, fırlattığım istikamete doğru yolculuğumda mutlaka bir başka güzel taşa rastlıyor, onu yanıma alıyordum. Bir sonraki hissedişe kadar. Dönüşüm taşı dönüşmeye devam ediyordu, hep farklı ama aslında hep aynı manayı taşıyarak.. Yaradılıştaki güzellikler çok çeşitlidir, taş da her dem farklı bir güzellikte arz-ı endam etmedeydi; Kah renkli ufak, kah üzerindeki desenlerin hikayeler anlattığı, kah nehir yataklarından, kah dağ yamaçlarından, kah ıssız sokaklardan, ilginç biçimli, içinde kristaller parıldayan.. Dönüşüm taşı, gittiğim her yerde, benimle beraber dönüşmekteydi…

Gina ile aşkımız bitti, gün oldu bizim de birbirimize veda etmemiz, birbirimizi serbest bırakmamızın zamanı geldi. Nefsim ne yöne çekerse oraya meyl'ettiğim, bencillik ve korkaklığıma usta bir akl-ı evvel maharetiyle kılıflar uydurabildiğim zamanlardı. Hafif olma uğruna müthiş ağırlıklar altına soktuğum gönülcüğümü.. Kendimi toparladığımda, bir süre sonra yine, yeni bir sevgilim oldu. Taş oyunu devam etti. Ta ki bir gün yaz bitimine doğru, Kaz Dağları'nda dolaşırken, kıyısında dinlendiğim yorgun dere bana yusyuvarlak, gri tonlarda, yumuşak dokunuşlu, adeta cilalı bir çakıl taşı hediye etti. Sadeliği hoşuma gitmişti bu seferkinin, mütevazı bir ağırbaşlılığı vardı. Yaz bu taşla tamamlandı. Yeni bir yolculuğa, yeni bir hissedişe kadar 'dönüşüm taşı' yatağımın başucundaki eski komodinin çekmecesinde inzivaya çekilmişti. Artık her an yanımda taşımayı bırakmıştım…

O sonbahar döngüsel dibe vuruşlarımdan birini daha getirdi. Bir ilişki daha bitmiş, manevi olarak -uzaktan da olsa- bağlandığım guru "Maharishi Mahesh Yogi" beka alemine göçmüş, ayrıca evimden taşınmam icab etmekteydi. Kırkıma basmak üzereydim. İçim buruk, mağlup, hüzünlü bir arayış içindeydim. Sorguluyordum! Yoksa dönüşüm zannettiğim, patinajdan mı ibaretti? Taş, taş olarak kaldığı sürece gerçekten değişiyor sayılır mıydı? Manik depresif sefaletime bir son vermek istiyordum artık. Tutunacak sağlam bir dala ihtiyacım vardı. Allah'a çok dua ettim, karşıma derdime derman olacak gerçek bir 'usta' çıkarması için. O da yetmedi, inandırıcı olmak adına özel bir oruç tutmaya başladım. Beni esir eden kötü bir huyuma savaş açtım. Allah yolunda, hakikate yürüme niyetime bir delil sunmam gerekiyordu sanki. İçin için yanıyordum. Ne bileyim ki hazırlanıyordum buluşmamıza.. Emirganda bir çay bahçesinde, sonbaharda, o müjdeli gün geldi! Taş en esaslı dönüşümünün eşiğine varmıştı…

* (Haftaya, yazının devamı, ustamla tanışma hikayemden paylaşacağım hikmetler ve; "Taşın Dönüşü"…)

X