"Müge Akgün" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Müge Akgün" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Müge Akgün

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Yeme-içme kültürü üzerine yazılar yazıyorsanız gündem zengin. Yeni açılan ya da kapanan mekanlardan hem sektörü, hem de biz nihai tüketicileri ilgilendiren haberlere yazacak çok şey var. Benim gibi birçok konuya yer vermeyi seçiyorsanız en zoru, hepsi birbirinden değerli olan haberlerin hangisini manşete çıkaracağınız ve seçeceğiniz başlıktır.

Ama bugün bulunduğumuz noktada en önemli konunun toprağı, doğayı korumak, yerele, doğala sahip çıkmak olduğunu düşünüyorum.
Bu konuya öncelik veren her türlü kurum ve kuruluşa da saygı duyuyorum.
beni bu girişi yapmaya iten, okuduğumda “işte bu” dedirten şu dizeler oldu:
“Amonyum sülfat (şeker gübre) kullanma.
Bana yabancı olmayan organik gübreler kullan.
Toprak analizi yaptır, ihtiyacım kadar gübre ver.
Sürdürülebilir çay tarımını öğren, uygula.
Her demde beni hatırla. Gözlerinden öperim.”
Toprak Ana
Mektup, Tema Vakfı ve bir çay şirketinin işbirliğiyle Rize’de başlatılan “Her Dem Toprak İçin” projesi kapsamında çay üreticisine yazılmış.
Proje kapsamında çay üretim alanlarında yaşanan sorunlar üzerine farkındalık çalışmaları yürütülüyor ve üreticiye “sürdürülebilir çay tarımı eğitimleri” veriliyor.
“Geç kalmadık mı” diyenler olacaktır ama zararın neresinden dönülse kârdır.
Hem toprak güçlüdür, biraz özenle, dikkatle kendini toparlamaya başlar, yapılanları da çabuk unutur...

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Yerli malı kullanmalı

Çocukluğumda “Yerli Malı Haftası”nda, çiftlikten topladığımız badem, ayva, dut kurusu, kendi buğdayımızdan ürettiğimiz unlarla annemin yaptığı kurabiye ve poğaçalarla okula gittiğim günleri unutamam.
Şölen gibi gelirdi hepimize sınıfta kurulan o sofralar, birlikte güle oynaya yediğimiz yemekler...
Etkinliğin adı 1983’ten beri “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” oldu. Ama benim için hâlâ “Yerli Malı Haftası”...
Bu yüzden bir büyük marketler zincirinin Yerli Malı Haftası’ndan yola çıkarak Tarım Kredi Kooperatifi’yle başlattığı “Yerli Tohum-Taze Mahsul” projesini çok sevdim. Bu proje kapsamında Bursa, Antalya ve Adana’daki üreticilerle sözleşmeli tarım anlaşması yapmışlar.
Yerli tohum veriyor, üretilen taze gıda ve bakliyatı mağazalarında satıyorlar.
Tarım Kredi Birlik markalı kırmızı mercimek, bulgur ve fasulye gibi çeşitleri kullandım ve çok lezzetli buldum.

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Yeni yılın en yenisi: Firuze

Yücel ve Gülin Özalp, Neu X Colonie Karaköy ve Rana by Topaz Gümüşsuyu’nun ardından yeni bir mekana daha imza attılar.
İstanbul’un en önemli kültür sanat kurumlarından İKSV’nin Şişhane’deki merkezinin teras katında açılan Firuze hem manzarası hem modern meyhane konseptiyle İstanbul’un cazibe merkezi mekanları arasına kısa sürede girecek gibi görünüyor.
İKSV binası açıldığından bu yana teras katında farklı konseptte restoranlara ev sahipliği yaptı.

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Ama sanıyorum bu kez her yaştan kültür sanat insanının fiyat-kalite-lezzet beklentilerini karşılayacak yalın bir restoran konsepti ortaya çıktı.
Hafta içinde gazeteci yazar kadınlar grubumuzla Firuze’ye gittik.
Hem klasik meyhane mezelerine hem de Çerkez balığı, kaymaklı pancar püre, balkabaklı humus gibi deneysel mezelere yer vermişler.
Her zaman klasik mezelerden yanayımdır ama bu kez Çerkez balığını sevdim.
Közlenmiş pırasa, koruk turşusu, etli pazı sarması ve ciğer tava da başarılıydı.
Firuze’de kullanılan ürünlerin tazeliği ve kalitesi fark yaratıyor.
Yeni mezeler, ara sıcaklar da menüye girecekmiş, en kısa zamanda tekrar gitmeyi düşünüyorum...

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Bu kitaptaki öyküler çok etkileyici

Çok kültürlülükten beslenmiş toplumların öyküleri, hele bir de zorunlu göç yaşamış sınır kapılarının pek de kolay aşılamadığı komşular arasındaysa hiç bitmez.
Kimdir bu insanlar derseniz, yemek yazarı Takuhi Tovmasyan’ın söylediği gibi yüzyıllarca bu topraklarda birlikte yaşayıp tuzunu ekmeğini bölüşenler...
Armine Avetisyan ve İhsan Karayazı’nın projenin koordinatörlüğünü üstlendiği 2014 yılı sonunda Gümrü ve Kars çevresinde bir saha çalışmasıyla başlayıp, yemek atölyesiyle devam eden, sonra bir belgesele dönüşen “Beraber Az mı Tuz Ekmek Yedik” adlı çalışma şimdi de aynı isimle bir kitap haline geldi.
Projenin danışmanlığını da Takuhi Tovmasyan ve Susanna Mkrtchyan üstlenmiş.
Nermin Pınar Erdoğan ve İlhan Zeynep Karakılıç da yayına hazırlamış.
Kitap, kapalı olan Ermenistan-Türkiye sınırındaki bu iki komşu kentin kadınlarının mutfak hikâyelerinin anlatıldığı ve bu hikâyeleri toplumsal hafıza, toplumsal cinsiyet, kimlik, sınır ve yerellik üzerinden tartışan yazılardan oluşuyor.
Projenin saha çalışması sırasında Gümrü’nün ve Kars’ın köylerinde evlere konuk olmuşlar.
Kadınlar bazen iki, bazen üç kuşak bir arada yemek pişirmiş, yemeklerin hikayelerini anlatmış.
Kitapta yer alan tarifler de öyküler de inanılmaz etkileyici.
Birbirini tanımayan kadınların hem mutfaklarını hem de yüreklerini birbirlerine açması unutulur gibi değil.
Tovmasyan’ın anlatımıyla zaten insan kendini o sofrada konuk zannediyor.

Hem toprağımıza hem de yerli ve yerele sahip çıkalım...

Gümrü’nün ve
Kars’ın köylerinde yapılan “evelik/aveluk”, “harisa/herise”, “kavut/gavut”, “ğapama/kapama”, “gata/kete”, “külündoş/kelecoş”, “küfta/köfte”, “ağun çorba”, “lahana sarması”, “hengel”, “pişi”, “un helvası” gibi tarifleri ortak, malzemeleri benzer yemek sayısı çok.
Sıra tandıra geldiğinde ise her şey aynı, tek farklılık başında konuşulan dil.
Proje sırasında kadınlar karşılıklı sınırı geçip, birbirlerinin mutfaklarına da konuk olmuşlar.
Kitabın ikinci bölümünde ise yurtiçinden ve yurtdışından akademisyenlerin mutfağın ve kadınların aracılığıyla bir yumuşak güç aracı olan yemeğin barışa katkısı, göçün müsekkini olması,
mutfağın kadınların girişimciliğine etkisi, küreselleşen dünyada yerel ürünler üzerine ufuk açıcı yazıları
yer alıyor.
Mutfak kültürüyle özellikle de kadının bu kültür içindeki rolüyle ilgilenenlerin kitabı okumasını öneririm...

 

X