"Müge Akgün" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Müge Akgün" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Müge Akgün

İçinden nehir geçen kentlerin büyüsü bir başka olur

Çeyrek yüzyıldan fazla oldu, yurt dışında okurken yaz tatillerimizde arabayla gidip gelirdik. O dönemde Edirne benim için Kapıkule ile özdeş sayılır ya kavuşmayı ya da ayrılmayı simgelerdi. Ama ne böylesine gelip gitmeler, ne de tarih ve sanat tarihi derslerinde okunanlar Edirne’nin önemini, değerini anlamaya yetiyor.

Gidip görmek kısa süreliğine de olsa o havayı koklamak, Edirne’nin sokaklarında dolaşmak gerekiyor. Benim Edirne’yi tanımam ve anlamamsa geçen yıl Nisan ayında yaptığımız ‘Hürriyet ile Keşfet’ gezisi sayesinde oldu. 92 yıl Osmanlı Devleti’nin başkentliğini yapan, metrekareye düşen tarihi eser sayısıyla Dünya’da Floransa’dan sonra ikinci sırada yer alan bir kentti söz konusu olan.

Edirne tarihi boyunca farklı kültürler ve inançlara sahip toplumlar bir arada yaşatmış bir yer. 1900’lü yılların başında Edirne’de 45 bin Müslüman, 40 bin Rum, 10 bin civarı Musevi ve bir o kadar da Ermeni varmış bu şehirde. Çok kültürlü yapı mimariden sanata, mutfaktan eğlenceye yaşamın her alanına yansımış.

3 MİLYON GİRİŞ VAR

Günümüzde Avrupa başta olmak üstüne dünyanın hemen her yerinde çok kültürlülük yok edilmeye çalışılırken Edirne hem Türkiye’de hem de sınır kapısıyla bağlı olduğu ya da ayrıldığı Avrupa’da bu kültürlülüğün tekrar canlandırılmasının taşıyıcısı olabilir. Tek yapılması gereken mimarisi ve yaşam kültürüyle geçmişin kadar bugün de parçası olunması.

Unutmayalım ki Edirne’nin sınır kapılarından yılda 3 milyona yakın giriş yapılıyor. Ancak bunların çoğunluğu kentte konaklamıyor, geçip gidiyor. Oysa büyük usta Mimar Sinan’ın olgunluk eseri Selimiye Camii, Avrupa’nın en önemli Sinagoglarından bir olan Büyük Sinagog, 2. Beyazıt Külliyesi, Sv. Georgi Bulgar Kilisesi, köprüler, su yolları, sivil mimari örneği evleri, çok kültürlülüğünün zenginliğini yansıtan yemekleri başlı başına bir değer.

YÜKSELEN BİR TREND

Günümüzde ‘Gastronomi Turizmi’ yükselen bir trend. Ancak turizmin diğer ayakları tarih, kültür, doğa hatta eğlence, alışveriş turizmiyle de bir arada olması gerekiyor. Kısacası hiçbiri tek başına yetmiyor. Edirne de tüm bunlara cevap verecek kapasiteye sahip. Yeter ki eksiklerini tamamlasın, hatta daha da önemlisi kendini tanıtıp anlatabilirsin. Seyahat ve keşif severlerin radarına girsin.

Edirne’nin İtalya’da Toscana, Piemonte, İspanya’da San Sebastian, Fransa’da Lyon, Alsace, Bordeaux gibi Gastronomi ve kültür turizminin cazibe merkezi bir destinasyon olmaması için hiçbir neden yok...

 

EDİRNELİLER NELER YAPMALI?

- Edirne’nin öncelikli ihtiyaçları arasında farklı beklentilere cevap verecek nitelikte tarihi konaklarda hizmet verecek butik otellere ve nehir kıyısında beş yıldızlı lüks, içinde spası olan bir otele ihtiyacı var.

- Edirne’nin ‘Beyaz peyniri’ coğrafi işaret aldı, ancak üreticiler henüz coğrafi işaret kurallarına uygun üretim yapmıyor ve etiketlerini düzenlemiyorlar. Acilen ilgili kurumların müdahalesinde yarar var. Badem ezmesi ve badem kurabiyesi ise çok başarılı, özellikle iki büyük marka kaliteli ve kurallara uygun üretim yapıyor.

- Edirne’nin terbiyeli et ve sebze yemekleri, kapamaları, kuzu gömlekli ciğer sarma, börek gibi geleneksel yemekleri yok olmak üzere. Önce yerli halkın restoranlarına sahip çıkıp yaşatması lazım ki, gastronomi tutkunları ününü duydukları o restoranları seyahat etmeye değer bulup gelsinler.

- Trakya Bağ Rotası canlandırılmalı ve Edirne bu rotanın duraklarından biri olmalı. Edirne’nin son yılarda kabuk değiştirmesinde büyük katkısı olduğunu düşündüğüm değerli Valisi Günay Özdemir ve müstesna Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın el ele vermesiyle eminim bu rota tekrar hayat bulur. Trakya bölgesinde 15’e yakın bağ ve şarap üreticisi var. Üç günlük turun en az bir gecesi Edirne’de konaklamaya ayrılırsa yeme-içme severlerin bu durumdan çok mutlu olacağına hiç kuşkum yok.

-Türkiye şaraplarının kalite çıtası her geçen gün yükseliyor. Binlerce turistin geçtiği Edirne’de Trakya’nın tüm üreticilerinin ürünlerini sattıkları bir kav olmaması büyük eksiklik.

- Sınır kapısını kullanan yerli ve yabancı turistleri konaklatacak iyi yemek ve eğlencenin bir arada olduğu Roman Grupların çıktığı bir restoran açılabilir. Var olan Roman Halk Topluluğu genişletilebilir.

 

X