"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

Mutfakta kadın var

Ticarete yatkınlığı çocukluk yıllarında başlar.

 

Kimi zaman bayramlık kimi zaman da takılar için annesinin yetiştirdiği sebzeleri dedesinin köy bakkalında satar. Bu lise yıllarında Denizli’den aldığı havlularla devam eder. Sibel Aslan Katrancı, lisenin ardından da hemen çalışma hayatına atılır. Sekreterlikle başlayan profesyonel iş hayatı bir yemek firmasında müşteri temsilciliğiyle sürer. Sibel Aslan Katrancı, 5 yıl çalıştığı yemek şirketinden ayrılınca da yeni arayışlara girer. İzmir Karşıyaka’da krediyle 4 masalı küçük bir lokanta açar. Lokantayı daha sonra sanayi sitesine taşıyarak toplu yemek şirketine dönüştürür. Sibel Aslan Katrancı, bugün ise İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Enginar Yemek markasıyla her gün binlerce kişinin yemek ihtiyacını karşılıyor.

Mutfakta kadın var

 

SİBEL Aslan Katrancı... Her ne kadar ‘yemek yapmak’ kadınlarla özdeşlese de erkek egemen ‘toplu yemek’ sektöründe mücadeleci kişiliğiyle yoluna devam eden bir iş insanı. Fabrikası yandığı gün bile yemek verdiği insanları mağdur etmemek adına sabaha kadar çalışarak işine dört elle sarılan başarılı isim. Enginar Yemek & Catering’in kurucusu Sibel Aslan Katrancı ile girişimcilik serüveninden gelecek planlarına kadar birçok şeyi konuştuk. İtalyan asıllı bir baba ile Kaklıç köyünden bir annenin 3 çocuğunun en büyüğü 1983 İzmir doğumlu Sibel Aslan Katrancı şöyle devam etti:


SEBZE DE SATTI HAVLU DA
“Nedeni bilemediğim ticarete olan merakım çocukluk yıllarına dayanıyor. O yıllarda annemin yetiştirdiği marul, roka ve maydanoz gibi sebzeleri Kaklıç köyündeki dedemin bakkalının önünde satıyordum. Tabii, bunu bayramlık ya da bilezik, küpe gibi takıları almak adına yapıyordum. Babam tercümandı. Yazları Kuşadası’nda geçirdiğimiz için de otellerde hangi alanda boşluk varsa orada çalıştım. Resepsiyonda da durdum, mutfakta da çalıştım. Yine lise yıllarında yaşça benden büyük olan reprezant arkadaşımın peşine takılarak Denizli’ye gidiyordum. Buradan aldığım havluları İzmir’de eşe dosta satıyordum. Lisenin ardında da kuzenlerimin şirketinde sekreter olarak profesyonel iş hayatına adım atmış oldum.”


ÇOK GÖZ YAŞI DÖKTÜ
Sekreterlik deneyiminin ardından Sibel Aslan Katrancı, güzellik merkezi açma planları yaptığı dönemde erkek kardeşinin de liseyi bitirmesiyle birlikte kendini internet cafe işletirken bulur. Sibel Aslan Katrancı, “İnternet cafe açtım. Bir yandan çocukların ödevlerine yardımcı oldum, bir yandan arkadaşlarımın desteğiyle çeşitli dillerde çeviriler yaptık, bir yandan da mahalledeki kadınlar için günler düzenledik. Herkesin evine bilgisayarın girmesiyle de 2 yıllık internet cafe macerasını sonlandırmak zorunda kaldık. Borçlarla birlikte işsizlik süreci başladı. Yeni bir iş arayışına girdim. Tam Denizli’ye gidecekken, bir arkadaşımın yönlendirmesiyle İzmir’de toplu yemek işi yapan bir firmada müşteri temsilcisi oldum. Çalıştığım yerdeki genel müdür çok başarılı bir işletmeciydi. Bana bütün bildiklerini öğretti. Onun yanında yetiştim. Tabii, bu süreç hiç kolay olmadı” diyerek bu süreçte çok da göz yaşı döktüğünü dile getirdi.


4 MASADAN TOPLU YEMEĞE
Toplu yemek firmasındaki yoğun ve yorucu tempoya 5 yıl dayanabildiğini söyleyen Sibel Aslan Katrancı, beş yılın ardından işten ayrıldığını söyleyerek, hikayesinin devamını şöyle aktardı: “Yine işsiz kaldım. Yeni arayışlara girdiğim bir süreçte pazarda peynir satan arkadaşımın yanında altı ay çalıştım. Daha sonra ise Karşıyaka’da yapım aşamasında olan bir hastanenin gelecekte yaratacağı trafiğe inanarak bir yapının ikinci katında krediyle 4 masalı bir lokanta açtık. Bir süre Enginar Yemek olarak güzel işler yaptım, ama hastanenin kendi yemekhanesi ve kafeteryasını kurmasıyla işler azalınca Ege Sanayi Sitesi’ne taşındım. Sermaye kısıtlı olduğu için hem evimdeki hem de yakınlarımın mutfağındaki ekipmanı aldım. Burada yavaş yavaş toplu yemeğe döndük. Tek başıma çıktığım yolda önce mutfakta annemden destek aldım, sonra yeni usta. 2011’de 500 kişiyle başlayan toplu yemek maceramız zamanla büyüdü. Bugün ise her gün 6 bin kişiye kahvaltıdan akşam yemeğine kadar hizmet verdiğimiz bir yapıyla İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yolumuza devam ediyoruz.”


PARA İÇİN
YÜZÜMÜZÜ
EĞMİYORUZ

TOPLU yemek işinde tetikte olmak gerektiğini söyleyen Sibel Aslan Katrancı, “Toplu yemek işi çok riskli bir iş. Donuk malzeme kullanmadığımız için işimizi daha zor hale getiriyor. Çalışma prensibimiz evde insanlar nasıl yemek yiyorlarsa burada da aynı şekilde yemek yemelerini sağlamak. Bu ilkemizin çok güzel geri dönüşlerini alıyoruz. Müşterilerimle olan ilişkilerimde bir kez olsun yapmayacağım işlerin sözünü vermedim. Para kazanacağım diye kimseye yüzümü eğmedim. Şu an Manisa, Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi sanayi bölgelerindeki yaklaşık 90 firmaya yemek veriyoruz” diyor.


FABRİKA YANDI
AMA PES ETMEDİ

İŞİNE dört elle sarılan Sibel Arslan Katrancı, ‘çocuk da yaparım kariyer de’ sözünün fazlasıyla karşılık bulduğu bir isim. “Ben çok yemek satayım, çok para kazanayım istemiyorum” diyen Sibel Arslan Katrancı, işi hiçbir zaman ertelemeyenlerden. Katrancı, “İlk çocuğumu doğurana kadar aktif çalıştım. Hatta ikinci çocuğumu doğurduğum günün ertesi günü bile müşteri görüşmesine gittim. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne taşındıktan 41 gün sonra işletmede gece yangın çıktı. Sonuçta ertesi gün bizden yemek ve kahvaltı bekleyen bir kitle vardı. Herkes başka bir firmadan destek alalım dediği noktada çok zor şartlarda mücadele ederek sabah 08.00’de 9 çeşit yemek hazırdı” diyerek yaptığı işe olan sevgisini paylaştı.

KISA KISA
* Sibel Aslan Katrancı, insanların tepkisini ölçmek için zaman zaman yemek verdikleri yerlere giderek patrondan ziyade bir çalışan gibi iş yapıyor. Katrancı, “Bu sayede insanların tepkilerini daha rahat ölçebiliyorum” diyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI