"Musa Dede" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Musa Dede" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Musa Dede

Bizden iki “süper-kahraman”, var mı arttıran?

İşte geçen haftalarda konuya giriş yapıp söz verdiğim gibi, ihtiyaç üzere, yüzümüzü ağartacak iki nevzuhur süper-kahramanımız.. Birileri yazar çizer geliştirir, filmini yapar mı bilemem ama fakir bu konudaki vazifemi yerine getirmiş sayıyorum kendimi şimdilik. Oh! Şimdi başkaları izlesin, biraz da biz kurtaralım dünyaları di mi ya:

İlk süper-kahramanımız “Cinmen”… Bir arkeolog olan babası bir gece hunharca öldürülür, katiller evlerinin altını üstüne getirmişlerdir; belli ki birşeyler aramaktaydılar.. Delikanlı babasının bıraktığı şifreli notu çözer ve peşindekileri atlatarak babasının -kötü kişilerin eline geçmemesi için- canı pahasına koruması tembihiyle bıraktığı ufak bir kutu bulur. Kutuda bir yüzük vardır. Çok geçmeden anlaşılacaktır ki bu “Hz.Süleyman’ın -kayıp- yüzüğü”dür..

Bunlar olurken delikanlı aynı zamanda ondan başka kimsenin görmediği bir varlığın kendisiyle temas kurmasını anlamlandırmaya çalışmaktadır. Meğer bu varlık Müslüman cinlerden bir kabilenin başı “Salahcan” isimli bir cinmiş. Ve bu cin ona elindeki yüzüğün önemini anlatır; Cinlerin paralel alemiyle bizim alemimiz arasındaki perde yırtılmıştır. Bir yanda iblise bağlı cinlerle imanlı cinlerin kıyasıya savaşı sürmektedir ama imanlı cinler dağınıktır ve onları ancak yüzük sahibi bir araya getirecektir, öte yanda ise insanlığı tamamen köleleştirmek isteyen şeytanlaşmış insanların yine (teknoloji destekli)insan büyücüleri kullanarak imanlı cinleri de hakimiyet altına alıp direnen insanlığa zorla musallat etmeleri için uğraşmalarının planı işletilmektedir. Bu oyunu bozabilecek kişi yine yüzük sahibidir. Onun için Salahcan bizim delikanlıya yardım eder, zira delikanlı yüzüğün gücünü kullanabilecek temiz kalp ve iradeye sahiptir. Yalnızca bunun farkına varması gerekmektedir. Bu süreçte evliyaullahtan bazı sırlı kalmış kimseler yanında Hz.Süleyman’ın(as) ruhaniyeti de kritik anlarda belirerek yardımcı olacaktır..

Nihayet delikanlı yüzüğün gücünü kullanmaya başlar. Delikanlının ismini kendisine büyü yapılamasın diye vermiyoruz.. Mümin cinler ordusu yardımıyla dünyadaki türlü fenalıklara müdahale etmeye başlayan, içi karbeyaz dışı simsiyah cüppesiyle halk arasında “Cinmen” diye anılan kahramanımız ilk macerasında çocuklara musallat olan “Babula” adlı ifritbaşını alteder, pekçok felaketi önleyip pekçok insanı kurtararak gizli örgütleri eliyle insanlığı köleleştirip şeytanın iddiasında haklı çıkacağı bir kıyameti getirmeye çalışan klanların oyunlarını -şimdilik- bozar, inançlı cin kavimlerini biraraya getirir.. “Cinmen” cinleri yardımıyla yavaş yavaş mekan değiştirebilme, boyut gözetmeden istediği şeyin içine girebilme, objelere hükmetme, görünmezlik, kayıt altındaki yahut zihinlerdeki her türlü bilgiye ulaşabilme gibi yetiler geliştirir. En büyük düşmanı “Malahmavet” adlı büyük büyücü ifrit ve onunla beraber çalışan şeytani insanların gizli örgüt ağlarının en tepesindeki zamanın deccalı “Prens” kodadlı zalimdir. İlerki maceralarda “Gülperi” isimli bir kıza aşık olacak ve bu işleri biraz karıştıracaktır. Nitekim nefsani duygu ve düşünceler Cinmen’in kabiliyetlerini kullanma yetisinin zayıflamasına sebep olmaktadır…

 

“Gaybî”… Asıl adı Abdullah’tır. Kendisi ufak yaşta yetim kalmış ve kimsesizler yurduna verilecekken köylerine gelen keramet sahibi bir kalender derviş onu yanına alıp yetiştirmeye başlamıştır. Abdullah’ın rüya alemiyle ilgili ilginç deneyimleri olmaktadır ve mürşidi onu  sözkonusu alemde yetiler kazanacak şekilde yetiştirir, gençlik çağına geldiğinde de “Gaybî” mahlasını verir. Ancak genç Abdullah’ın yetişmesi tamamlanmadan ustası Hakk’a yürür, son nefesini vermeden Abdullah’a yakında özel bir vazife üstleneceğini ve bundan sonra “üveysi” yoldan kemalat yolculuğunu tamamlayacağını bildirir..

Çok geçmeden kahramanımız “Abdullah Gaybî” feci bir kaza geçirir ve komaya girer. Beyin ölümü gerçekleşmediğinden, bilakis sıradışı aktiviteler gösterdiğinden doktorlar onu bitkisel hayatta tutmaya devam edecektir. Bu esnada “Gaybî” kendini aslında aşina olduğu bir ara alemde bulmuştur. Burada arafta kalan varlıklarla temas kurabildiği gibi, kırklar denilen bir meclisten -tabire muhtaç- talimatlar alabilmektedir.. Öte tarafta dünyada kötülüğün hakim olması için çalışan kötü ruhlarla ortak bazı güç odakları insanlık üzerinde hakimiyetlerini artırmaktadır. Kritik bir döneme girilmiştir. Dolayısıyla mana aleminde de adeta seferberlik ilan edilmiştir. Nitekim kırkların Abdullah’ı rüya aleminde vazifelendirdiği anlaşılır.. Abdullah rüya aleminin sandığından geniş bir anlam taşıdığını keşfettikçe, “Dünya”daki kişi ve olaylara da etki edebildiğini anlar ve böylece hem olabildiğince insanın uyanması hem de kötülüğün insanlığı ele geçirmesine engel olmak için uğraşmaya başlar.

Gaybî zamanla istediği rüyalara girip onları şekillendirebilme, kendi görüntüsünü değiştirebilme, rüyada mesaj verebilme, farklı alemlerden bilgi toplama vs özelliklerini geliştirme yanında, bitkiler gibi devamlı uyku bilincinde olan canlıları yönetebilmeyi öğrenecektir. Ayrıca uykuda olduklarında hayvanları da.. Yetenekleri, hayalperest kimselerle uykuda olmasalar da temas kurmaya, ekranlardaki görüntüleri manipüle etmeye, hatta canlıların göz açıp kapaması(kırpma) esnasında zamanı esneterek araya zihinlerine sızmaya, bazen bazı eşyaları hareket ettirmeye kadar gelişme potansiyelindedir..

Kahramanımız araftaki bazı ruhların ona görevinde yardımcı olmak suretiyle araftan kurtulmasına vesile olmakla beraber bazıları da ona işlerinde engel çıkarmaktadır. Dünyadaki kötücül güçler ise bir yandan insanların rüyalarını karartacak icatlar ve şeytani işbirlikleri peşinde koşmakta, bir yandan rüya görmeyen hibrit insan/robotları işleri için kullanmakta, dünyadaki önemli merkez ve yönetimleri bir bir ele geçirmektedirler. Ve tabi kendilerini rahatsız eden Gaybî’nin bu dünyada yaşayan bir bedeni olduğunu anladıklarında onu bulup yoketmeye çalışacaklardır.. Abdullah’ın kim olduğu bilgisiyle birlikte bedeninin yerini bilen tek kişi onun bitkisel hayattaki özel durumunu doktora tezi için incelemeye karar vermesi sonucunda tanıştıkları doktor bir hanımdır. Aralarında duygusal bir bağ oluşmakta olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Nitekim kahramanımız yavaş yavaş burada da rüyalar vasıtasıyla yandaşlar edinmeye, talebeler yetiştirmeye başlamıştır.. Acaba Abdullah Gaybî bedeni çürümeden sınavlarını aşarak verilen vazifeleri yerine getirip dünyadaki yaşamın tam bir kabusa dönüşmesine engel olacak, böylece kemali bulacak, araftan kurtulacak mıdır? Bir gün yeniden aramızda yürüyebilecek midir? Belki de bunun için “Cinmen”le işbirliği yapması gerekecektir…

 

Başka süper-kahramanlarımız da var da, yerim bitti, belki daha sonra.. Şimdi bu yazılanlara ister inan ister inanma! Fakir, insanın düşünebildiği herşeyin olasılık dahilinde olduğuna inanırım.. Hep elalem düşünecek değil ya. Bakarsın gün gelir gerçek olur hayalle rüya… Velhasıl bunlar medyatik süper-kahramanlar, hoş onlara da ihtiyaç var.. Esas selam ve sevgilerimiz ise canlı kanlı gerçek kahramanlarımıza; iyilik güzellik için mücadele veren tüm fedakar insanlara. Siz olmasanız dönmez bu Dünya.. Rabbim sayılarını artırsın, bizleri de zümresine dahil eylesin! Hu

 

Musa Dede / GÖLGENİN HAKİKATİ

 

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI