YPG’ye ABD paraşütçü eğitimi, Rusya’dan koruma

Lafı uzatmayalım, Türkiye YPG’yi PKK’nın Suriye uzantısı olarak terörist sayıyor, hem ABD’den hem de Rusya’dan onunla ilişkileri kesmesini istiyor.

Haberin Devamı

Daha önce zaten PKK ile diyalog vardı, YPG’nin askeri kolu olduğu PYD lideri Ankara’da kırmızı halıyla karşılanıyordu filan ama 2015’ten itibaren Türkiye’nin siyaseti, IŞİD’in engellenmesi ile eşit düzeyde YPG’nin de engellenmesi oldu.


Sonuç mu?


YPG hem Türkiye’nin NATO müttefiki ABD, hem de onun desteği olmadan Fırat Kalkanı harekâtını gerçekleştirmesinin çok zor olacağı Rusya YPG’ye tam koruma veriyor.


Bunu her iki ülkenin Suriye’deki özel kuvvetleri de kollarında YPG’nin sarı zemin üzerine kızıl yıldızlı amblemini takarak gösteriyorlar.


Verilen mesaj açık: YPG’yi vurmak gibi bir niyetin varsa, bizim askerimizi de vurma riskini göze alırsın.


Yani hem ABD Başkanı Donald Trump, hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, askerlerin YPG’ye dokunmasın mesajı veriyor.

Haberin Devamı


Dahası, adeta yaraya tuz basar gibi, tam da Rus askerlerinin kollarında YPG armalarıyla Nevruz kutlamalarına katılma fotoğraflarının basına verildiği ve Rus bölgesinden açılan keskin nişancı ateşiyle Türkiye topraklarında bir askerin şehit edildiği 22 Mart günü, ABD’den bir açıklama geldi:


ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Rakka yakınlarındaki IŞİD mevzilerinin gerisine, Tabka barajını almak üzere bir hava indirme operasyonu yapmışlardı.


Pentagon açıklamasında helikopter ve topçu desteğinde paraşütle indirilenler arasında YPG militanları olup olmadığı söylenmiyor, yalnızca ”Suriyeli Arap güçler katıldı” denilerek ucu açık bırakılıyordu.


Oysa dün, 23 Mart’ta YPG, kendi armalarını taşıyan komando kamuflajı üniformalı, paraşütçü aksamı kuşanmış elemanlarının resimlerini yayınladı, hava indirme harekâtında yer aldıklarını öne sürdü.


22 Mart hava indirme harekâtında YPG’nin yer alıp almaması da o kadar önemli değil aslında, bugün olmaz, yarın olur.


Önemli olan ABD’nin ana gövdesini PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin oluşturduğu SDG birimlerine paraşütçü eğitimi de verdiğinin ortaya çıkması.


İkincisi, artık ABD Suriye topraklarında ağır silahlarla operasyon yapma kabiliyeti olduğunu da kanıtladı. (Bunun Türkiye açısından çok ciddi bir başka sonucu da olacak, ama şimdi konumuzu dağıtmayalım; söz, onu sona yazacağım.)

Haberin Devamı


Aynı gün bir önemli gelişme daha oldu.


ABD’li Senatör John McCain’i bilenleriniz vardır; Kongre’nin akil adamlarından.


Şubat sonlarında hem Suriye’deki ABD birliklerini ziyaret etmiş, hem de Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüş, ardından da Türkiye’nin ne kadar önemli bir müttefik olduğunun unutulmaması gerektiği yolunda açıklamalar yapmıştı.


İşte o McCain o gün Trump yönetimin önemli bir ikilemle karşı karşıya kaldığını söyledi. ABD Merkezi Komutanlık (CENTCOM) kuvvetlerinin bu saatten sonra son üç yıldır onlarla işbirliği yapıp planlamanın bir parçası haline gelen YPG olmadan IŞİD’e karşı Rakka harekâtını yürütmesi neredeyse imkânsız görünüyordu. Ama bu durum NATO müttefiki Türkiye’yi çok kızdıracaktı ve McCain o konuda da bir şeyler yapılması gerektiğini ima ediyordu.

Haberin Devamı


Trump’ın Erdoğan’ın tepkisini dindirmek için bir şey yapmayı isteyip istemeyeceği, mesela bu çerçevede Fethullah Gülen ve örgütü hakkında yasal adım atmayı isteyip istemeyeceğine dair hiçbir işaret yok şu anda.


Ama ABD bu çerçevede herhangi bir adım atacaksa dahi, bunun 16 Nisan referandumundan önce yapılması ihtimali gayet düşük görünüyor.


Üç yıldır Erdoğan ve AK Parti hükümetinin sadece Suriye değil, terörle mücadele siyasetinin ana eksenlerinden olan YPG/PKK konusunda hem ABD, hem Rusya’dan aranan desteğin bulunmaması, hatta Türkiye’nin terörist ilan ettiğinin korumaya alınması, referanduma giden yolda Erdoğan için bir sıkıntı kaynağı daha demek.

Haberin Devamı


Tabii Türkiye için de. Geldiğimiz aşamadaki görünüm budur ne yazık ki. 

Yazarın Tüm Yazıları