"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

Darbe gecesinin kara delikleri

Kanlı askeri darbe girişiminin birinci yıldönümüne neredeyse bir ay kala, 15 Temmuz’a dair kara delikler siyasi zeminde giderek daha çok sorgulanmaya başladı.

CHP ve MHP’nin, 26 Mayıs’ta AK Partili Meclis Araştırma komisyonu Başkanı Reşat Petek’in açıkladığı rapora olan itirazlarını dün, 12 Haziran’da ayrıntılı olarak öğrendik.

CHP ve MHP muhalefet şerhleri Petek’in açıkladığı raporu ayrı açılardan eleştiriyor olsa da, her ikisi de AK Parti hükümetine darbe girişiminin öncesi, sırası ve sonrasına dair suçlamalar yöneltiyor.

CHP’nin suçlamaları daha ağır… CHP’li komisyon üyeleri adına konuşan Aykut Erdoğadu, hükümetin darbenin gelişini önceden saptadığını, hatta 15 Temmuz günü dahi bunu gördüğünü ancak durdurmak için gerekeni yapmadığını çünkü gelişmeleri kontrol altına alarak, darbe girişimi ardından siyasi çıkar sağlamayı hesapladığını öne sürüyor. Darbe girişiminin def edilmesi ardından olağanüstü hal ilanıyla muhalif seslerin baskı altına alınmasının da bunun kanıtı olduğunu iddia ediyorlar.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortaya attığı “kontrollü darbe” iddiasını desteklemek amacıyla da bazı örnekler veriyor, sorular soruyor CHP’liler.

Örneğin, darbe öncesi faaliyette bulunan Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş, hepsi askeri değil, sivil kişiler olduğu halde ve bunların Cemaatle bağları bilindiği halde güvenlik ve istihbarat birimleri neden bunları takip altında tutmadı?

Örneğin, Petek’in raporu Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın darbe girişiminden bir gün önceki 6,5 saatlik toplantısı hakkında neden açıklayıcı olamıyor?

Örneğin, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın darbe günü daha erken saatte İzmir’den Ankara’ya gelirken, aynı uçakta darbe çatı davasının bir numaralı sanığı olarak yargılanan Akın Öztürk’ün de bulunması yalnızca tesadüf müdür?

Bunun gibi iddialı sorular.

MHP’nin soruları başka alanda, ama daha az iddialı değil.

Örneğin, AK Partili komisyon üyeleri ByLock, Eagle gibi Fethullahçıların kullandığı şifreli haberleşme yazılımlarının siyaset ve yüksek bürokraside kimlerde olduğu yolunda muhalif üyelerin taleplerini neden dikkate almadı? Gülen ile bağlantılı siyasiler neden hala korunuyor?

Örneğin, Komisyondaki muhalefet üyelerin ısrarına rağmen Genelkurmay Başkanı Akar ve MİT Müsteşarı Fidan’a neden resmi davet çıkarılmadı?

Örneğin, Fethullah Gülen’in devlet içindeki yasadışı örgütlenmesine dair 2004 ve 2014 Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında uyarılar mevcutken neden önlem alınmadı, neden Fethullahçıların Ergenekon, Balyoz gibi şaibeli soruşturmalarla Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmasına göz yumuldu?

Dediğimiz gibi, CHP’lilerin bakış açısından farklı, ama bunlar da demirden leblebi gibi sorular.

Ama CHP’nin de, MHP’nin de itirazlarında ortak birkaç nokta var:

1- Her iki partinin de darbe girişiminin Fethullahçılar tarafından tezgahlandığına dair kuşkusu yok. CHP, AK Parti’nin bunu öğrendiği halde, kontrol altında tutup sonrasında siyasi çıkar sağlayacağı hesabıyla durdurmak için yeterli çabayı göstermediğini öne sürüyor. MHP ise AK Parti’nin yıllar içinde Cemaatin sistemi çürütmesine, uyarılara karşı seyirci kaldığını ve gelen darbeyi göremediğini iddia ediyor.

2- Her iki parti de darbe girişimi öncesi, sırası ve sonrasında Genelkurmay Başkanı Akar ve MİT Müsteşarı Fidan’ın oynadığı rolün yeterince anlaşılamadığından, ortaya çıkarılamadığından şikâyetçi. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Akar’ın yıpratılmaması çağrısında bulunmuş olmasına karşın, raporda bu konuya özel yer verilmesi önemli. MHP’nin bu konuda toplumda mevcut bir tepkiyi kendi üslubunca yansıttığı düşünülebilir.

3- Her iki parti de iki yüz binden fazla ByLock kullanıcısının saptanmış olduğu açıklamalarına ve bunların yıllardır devlet kademelerinde yükseldiğinin anlaşılmış olmasına karşın, bunlar arasında hiç AK Partili siyasetçi ve yüksek bürokrat çıkmamış olmasını inandırıcı bulmuyor. Bu listelerin MİT’te bulunduğu ama hükümetçe açığa çıkarılmadığı kuşkusunu dile getiriyorlar. hiç siyasetçi ve yüksek bürokratla ilik

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş CHP ve MHP’den gelen itirazları “Haksızlık” olarak geri çevirdi, özellikle CHP’nin “Kontrollü darbe” iddiasını “akıl dışı” diyerek “kategorik şekilde” reddetti.

Kurtulmuş yine de yargı sürecinin henüz tamamlanmadığına dikkat çekti.

Buna dikkat çeken bir kuruluş daha oldu dün: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.

Görevden alınan öğretmen Gökhan Köksal’ın iade davası, AİHM tarafından önce Olağanüstü Hal itiraz komisyonuna başvurmuş olması gerektiği gerekçesiyle, oybirliğiyle reddedildi; tabii ondan sonra Anayasa Mahkemesine dek gidecek bir yargı süreci de var.

Burası önemli. Çünkü Türkiye bir yandan Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri de gözetmek zorunda, Orta Doğu’dan, kendi içinde birbirlerinin boğazına sarılmış Arap aleminden kime ne fayda geleceği belli değil.

Bugün AB ve Türkiye arasında, yeni dönemin yeni koşulları üzerinde görüşmeler yeniden başlıyor. Dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği alt üst oluşta her fırsat iyi değerlendirilmeli.

O çerçevede AK Parti’nin de, ne kadar can sıkıcı olursa olsun, CHP ve MHP’den gelen itirazları ciddiye almasında yarar var; demokratik muhalefetin zayıflaması, iktidarın demokratik niteliğini de zayıflatır çünkü.

 

X