"Murat Güloğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Güloğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Güloğlu

Esbaba tevessül sonra tevekkül

Şu güzelim memlekette neler yaşıyoruz neler ama gel gör ki, doğal afetler kadar ürkütmüyor beni.

Yaşadıklarımıza, ona, buna eyvallah etmeden karşı koyuyoruz, çoğu zaman yapılanları da yutuyoruz belki ama bu deprem hadisesi çok değişik ve fazlasıyla karamsar bizim memlekette. Bizim memleket diyorum çünkü onca acı tecrübeye, onca acı çekilmesine ve on binlerce insanımızın ölümüne rağmen tedbiren de olsa çok az şey yapılıyor olduğunu bilmek koyuyor bu ülkenin bir evladı olarak bana. Bir Japon neden korkmaz mesela depremden? Ve bizler annesini, babasını, abisini, kardeşini bizzat elleriyle toprağa vermiş bizim gibiler ‘deprem oldu’ denilince neden hala ‘acaba bu sefer sıra kimde? Bende mi, kardeşimde mi?’ diye kör kaygılara düşeriz. Fıtrat mıdır, kader midir bu, aldatılma, kandırılma mıdır? Çadır göndermek midir yapılacakların en hası, en somutu? Devlet yarayı sarmak için vardır evet ama o yaranın olmaması için çaba sarfetmez mi ?

ÇADIR ALANLARINA GÖKDELEN DİKERSENİZ…

“Esbaba tevessül sonra tevekkül” dediğimizde ‘sen elinden geleni yap, gerisini Rabbi’ne bırak, sonucuna da razı ol!’ ifadesini mi anlaşılır yoksa misal İstanbul gibi kozmopolitte deprem olduğu zaman toplanılacak 470 bomboş toplanma alanının 300’üne nasıl da gökdelen, residance ya da AVM yapılabilinir ki sorusundaki insaniyeti mi gelir akıllara? Ve en beteri belki, deprem İzmir’i, Ege’yi, Bursa’yı vururken ‘acaba İstanbul depremini tetikler mi’ sorusunu, düşünmek ya da sormaktır ki televizyonlardan, gazetelerden işte o zaman taş kesilir deprem mağduru İzmir’li, Manisa’lı, Afyon’lu? İzmir ‘deki depremin şiddeti, büyüklüğü, sertliği çok yıkıcıydı ve neyseki bu depremi çok ama çok ucuz atlattık. Çok büyük geçmiş olsun depremi yaşayan, hisseden kardeşlerime. Şimdi ben size deprem vergileri neden duble yollara gider diye sormuyorum, deprem sonrası toplanılacak alanlara belki rant uğruna, belki sosyal ihtiyaç uğruna neden AVM’ler, gökdelenler dikildi diye de sormuyorum. Ben, böylesi doğal felaketlerde aklımıza neden hala ‘acaba yine kaç ev yıkılacak, kaç insanımız ölecek’ sorusunun geliyor olmasını soruyorum. Neden İstanbul depremi sırada bekliyorken, yaşadığımız bunca felaketin ardından ve bunca büyümüşlüğümüzün ardından hala, -en azından deprem konusunda- bir Japonya olamadığımızı soruyorum. Durum tastamam budur!

ÇALIMLARINA KURBAN ŞEYTAN!

Çocukluğumun en baba zamanlarını Muğla’da yaşadım. Ve Muğla’da da top koşturmuş  efsanevi topçu Rıdvan’ın gollerine de o topraklarda şekillenmiş duygularımla ayrı bir sevinirdim. Ne zaman yol üstündeki ‘Fenerbahçeli Rıdvan’ın Yeri’ akaryakıt istasyonunu görsem babamın illa ki onun dükkanına direksiyon kırmasını isterdim. Attığı çalımlarla futbolumuz neşelenir, benim gibi çoluk çocuğun da hayallerine, odasının duvarlarına ya da en kestirmesinden gönüllerine yerleşiverirdi. Altay’ı son 10 dakikada nasıl darma duman ettiği de hala hafızamda. Şimdi o tarz efsane topçular çok yetişmiyor artık. Nihayetinde futbolcular gibi kimi marşlar da, şarkılar da, sloganlar da yıllar geçse unutulmuyor. Elbette kimi çalımlar da! Ne bileyim severdim işte çocukluk kahramanım Rıdvan’ı. Geldi, geçti, gitti. Bu arada Konya’ya kupa kazandıran bir diğer efsane Aykut Kocaman’a da Fenerbahçe’de başarılar yüksek dilerim. Tribünler başarılarıyla ne marşlar, şarkılar söyler ne tezahüratlar yapar kim bilir !?   

YALIKAVAK DÜNYASI!

Güneyimizde hareketlenme iyiden iyiye başladı. Bayramla beraber iyiden iyiye zirveye çıkacak yaz coşkusu sonrasında da – bir aksilik olmazsa- devam edecektir. Bodrum’un Yalıkavak’ında da iskeleler, insanlar, mekanlar, börtü böcek hareketlenmeye başladı. Özellikle İstanbul’da nam salmış alışılmış, bilinmiş mekanlar tatilde de müdavimlerini yalnız bırakmıyor. Cihangir dünyasında boy gösteren nev-i şahsına münhasır Hazine de, Tilkicik Koyu’nda eğlenceye merhaba dedi. Ambiyans alışılmış, menü tadında, orkestra coşkulu, hizmet de bilindik olunca ayaklar ister istemez gidiyor. Bu arada hemen yanıbaşındaki “Bi’ alt kat” a da uğramanız tavsiyemdir.

X