"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Bu da geçer Ya Hu

Geçen sene bu gün evim yatakhaneye dönmüş durumdaydı. Ortalık toz duman…

Kendi evlerine dönecek yol bulamayan endişeli insanlar, arkadaşlar.. Tanrı misafirlerini ağırlıyordum. “Etme bulma dünyası” derler ya.. Bugün de fakir misafirim bir dosta, evimden uzakta, güzelce ağırlanıyorum. Yanımda ufak bir çanta.. Ve içinde mutlaka -en az- bir kitap olacak tabii çantanın, ne kadar ufak olsa da…

Şöyle “yazlık” tabir edilen, hafif ama doygun, keyifli bir şey olsundu. Aradım, taradım. Nihayet karar kıldığım eşlikçi Okay Gönensin’in son eseri; “Bu da Geçer Ya Hu” oldu. “Doğu bilgeliğinin yüzyılları aşmış hikayelerinden bir derleme”.. Tam yarılıyordum kitabı ki -bir yandan olan biteni takip etmek için ara ara göz attığım- sosyal medyaya düşen, yazarın vefat haberini okudum. Hayy Allah; rahmet eylesin!

Hatırlıyorum da bir sene önce bu günlerde “sosyal medya”daki amansız propaganda savaşı, adeta sokaktaki mücadeleye eşlik eder biçimde nasıl da alevlenmişti. Belli ki gerçek mücadele içimizdeydi. Pek çok insan perspektifi kaybetti. Sevmedikleri bir liderin, bir iktidarın gitmesi uğruna, kimi basiretsizliklerinden, cahilce, kimi de kendi sözde çıkarlarının peşinde, çoğu partizanca, vatanımızın, milletimizin zillete düşmesini göze almış bir takım insanlar.. Yalan, yanlış, ellerine geçen her bilgi kırıntısını, anlamadan, doğruluğunu sorgulamadan yangına körükle gidercesine paylaşıyor, kendileri gibi olmayanlara canhıraşça saldırıyorlar. Elbette payımıza düşeni aldık. Hamdolsun! Nihayetinde doğruya tutunan milletimin iradesi üstün geldi ya.. İnşallah yakın gelecekte her şey daha da iyi olacak!

Aynı mücadele düşük yoğunlukta olsa da bugün yine devam ediyor. “Fetö” şemsiyesi altında hunharca bekamıza, bağımsızlığımıza saldıran şer ittifakına karşı milletimizin kahramanca duruşunu, toplumsal barışın sağlanması ile birlik olma umutlarımızın yeşermeye yüz tutuşunu, emekleyen demokrasimizin bu ileri adım atışını demokratik şekilde kutlama arzusundakilerin yanında, bölünmemize hizmet edecek mesajlar yayınlayarak, çevresini kışkırtarak suyu bulandırmaya çalışanlar da var. Bunu da en çok tekellerinde olduğunu düşündükleri ortak değerlerimiz üzerinden yapıyor, halkımız nezdinde yakın dönemimizin en önemli zaferini küçültmeye çalışıyorlar. Allah selamet versin!

Zamanla bu hatadan dönmelerini ümit ediyorum. Çünkü hepsi de ne yaptığının farkında kötü niyetli insanlar değiller, uzun zamandan beri süregelen bir algı operasyonu sarmalına kendilerini kaptırmışlar.. Ve tabi ki yapılan hataları edebiyle eleştiren, yapıcı bir biçimde ‘olanın daha iyisi’ni arayan, birliğimizi arzulayan ama hakim düşünceyi tasvip etmeyen vatansever, haksever herkesi tenzih ediyorum. Keza düzgün bir muhalefete gerçekten ihtiyacımız var..

Sözüm daha ziyade istemeden fitneye kapılan, suizanla, algı operasyonlarıyla zihni bulanan, perspektifi kaçıranlara. Bu şekilde (en dar anlamıyla) ülkemize, birliğimize, dirliğimize, inandığımız kutsal değerlere (aslında kendilerine) zararı olanlara. Dilerim ki kafalarındaki önyargıları bir kenara bırakarak, içlerindeki yersiz korkulardan, kaygılardan, kinden, öfkeden, kibirden azade olarak olaylara katkı sunmaya çalışsınlar. Olmadı, sussunlar. Bari Hz.Peygamber’in(sav) “Ya hayır söyle ya da sus” hadisine uysunlar.. Ama mantık, perspektif, usül, erkan bilinmeyince, feraset sahibi doğru kimseler rehber edinilmeyince, aramızda muhabbeti hakim kılacak sistemler etkinleştirilemeyince algı operasyonları maalesef daha kolay başarıya ulaşıyor. Ayaklar kayabiliyor..

Bugün bu vesileyle rahmetli Okay Gönensin’in son kitabına aldığı kadim bir “algı yönetimi” hikayesini aktarmak, -kendisini tanımazdım ama madem zuhurat böyle oldu- bu başarılı gazeteci abimi de böylece anmak istiyorum, hürmeten kendi kaleminden, noktasını değiştirmeden.. Köpeğin algı operasyonu aslanı bile nasıl oyuna getiriyor, ispiyoncu işgüzar maymun da mutlaka nasibini alıyor;

“Besili ve güçlü bir şehir köpeği, günün birinde yemek peşinde koşup, kelebek ve sineklerle oynarken kentten epey uzaklaştığını fark etmedi, kendisini ormanın derinliklerinde buldu.

Bu değişik çevreye bakınıp dururken ileriden bir aslanın kendisine doğru geldiğini gördü. Her ne kadar bir şehir köpeği idiyse de, aslanı tanıyordu. Bu durumda ne yapacağını düşünürken, gözü yerde, otların arasındaki kemik parçalarına takıldı. Ve hemen kafasında bir şimşek çaktı. Derhal bir plan yapıp uygulamaya koydu.

Aslanın kendisine iyice yaklaşmasını bekledi ve sonra bir yandan kemikleri yalarken bir yandan da kendi kendine söylenmeye başladı: ‘Bugün sadece bir aslan yiyebildim, o da dişimin kovuğunu bile doldurmadı. Şimdi bir aslan daha nereden bulacağım ben?’

Aslan pek aşina olmadığı bu değişik hayvanın mırıltılarını işitir işitmez önce durdu, ardından da ‘neme lazım’ diyerek ağaçların arasına doğru yürüdü ve oradan uzaklaştı.

Köpek, aslanın uzaklaşıp gittiğini hissedince kendi kendine keyifle gülmeye başladı. Ama bir şeyi farketmemişti. Hamen yandaki ağacın üzerinde bir maymun vardı ve olanı biteni ta en başından beri izlemişti. Köpeğin aslan yaklaşırken aslında nasıl korktuğunu da görmüştü, aslan uzaklaştıktan sonra nasıl sevinip güldüğünü de.

Maymun, aslana yaranmak için iyi bir fırsat yakaladığını düşündü. Ağaçtan ağaca hızla gidip aslanı buldu. Gördüklerini ona anlattı. Tabii ki aslan köpürdü ve maymuna dönüp: ‘Çık bakayım sırtıma, hemen o garip köpeği bulalım’ dedi.

Maymun aslanın sırtına çıktı, aslan köpeği gördüğü yere doğru koştu. Vardıklarında köpek hala oradaydı, yine gayet rahat ve kendinden emin bir şekilde önündeki kemiği sıyırmakla uğraşmaktaydı.

Aslanın sırtında maymunla geldiğini görünce arkasını döndü ve kemiği sıyırmaya devam ederek konuştu: ’Nerede kaldı bu maymun yahu… Bana ikinci bir aslan bulacağına yemin etmişti, hala bulamadı…’

Hikaye burada bitiyor. Ama tabii biz, bundan sonra akıllı köpeğin güçlü aslanla yalaka maymunun elinden kurtulduğunu, faturanın da aslan tarafından yalakaya çıkarıldığını tahmin edebiliriz”…

Biz de Rabbimiz’den bu ibretlik dünya cangılında bize hayırla, huzur içinde, birlikte yaşamayı nasip etmesini niyaz ediyoruz. Bir daha böyle bir musibete düçar olmayalım, bilakis yaşananlar bize ders olsun, aksayan taraflarımızın elden geçirilmesine, biraradalığımızın pekişmesine, ihyamıza vesile olsun. Allah tüm şehitlerimize de gani rahmet eylesin, geride kalanlara kolaylıklar ihsan etsin. Sevdiklerini sevdirsin sevmediklerinden muhafaza eylesin ve bizi sevdikleriyle haşreylesin.. Şu kısa yaşamı Sen’den başkasına kul olmadan tamama eriştirmeyi mümkün kıl, güzel günler göster Ya Rabbi! Velhasıl; Bu da geçer Ya Hu… Sensin Baki… Ente’l Hadi, Ente’l Hakk!

 

Musa Dede / GÖLGENİN HAKİKATİ

 

 

X