"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

Erdoğan, Gökçek’e mecbur mu?

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’i Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı Tahran’a uğurlarken el sıkışırken gösteren bu fotoğraf dün, 4 Ekim’de ilk olarak Hürriyet internet sitesi tarafından yayınlandı.

Erdoğan, Gökçek’e mecbur mu

Fotoğraf, bir haber ajansından gelmiyordu, Melih Gökçek’in bir çalışanının, EGO Genel Müdürü Balamir Gündoğdu’nun Twitter hesabından yayınlanmıştı; “Bakın aramızda hiçbir sorun yok, her şey yolunda” mesajı vermesi amaçlanıyordu belki de.

O arada Gökçek’in AK Parti tarafından istifasının istenmediği bilgisi düştü- haber merkezlerine. Önceki gün istifasını açıklayan AK Partili Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş’in altının oyulduğu iddialarıyla istifası ardından Balıkesir Belediye Başkanı Edip Fuat Uğur, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz da isyanlardaydı. AK Parti sözcüsü Mahir Yılmaz hiçbir belediye başkanının istifasının istenmediğini açıkladı.

Aslında siyasette eski ama eskimeyen bir taktiktir: eğer iş resmiyete dökülmek istenmiyorsa, gitmesi istenen kişinin ismi siyaset kulisine fısıldanır ve çarklar dönmeye başlar, isim yıpranır, koşullar olgunlaşır ve maksat hâsıl olur.

Şu anda görmekte olduğumuz da bu siyaset taktiğinin uygulanması mıdır? O konuda kanıtımız yok ama dün Gökçek’in bir çalışanı tarafından yayınlanan düşman çatlatma fotoğrafından bir gün önce, 3 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyledikleri ortada.

Yine Mahir Ünal’ın, gayet ustaca “Bende bilgi yok ama…” mealindeki açıklamasından dakikalar sonra Erdoğan, bir meslektaşımızın Gökçek’in istifasını sorması üzerine “Şu anda böyle bir şey yok” dedi, “Ama bundan sonra olmayacağı anlamına kesinlikle gelmez”.

Aslında Melih Gökçek’in istifa edeceği, ya da ettirileceği yolundaki iddia ve yorumlar, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın 22 Eylül’de istifasından bu yana artmıştı, Erdoğan’ın bu şekilde açık kapı bırakmasıyla güçlenmiş oldu. O günlerde Topbaş’ın istifasının “5 Ekim’i bekle” denilerek Erdoğan’ın İran dönüşü sonrasına ve 6-8 Ekim AK Parti Afyon “İstişare Toplantısı” esnasına denk getirilmek istendiği, ancak daha fazla yıpranacağı ihtimaline karşı Topbaş’ın istifasını açıkladığı konuşulmuştu.

Topbaş hakkında 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gecesi neden ABD’den daha erken dönmediğinden başlayan spekülasyonlar, damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın yasadışı Fethullah Gülen örgütünün iş dünyasındaki yapılanması olan TUSKON yönetiminde bulunması nedeniyle tutuklanmasıyla artmıştı.

Geçen yıl, o sırada Başbakan Yardımcısı olan Bülent Arınç da Melih Gökçek’i “Ankara’yı parsel parsel Cemaate peşkeş çekmekle” suçlamıştı. Bu tartışma Arınç’ın gitmesi, Gökçek’in kalmasıyla sonuçlanmıştı; Arınç’ın damadı Ekrem Yeter de kısa süre Fethullahçılık suçlamasıyla gözaltında kalmıştı. Ancak Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’in TOBB kurallarında son zamanlarda yapılan bir değişiklikle gelen boşluktan yararlanarak Ankara Ticaret Odası başkanlığına aday olmak istemesi üzerine AK Parti müdahale etmiş, oğul Gökçek seçilememişti; AK Parti içinden çeşitli usulsüzlük iddiaları basına sızdırılıyordu.

AK Parti içinde, kapalı kapılar ardında süren bu birbirini suçlama furyası, Erdoğan’ın 16 Nisan referandumu ardından AK Parti genel başkanı seçilmesiyle yaptığı ilk konuşmalarda “metal yorgunluğundan”, Fethullahçılığı kast ederek mutlak sadakat gereğinden bahsetmesiyle arttı.

Gökçek ise öteden beri kendisini hep bağlı olduğu siyasi partilerden yarı-özerk sunmuştu kamuoyuna. İlk defa 1994’te Ankara’da birbiriyle anlaşamayan üç solcu aday çıkması sayesinde az oy farkla Belediye Başkanı seçildiğinde aldığı oy Refah Partisinden fazlaydı. 1999 yerel seçimlerinde Fazilet Partisi yüzde 17 oy alırken onun yüzde 34 desteği vardı.

Bu durum AK Parti kurulurken de değişmedi.

Size şimdi aktaracağım örnek bunun göstergesiydi.

Sıcak bir Ağustos günü Gökçek, Sedat Ergin ve beni Altınpark’taki belediye tesislerine davet etmişti. Görüşüyor olmalarında karşın Erdoğan, Gökçek’i birkaç gün önce 14 Ağustos 2001’de ilan ettiği AK Parti kuruluşunda, kurucular arasında yer almaya davet etmemişti. Gökçek de bunun üzerine belediyeye bir anket yaptırmıştı; 25 Ağustos’ta sonuçlanan bu anketin sonuçlarını bizimle paylaşmak istiyordu.

Gökçek’in yaptırdığı ankette AK Parti’nin seçmenin sağda yeni parti beklentisini karşılamadığı ortaya çıkmıştı. Seçmenin gönlünde kendisi ve Sadettin Tantan gibi isimler olduğu anlaşılmıştı. “Yüzde 1-20’lik bir parti kurmanın bir anlamı yok ama” diyordu Gökçek Erdoğan’ın partisini eleştirerek; “Kurulacaksa, yüzde 30’ları geçecek bir parti hedeflenmeli.” (Radikal, 28 Ağustos, 2001)

Bir yıl sonra 2002’de yapılan seçimlerde AK Parti yüzde 34 oy alarak Türkiye’de uzun aradan sonra tek başına hükümet kuran parti oldu. Gökçek AK Parti’ye ikinci kuruluş yıl dönümü törenleri sırasında, 14 Ağustos 2003’te katıldı.

Erdoğan bugüne dek Gökçek’i hep Ankara adayı gösterdi. Bunun yararı 2004 yerel seçimlerinde görüldü; AK Parti’nin ülke genelindeki yüzde 46 oyuna karşılık Gökçek yüzde 55 ile ağırlığını artırmıştı. 2009 seçimlerinde tablo başa baş hale geldi. Tabii bu arada Ankara Belediyesinin BOTAŞ’a ödemediği gaz borçları nedeniyle iflas noktasına geldiğini, yılan hikayesine dönen metro inşaatının ancak o dönem Ulaştırma Bakanı olan Başbakan Binali Yıldırım’ın el koymasıyla yoluna girebildiği gibi gelişmeleri unutmamak lazım.

2014 yerel seçimlerinde ise AK Parti yüzde 45,6 ile yüzde 44,9 alan Gökçek’in hafifçe de olsa önüne geçti. Evet, 16 Nisan 2017 referandumu partileri ölçmüyordu ama çoğu AK Parti defterine yazılan “Evet” oyları 48,8’de kalırken, “Hayır oyları yüzde 51,8’i bulmuştu; Gökçek’in Ankara’sı (tıpkı Topbaş’ın İstanbul’u gibi) AK Parti iktidarında ilk kez geriye düşmüştü.

Şimdi, EGO müdürünün çektiği fotoğrafın durumu kurtarıp kurtaramayacağını konuşuyoruz.

Gökçek belki bilmediğimiz, kim bilir ne zaman öğreneceğimiz hesaplarla, belki Erdoğan’a artık her bakımdan kayıtsız ve şartsız sadakat beyanıyla, belki artık belediyeyi fiilen yönetmeyerek ama her türlü sorumluluğun altına imzasını koymak suretiyle koltuğunda oturmaya devam edecektir. Ama artık Erdoğan’ın Gökçek’e mecbur olup olmadığı sorusu gündemdedir.

Sadece Gökçek’in değil, başka belediye başkanlarının, milletvekillerinin, parti yetkililerin durumu da, ana teması 15 Temmuz darbe girişimi, Fethullahçılık ve metal yorgunluğu olacak gibi görünen 6-8 Ekim Afyon toplantılarında konu edilecek gibi görünüyor.

Bekleyip görelim, fazla beklemeyeceğiz nasıl olsa. Şurada hafta sonuna kaç gün kaldı?

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X