"Müge Akgün" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Müge Akgün" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Müge Akgün

Cibalikapı Balıkçısı’na kadın eli değdi...

Tam 18 yıl olmuş gazeteci Behzat Şahin, “Artık keyif aldığım işi yapmak istiyorum” deyip Cibalikapı Balıkçısı’nı açalı.


Dört yıl kadar önce de teknelerine atlayıp uzaklara giden Şahin ailesi bu uzun yolculuktan yenilenerek ve yeni projelerle döndüler. 18’inci yıllarını Batı Ataşehir’de açtıkları üçüncü şubeleriyle kutluyorlar. Hafta başında gittiğim yeni mekanları, kapısından içeri girer girmez beni en az yaratıcıları kadar heyecanlandırdı.

Cibalikapı Balıkçısı’na kadın eli değdi...

Alışkın olduğumuz Cibalikapı ruhunu kaybetmeden gökdelenler arasında bir vaha yaratmışlar. Behzat ve sevgili eşi İsmihan Şentürk’le oturup uzun uzun konuştuk. Tabii bu keyifli sohbetimize her zamanki gibi birbirinden lezzetli mezeler, deniz ürünleri eşlik etti.
Behzat açık yüreklilikle “Projenin tamamı İsmihan’a ait, bana sadece ona yardım etmek düştü” diyor. Doğru söze ne denir, kadın eli değen her şey bir başka oluyor gerçekten...
Kış bahçesiyle, şöminesiyle, alametifarikası kedi duvarıyla, yeşillikler ortasındaki bahçesiyle, en son teknoloji mutfağıyla ferah, modern bir mekân yaratmışlar. Burasını biraz da bir ana laboratuvar olarak tasarlamışlar.
Cibalikapı’da zaten gelenektir, mutfaklarında üretilmeyen hiçbir meze-yemek servis edilmez. Merkez mutfak sayesinde tüm şubelerde standardı koruyacaklar.
Şimdi ekmek, sirke gibi yancıları da kendileri üretmeye başlamışlar. Sırada hardal, yerli tohum buğday varmış.
Hatta merkez mutfağı kurmadan önce yiyecekleri daha sağlıklı nasıl muhafaza edeceklerini, nasıl pişirme yöntemleri kullanabileceklerini saptamışlar. “Gerçekten mükemmel” dedikleri hem normal pişirim yapan hem de buharlı bir fırın edinmişler. Yakında servise başlayacakları öğle menüsünde fırında pişmiş çok sağlıklı sebze cipsleri, buharda pişmiş sağlıklı sebzelerle eşleştirdikleri balık tabakları sunacaklar. Ev yapımı deniz ürünlü erişteyi denedim, lezzeti muhteşemdi.

Cibalikapı Balıkçısı’na kadın eli değdi...

Çalışanlar için giyim, çamaşır ve duş odası, dinlenme alanları yapmışlar. Üçüncü şubenin diğer iki şubeden en büyük farklarından biri de tam anlamıyla engelli dostu olması. Girişten tuvaletlere her süreçte konfor sağlanmış.
Cibalikapı, hem sektöre hem İstanbul’a katkısı açısından gerçekten bir değer. İşini hobi gibi severek dürüst ve düzgün yapanların açtığı böylesi yerler hayatımızdan hiç eksik olmasın...

Bodrum Blue Mauritius’ta

Bir süre önce akademisyenlikle işadamlığını başarıyla harmanlayan MYC Partners Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akdoğan ile bir araya geldik. Murat Bey, Türk mutfağı ve turizmi için büyük katkısı olacak gelişmeleri heyecanla anlattı. Lüks otel zinciri Lux, Avrupa’daki ilk otelini Bodrum’un Adabükü koyunda açmıştı. Tesis İsviçre’de düzenlenen World Luxury Hotel Awards’ta “Doğu Avrupa’nın En İyi Plaj Oteli” seçilmiş.
Diğer güzel haber de otelin Türk mutfağı konseptli restoranın menüsü “Bodrum Blue” markasıyla restoranının Mauritius’taki Lux Hotel’e taşınması.
Kebap çeşitleri, lahmacun, keşkek, hünkâr beğendi, humus, tarama, kuru cacık, kabak tatlısı, baklava ve Türk kahvesi gibi mutfağımıza özgü lezzetler servis ediliyormuş. Bu gelişmelerin Türkiye’nin gastronomi turizminin gelişmesine de katkısı büyük...

KalaBalık Gelibolu’da

6-7 yıl kadar önce Yunanistan’dan Türkiye’ye damat gelen Stathis Dapiapis Kuruçeşme’de “KalaBalık” adlı bir Yunan lokantası açmıştı.
Ancak kiraların yüksekliğine dayanamayarak kapatmak zorunda kaldı.
Stathis daha sonra yatırımcı bir ortakla beraber Asmalımescit’te Rumeli Meyhanesi’ni açtı. Orası da aynı nedenlerden dolayı kapandı. İki sezon kadar Çeşme’de çalışan Stathis bir ay kadar önce karşıma Gelibolu’da çıktı.
Dedeağaç’a her fırsatta deniz ürünleri ve balık yemeye giden iki Gelibolulu genç girişimci, Koray Akkuş ve Emir Pomen, tesadüfen tanıştıkları Stathis’e birlikte restoran açmayı teklif eder.

Cibalikapı Balıkçısı’na kadın eli değdi...

Aslen Dedeağaçlı olan Stathis teklifi kabul eder ve KalaBalık’ı iç limanda açarlar.
Tüm mezeler, ara sıcaklar yer kalırsa ana yemekler ortaya geliyor.
Eski kaşar ve keçi peynirli saganaki, kızarmış Mastelo peyniri çok başarılıydı.
Bundan böyle muhteşem lezzetteki çıtır kabak kızartmalarını, ızgara sebzeleri, ahtapotu, Girit ezmeyi, hamsi tavayı, ızgara sardalyayı, Yunan usulü taramayı, cacığı, midye pilavını makul fiyatlarla ve sınırı geçmeden yiyebileceğiz.
Hem menüsü hem de eğlencesiyle KalaBalık, Gelibolu’ya ayrı bir hava getirecek gibi görünüyor. Ama Gelibolu iç limanda İlhan ve Yelkenci adlı artık klasikleşmiş iki balık lokantası başta olmak üzere güvenle gidilebilecek yan yana sıralanmış birçok balık lokantası var.
Sanat ve yemeği bir arada sunan Sirena Cafe & Bistro da bir diğer seçenek.
Geleneklerini sürdüren Zafer Pastanesi’nden peynir helvası, Roma Dondurmacısı’ndan müstesna lezzetteki dondurmasını yemeği de ihmal etmeyin.
İsterseniz turu iç limandaki balıkçı kahvesinde bir çay ya da kahveyle sonlandırın...

Ulaşılabilir İtalyan mutfağı

Punto uzun yıllardır sektörde olan bir marka ama iki yıl kadar önce Gaziantepli sanayici Naci Topçuoğlu tarafından satın alınmış. Tüm altyapıyı yenilemişler. İtalyan şef Umberto Cavina konsept ve menü danışmanlığını üstlenmiş. Hafta içinde şefin elinden yeni menüyü deneyimledik.
Tedarik zincirini yeniledikten sonra büyümeye başlamışlar. İstanbul’da 8 AVM’de yer alıyorlar. Genel müdür Vedat Samanlı “İtalyan mutfağını ulaşılabilir kılmayı hedefledik” diyor. Türkiye’de üretilmeyen parmesan peyniri gibi kimi ürünleri İtalya’dan ithal ediyorlar. Bazı makarna cinslerini kendileri üretiyorlarmış ama tercihleri yerel ürünleri kullanmak. Taze peynirlerini Afyon 38-30 çiftliğinden, salçalar ve baharatlar Gaziantep’ten, zeytinler Hatay’dan temin ediliyor. Limonatalar ise Aydın’da bir çiftlikte özel olarak yapılıyormuş.
Yerel bilincinin halka halka genişlemesi, bir İtalyan mutfağı sunan restoran zincirinde bile uygulanması insana umut veriyor...

Cibalikapı Balıkçısı’na kadın eli değdi...

Arzu Başaran Lyon’da

Arzu Başaran’ın son birkaç yıldır göçle, sürgünlerle dünyanın bir ucundan bir ucuna savrulan ama ruhuyla doğduğu topraklarda -hâlâ orada- olanların öykülerini anlattığı çalışmaları şimdi Lyon’da, Regard Sud Galerie’de sergileniyor. Gastronomisiyle dünyanın en önemli kentlerinden biri olan Lyon’a yolunuzu düşürecek olursanız sergiye de uğrayın derim.
Ülkesine ait güzel şeyler görmek insanın hoşuna gidiyor, hele bu sanat olursa. Nisan ayında açılan sergi
2 Haziran’a dek
devam edecek...

 

X