Toprağın kadınları

Müberra Türkkan... İpek Ballı... Özlem Harman... Zeliha Güreşen... Türkmen Kocaoğlu... Nihal Bilgiç Arpacıoğlu... Nuran Erden...

Haberin Devamı

Hepsinin farklı farklı hikayeleri var, ama ortak özellikleri İzmir’in üreten başarılı kadınlarından sadece birkaçı. Kimi mantar üretiyor, kimi de hayvancılık yapıyor. Onlar kadınlar için zor bir işin olmadığını, isterlerse çok başarılı olunacağının en güzel örneği. İzmir Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile İzmir Ticaret Borsası, 18 ilçeden aktif üretim yapan 35 başarılı kadını ‘Toprağın Kadınları’ projesiyle bir araya getirdi. İşte, ‘Toprağın Kadınları’ projesinin 35 aktöründen yedisinin ilham veren hikayeleri...

Evini ipotek
ettirerek başladı

Toprağın kadınları

MÜBERRA Türkkan... 1985 Bayındır doğumlu. Okul hayatı boyunca başarılı bir öğrenci olan Türkkan, 17’sinde evlendirilince eğitim hayatına açıktan devam eder. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okur. “Kızıma bakmak zorunda olduğum için 3 yılın ardından üniversite maceramı sonlandırdım” diyen Müberra Türkkan, “Ailem geçimini çiçekçilikle sağlıyordu. Ben ise farklı iş arayışına girdim. Aileden kalan arsaya yeni bir dünya yaratmak için çalıştım. Ve yoluma mantar çıktı. Uzun araştırmaların ardından istiridye mantarında karar kıldım. Sermaye için evimi ipotek ettirip, kredi çektim. Ürettiğim mantarı satmak için Alsancak’taki mekanları tek tek gezip kart bıraktım. Aylar sonra dönüş oldu” diyerek, bugün soyadından doğan markasıyla önemli bir market zincirine ürün verdiğini söylüyor. Türkkan, toprağın içinden çıkan şapkalı mucize olarak tarif ettiği mantarda, şimdi de ihracatı planlıyor.

Haberin Devamı

Toprağı kendine
yoldaş yaptı ve...

Toprağın kadınları

İPEK Ballı... 1987’de Bademler köyünde çiftçi anne babanın tek kızı olarak dünyaya gelir. Ailesi İpek Ballı’nın çiftçi olmasını istemez. İpek Ballı, “Üniversite eğitimiyle birlikte köyden ayrıldım. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Maliye Bölümü’nü bitirdim. Memlekete dönüp uzun süre iş aradım. Sınavlara girdim. Ama uygun bir iş bulamadım. Anne olunca da daha çok şeyler yapmak istedim. Sahip olduğum en değerli şeyi ‘toprağı’ kendime yoldaş kabul ettim. Toprak sevgimle eğitimimi birleştirip, iş yapma kararı aldım. Köydeki evin bahçesinde otururken ağaçların arasındaki boşlukları fark ettim. Bu boşluklara küçük çiçek fideleri diktim. Fideler büyüdükçe de alıcı buldum. Bu arada, işi büyütmek için farklı sermaye kaynaklarını da araştırdım. Bu aşamada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ‘Genç Çiftçi’ hibe programına proje hazırlayıp, katıldım. Projem desteğe hak kazandı” diyerek bugün güçlü bir kadın, bir anne ve kendi işinin patron olma yolunda ilerlediğini söylüyor.

Haberin Devamı

Eşiyle rolleri
değiştirdi

Toprağın kadınları

ÖZLEM Harman... Eğitim hayatında sosyal ilişkileri ve sanata yatkınlığı ön planda olan 1972 Tire doğumlu Harman, babasının istediğiyle görücü usulüyle evlendiğini paylaşarak, “Maddi durumu iyi olduğu için eşim beni çalıştırmak istemez. Ama ben asla içindeki aktif ve girişimci kadın yönümü kaybetmedim. Çalışma isteğinden hiç vazgeçmedim. Açık öğretimden üniversiteyi bitirdim. Bu sırada, eşimin işleri bozuldu. Bir süre Tire Belediyesi’nde çalıştım. Burada kötü tecrübeler yaşadım. İş hayatının çirkin yüzüyle tanıştım. Enerjimi kendimi daha iyi ifade edebileceğim bir alana yönlendirmek istedim. Kendi işimi kurmaya karar verdim. Hindi yetiştiriciliğine yöneldim. Evimi işimin yanına taşıdım. Tabii, içimdeki süslü kadını sanatla da besledim ve boş zamanlarımda şiir yazıyorum” diyor. İzmir Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği’nin kurucu üyelerinden Özlem Harman, kümeslerini artırmaya yönelik planları olduğunu söylüyor.

Haberin Devamı

Profesyonel iş
hayatından tarlaya

Toprağın kadınları

ZELİHA Güreşen... 1973 Bursa doğumlu Güreşen, kimya eğitimi alır. Evlendikten sonra İstanbul’a taşınan Zeliha Güreşen, 22 yıl İstanbul’da özel firmalarda satış bölümü yöneticiliği yaptığını söyleyerek, hikayesine şöyle devam etti: “İstanbul’daki evimin bahçesinde saksılarda ürün yetiştirmeye başladım. Bir gün şirket müdürüne işten ayrılmak istediğimi söyledim. Eşimle Akdeniz ve Ege tatiline çıktık. Bu süreçte, doğal ürünler yetiştirme ve otelcilik fikri oluştu. Tire’den bir arazi aldık. Önce şeftali ağacı, enginar, daha sonra ise lavanta ve domates diktim. Bu arada, işi hem sahada hem teorik öğrenmek için eğitimler aldım. Sebzeciliğin yanında eşimin de emekli olmasıyla, evimiz 100 büyük başlı bir çiftliğe dönüştü. Tamamı organik sertifikalı sebze ve meyvelerinden olan salça, tarhana, erişte, reçel, kuru nane, kekik ve benzeri ürünleri üretip, satıyoruz. Aynı zamanda ‘Naturalife Butik Çiftlik Otel ve Restorant’ ile doğayla iç içe olmak isteyenlere kapımızı açık.”

Haberin Devamı

Köyü sanatla
buluşturdu

Toprağın kadınları

NURAN Erden... Çeşme Germiyan köyünde 1962’de doğan Erden, çocukluğundan itibaren üretimin içinde yer alan bir isim. Halıcılık yüksekokulunu bitirdiğini paylaşan Erden, “Köyün yeteri kadar değerinin fark edilmediğini düşünerek hareket geçtim. Bu değerin herkesin farkına varmasını istedim. Bunun için de var gücümle çalıştım. Köyün duvarlarına resimler çizmeye başladım. Köyün tanıtılması konusunda çok çalışıyorum. Duvarlara sosyal içerikli mesajlar da yazıyorum. Kantaron yağı, şifalı otların yetiştirilmesi ve kurutulmasını da yapıyorum. Aktif ve çok çalışkan bir çiftçiyim” diyerek köyü özgürlük olarak gördüğünü söylüyor.

Emeklilik planları
üretimle değişti

Haberin Devamı

Toprağın kadınları

NİHAL Bilgiç Arpacıoğlu... 1961 İstanbul doğumlu olan Arpacıoğlu, İzmir’e üniversite okumak için geldiğini söyleyerek, “İstanbul’da uzun yıllar finans sektöründe çalıştım. Emekli olunca da İzmir Karaburun’da Saip köyünden yazları yaşamak için ev aldım. Zamanla doğanın verdiği güzellikler karşısında boş oturmak istemedim ve üretmeye başladım. Yörede yetiştirilen nergis, sümbül, erguvan, katırtırnağı, kekikten reçeller yapıp sattım. Bugün, yöreye özgü ürünlerden 40’a yakın reçel yapıyorum. Her yıl yeni bir heyecanla başlıyor ve üreterek yoluma devam ediyorum” diyor.

Aile arazisini
icradan aldı

Toprağın kadınları

TÜRKMEN Kocaoğlu... Ödemiş’te hayvancılıkla uğraşan bir ailede doğan Kocaoğlu, “Eğitimimi Ödemiş’te tamamladım. Evlendikten sonra eşim uzman çavuş olduğu için Kemah’a tayinimiz çıktı. Gittiğim her yere İzmir’in bereketli topraklarını da götürdüm. Lojman bahçesine sebze meyve ektim. Ağabeyimin vefatıyla da aileme manevi ve ekonomik destek olmak istedim. Bu süreçte eşim ani bir kararla istifa etti. Köye yerleşmeye karar verdik. Ailenin arazisini icradan satın aldık ve hayvancılığa başladık. Bu süreçte farklı kaynak arayışlarına da başladık. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ‘Genç Çiftçiler’ hibe programına başvurduk. Projemiz onaylandı, hibe desteği aldık. Şimdi ‘Hanımın Çiftliği’ olarak üretime devam ediyoruz” diyor.

Yazarın Tüm Yazıları