"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

ABD’nin İdlib suçlaması altında ne var?

Herhalde şu sıralar ABD’ye misillemede bulunmakla meşgul Rusya lideri Vladimir Putin, ABD ve Türkiye gibi iki NATO müttefikinin birbirlerini Suriye’de terör örgütlerine yardımcı olmakla suçlamasına bakıp kıs kıs gülüyordur.

Niye gülmesin ki? ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya’ya yaptırımları onaylamasına cevap olarak Rusya ilk adımda 755 Amerikalı diplomatın ülkeyi terk etmesini istedi; Rusya’nın ABD’de 450 kadar diplomatı vardı, sayı onunla eşit olmalıydı.

İlginç olan Rusya’dan gelen açıklamalarda “Şimdi sırası mıydı? Suriye’de ne güzel işbirliği yapıyoruz” hatırlatmasının olması. Rus diplomasisinde bunun anlamı “Bizi biraz daha zorlarsanız Suriye’de külahları değiştiririz” demektir.

Rusya halen Suriye’deki Beşar Esad rejiminin en önemli dayanağı durumunda. Bütün Orta Doğu, Akdeniz ve Kuzey Afrika’yı kapsayan Tartus deniz üssü ve Suriye iç savaşı sırasında kurup yerleştirdiği Hmeymim hava üssü yanı sıra, güçlü bir istihbarat/özel kuvvet varlığı bulunuyor Suriye’de. Ayrıca İran Devrim muhafızları, Hizbullah ve Nusayri milisler de Rusya’nın Suriye’de eli kolu sayılır, tabii Suriye silahlı kuvvetlerinden geriye kalanları da saymalıyız.

Özetle Rusya ile arayı bozmuş bir ABD’nin Suriye’de rahat hareket etmesi mümkün değil.

Keza bugün ABD piyadesi olarak IŞİD’e karşı savaşan PKK/YPG milislerinin böyle bir durumda, Şam’la iyi bir anlaşma karşılığında Amerikalıları yarı yolda bırakacağını da doğal karşılamak lazım.

Zaten Ankara’dan iki de bir yükselen “Afrin’e girdik gireceğiz” sesleri altında PKK’nın ABD’ye “Biz sizin için ölürken siz bizi Türkiye’ye karşı savunmuyorsunuz” –hadi şantajı demeyelim- siteminde bulunmadıklarını var saymak da saflık olur.

İşte bu ortamda daha önce Barack Obama’nın sonra Donald Trump’ın IŞİD ile mücadele özel temsilcisi olan Brett McGurk, 29 Temmuz Cuma günü Washington’daki Orta Doğu Enstitüsünde Ankara’nın tüylerini diken diken eden bir konuşma yaptı ve mealen şunları söyledi:

  • Türkiye’nin burnunun dibindeki İdlib (ki Afrin bölgesinde Türk sınırına yakın bir şehir), El Kaidecilerin 11 Eylül saldırılarından bu yana en büyük yuvası haline gelmiştir,
  • Hatta El Kaide’nin başkanı Eymen el Ze vahiri’nin yardımcılarından birisi de buraya gelip yerleşmiştir,
  • “Bazı dostlarımız” sınırdan teröristlerin Suriye’ye sızmasına göz yummaktadır; böylece McGurk Türkiye demiş oluyor,
  • Zaten on binlerce silahın Suriye’ye gönderilip dağıtılması da olacak iş değildir. Bu konuyla ilgilenmemiz gerekiyor, bunu Türklerle konuşacağız.

McGurk’ün bu konuşmasından sonra Türkleri aramasına gerek bırakmadan Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Sedat Önal, McGurk ile “Ne söyleyeceksen söyle ama şunları da dinle” kıvamında bir konuşma yaptı. Önal konuşmada, yine mealen şunları söyledi:

  • Eğer provokasyon peşinde değilseniz, söylediklerinizi geri alın. Tam da Türkiye’den “IŞİD-sonrası Suriye’de işbirliği” talep ederken bu yaptığınız yanlış,
  • Ayrıca YPG’lilerle işbirliği yapıp onları kahraman gibi gösterirken bizi teröristlere yardımcı olmakla suçlamanız yüz ister.

Bu konuşma ardından bir de Dışişleri Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu resmi protesto açıklaması yaptı.

McGurk’ün iddiaları vahim, ancak ispatlanamıyorsa o da vahim. Çünkü o zaman neden müttefikim dediğin Türkiye’ye iftira atıyorsun diye sorarlar.

Yok, ispatlayabiliyorsa o zaman da neden ABD’nin bu kadar zaman bu vahim bilgilerin üzerine yattığı, neden engellemek için bu kadar yıl bir şey yapmadığı ve neden şimdi bu kirli çamaşırları ortaya döktüğü sorulur.

Çünkü Trump, CIA’nin Suriye’li “isyancılara” silah vermeyi 19 Temmuz itibarıyla bıraktığını açıkladı; şunun şurasında 10 gün kadar oldu yani.

Herhalde bütün o El Nusracılar, El Kaideciler şu on günde Suriye’ye doluşmadı. Herhalde McGurk’ün iddia ettiği gibi on binlerce silah şu son on günde Suriye’ye nakledilmedi Türkiye üzerinden. Eğit-donat programları, silah ve cephane sevkiyatları hep Türkiye’nin de bir parçası olduğu, uçaklarına İncirlik hava üssünü açtığı o ABD-öncülüğündeki koalisyonun, sadece Türkiye ve ABD de değil, bütün üyelerinin bilgisi dâhilinde yapılmadı mı?

Ne Türkiye, ne bir başka ülke Suriye’de yaşanan insanlık trajedisinde masumluk taslayabilir, ama Orta Doğu’da olup bitenlerden masum olduğunu söyleyecek herhalde son ülke ABD olmalı. Bugün ABD’nin ortadan kaldırmak için PKK’ya muhtaç olduğu IŞİD terörünün köklerinin ABD’nin Irak’ı işgali macerasına dayandığı sır değil ki.

Türkiye Suriye iç savaşında attığı yanlış adımların bedelini maalesef ülkede artan terörizmle ödüyor, ödemeye de devam ediyor. Ama ABD’nin de PKK ile girdiği işbirliği nedeniyle bir bedel ödemesi ihtimalini yabana atmamak lazım.

Şu duvar bir an önce tamamlansa da Orta Doğu bataklığıyla aramıza hiç değilse fiziki bir engel girse.

X