"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

Erdoğan’ın aklında yeni bir şey mi var?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın son birkaç gündür söylediği sözler ve yaptığı hamleler yeni bir stratejinin planlama aşamasında olduğuna işaret ediyor sanki.

Hayır, dış politikadaki son gelişmeler değil kast ettiğim. Neticede İsrail çıkışı sonuç aldı, İsrail Mescidi Aksa etrafındaki parmaklıkları ve metal detektörlerini kaldırdı, Filistinliler içeri girdi, Ankara’dan da “durumu koruyalım” mesajı geldi. Almanya ile geçen hafta başlayan kriz, her iki taraftan yatırımcıların devreye girmesiyle yatışmaya başladı. Suriye’de işlerin Ankara açısından iyiye gittiği söylenemez pek, özellikle Guta’da muhaliflerle Beşar Esad güçleri arasında ateşkesin Mısır’ın devreye girmesiyle sağlanabilmesinden sonra; ama dramatik bir gelişme de yok.

Gerçi daha çok iç siyasete, Türkiye’nin izleyeceği yöne dair olacağı izlenimi veren yeni Erdoğan hamlesinin işaretlerinden birisi dış politikayı da ilgilendiriyor.

Son Dışişleri büyükelçi atamalarında Merve Kavakçı’nın Kuala Lumpur Büyükelçisi atanması böyle bir işaret olabilir.

Kavakçı, biliyorsunuz 1999’da Fazilet Partisinden milletvekili seçildiğinde zamanın Başbakanı Bülent Ecevit ve DSP grubunun protestosu sonucu milletvekili yemini ettirilmemiş, seçilip geldiği halde vekil olmaya hak kazanamamıştı.

Ecevit ve DSP grubu Kavakçı’nın başının kapalı olmasının Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden laikliğe aykırı olduğunu düşünüyorlardı.

Kavakçı’nın onunla birlikte Genel Kurul salonuna girip yanında duran, bugün “FETÖ üyesi olarak 15 Temmuz darbe girişiminden haberli olmak” suçlamasıyla tutuklu olarak yargılanan Nazlı Ilıcak dışında doğru dürüst savunanı olmamıştı.

Bu olay o dönem çok tartışılmış ve Fazilet bünyesinden çıkan AK Parti’yi 2002’de iktidara taşıyan yolda iz bırakmıştı.

Kavakçı, kısa süre önce ABD vatandaşlığından yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi ve 26 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyetini Malezya’da temsil etmek üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından görevlendirildi.

CHP milletvekili Dursun Çiçek dün basına bir fotoğraf göstererek bir Nakşibendi Şeyhi önünde bağlılık gösterir gibi bir duruşla diz çökmüş görünen kişinin Kavakçı olup olmadığını sordu. Çiçek durum buysa Kavakçı’nın Türkiye’yi temsilinin uygun olup olmadığını ve acaba devlete sızmış Fethullahçıların yerini şimdi başka cemaatlerin doldurup doldurmadığını da sordu.

Bunlar siyasi sorular. Hukuken Kavakçı’nın büyükelçi atanmasında bir sorun muhtemelen yoktur, özellikle Ahmet Davutoğlu zamanında yapılan düzenlemeler buna fazlasıyla izin veriyor; dünyanın her yerinde benzer siyasi atamalar da görülüyor.

Ama sorun AK Parti milletvekili Mehmet Metiner’in dediği gibi “Hak etme” sorunu da değildir. Çünkü bir ülkenin temsili bir hak değil, liyakat meselesidir. Buradaki soru, Kavakçı’nın liyakatini sorgulamanın da ötesinde bu atamanın “İtibar iadesi” ya da “rövanş alma” gibi bir siyasi düşünceyle yapılıp yapılmadığıdır. Eğer öyleyse, bu “ilk türbanlı büyükelçi” klişesinin ötesinde “bir ilk” yaşandığına işaret ediyor demektir.

Bir diğer gelişme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde durduk yerde gündeme zerk edilen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in görevden alınacağı haberlerine getirdiği yorum sayılabilir. Erdoğan, Görmez’in görevden alınmayacağını ancak eğer başka görev isterse bunun değerlendirebileceğini söyledi. Hemen ardından da İstanbul’da kurulacak bir Uluslararası İslam Üniversitesinin gereğinden, İslamın doğru öğretilmesi ihtiyacından söz etti.

Bakanların çoğundan daha etkili ve bakanların çoğundan daha büyük bütçe yöneten Diyanet İşleri Başkanı da artık bu önemli mevkiden sonra yalnızca ilimle uğraşabileceğini beyan etti. Görmez daha önce Batı dünyasında İslamofobi’ye karşı başlattığı girişim, 15 Temmuz askeri darbe girişiminde minarelerden sala okutma inisiyatifini alması ve en son Fethullah Gülen’e karşı açtığı dini-ideolojik mücadeleyle AK Parti iktidarının son dönemlerinde öne çıkan bir isim oldu.

Öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Suudi Arabistan, diğer yandan İsrail’den gelen “Osmanlı devri geçti” beyanlarına karşın İslam âlemine İstanbul’dan seslenecek bir önderlik kurumu tahayyül ediyor ve bunun sorumluluğunu da Görmez’e emanet edebileceğini düşünüyor.

Bu gelişmeyle eşzamanlı olarak hükümetin mütftülere resmi nikâh kıyma yetkisini, gündeme alması da Diyanetin toplumsal ve idari hayatta artan rolüne işaret ediyor. Neticede müftüler Diyanet tarafından atanan hükümet görevlileri. CHP’li vekiller AK Partinin bu hamlesini medeni kanundan geriye gidiş olarak kınıyor.

Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün AK Parti grubuna yaptığı konuşmaya değinmek gerekiyor.

Erdoğan 16 Nisan referandumu ardından 21 Mayıs’ta yeniden Genel başkan seçildiğinde AK parti bünyesinde “metal yorgunluğundan” söz etmiş, yenilenme ihtiyacını vurgulamıştı. Dün ise “profesyonel deformasyondan” söz etti, bununla yıllardır Meclis’te bulunan AK parti gediklilerinin artık yeni tempoya ayak uyduramayacaklarsa bırakması gerektiğini kast etti; “yorulan çekilsin” dedi.

Erdoğan ayrıca önümüzdeki hafta Meclis’in tatile girmesiyle milletvekillerinin bir hafta dinlendikten sonra hemen kollarını sıvayarak 2019 çalışmasına başlamalarını istedi; hedef büyüktü.

2019 seçimlerinden sonra sırada malum 2023 Cumhuriyetin 100’üncü yıldönümü var.

Erdoğan atacağı adımların ipucunu önceden veren bir siyasetçi... Aslında hiçbir şeyi gizlemiyor, önce satır aralarında, sonra da apaçık söylüyor; şimdiye dek böyle oldu.

Satır aralarından okuyabildiğim beni yanıltmıyorsa, yeni bir strateji kurguluyor olabilir. Bu stratejinin ne olduğunu daha iyi saptayabilmek için önümüzdeki günlerde yapacağı konuşmalara ve atacağı adımlara biraz daha dikkatli bakmak gerekecek.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

 

X