"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

Elektrik merakı rüzgarı oldu

DAHA çocukluk yıllarında elektrik ve elektrikli ürünlere karşı büyük merakı vardır. Bu merak üniversitenin ardından kariyerine yön verir ve 1978’de kendi işini kurar. Elektrik kesintilerinin zaman zaman 8 saate çıktığı yıllarda regülatör ile transformatör imalatına başlar. Zamanla farkındalıklar yaratarak ürün portföyüne yenilerini ekler. Ekonomik krizlerde yaşadığı kayıpları hafifletmek adına Cem Yalçın, 1993’te ise yan sanayi yerine yüzde 100 kendi ürünüyle yola devam etme kararı alır. Otomatik bariyer sisteminin üretimine yönelir. 2001’de ise yenilenebilir enerji sektöründe Ar-Ge çalışmalarına başlar. Northel markasıyla çıktığı yolculukta, 2004’te 4 kW ilk rüzgar türbinini üreterek Aydın Söke’de uygulamaya koyar. Bir yandan yüzde 100 yerli bir şirket olarak global oyuncularla savaşan Yalçın, bir yandan da lisanssız elektrik pazarındaki mevzuatlara karşı olağanüstü mücadele örneği gösterir. Özellikle rüzgar enerjisi alanında olmaz denen birçok şeyin hayata geçmesine vesile olan Yalçın, yıllardır beklenen lisansız kategoride şebekeye bağlanmanın da önünü açar. Bugün Northel Enerji ile 10-330 kw sınıfında Türkiye’nin yüzde 100 yerli rüzgar türbinlerini üreten Cem Yalçın, iki yıl içinde lisanslı pazara 2-2,5 megavatlık rüzgar türbinlerini üretmeyi hedefliyor.

Elektrik merakı rüzgarı oldu

Bir yerde yerli Don Kişot

O aslında yel değirmenlerine karşı savaş veren Don Kişot’un yerli versiyonu. Yenilenebilir enerjiye gönül vermiş ve inanmış biri olan Cem Yalçın, birçok sahada verdiği mücadelelerden de zaferle çıkmış biri... Tabii yapacağı daha çok işi var. Northel Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yalçın ile hem girişimcilik serüvenini, hem yenilenebilir enerji sektöründeki son durumu, hem de gelecek planlarını konuştuk. Cem Yalçın’ın bugün enerji sektörüyle bu kadar içli dışlı olması çocukluk yıllarına dayanıyor. Aslında ailede girişimci kimse yok. Baba bir şirkette profesyonel yönetici. Cem Yalçın, o süreci şöyle anlattı:
“Benim elektrik ve elektrikli ürünlere karşı büyük bir merakım vardı. 5-6 yaşından beri lambalar, duylar ve telsizlerle büyüdüm. Amatörce çalışmalarım oldu. Lisenin ardından da 2 yıllık teknik öğretmenlik okudum. Üniversiteye devam etme imkanım vardı, ama o dönem ortam çok karışıktı, ben de bir an önce iş hayatına adım atmak istedim. Elektrik kesintilerinin yoğun olduğu 1978’de regülatör ile transformatör imalatına başladım. Daha sonra bir ortakla yola devam ettim. Elektrik ile çalışan büyük sanayi fırınları da o dönem bu kesintilerden büyük sıkıntı çekiyordu. Biz bu fırınları elektronik paneller vasıtasıyla LPG’ye uyumlu hale getirdik. Bu iş bize çok iyi paralar kazandırdı. Daha sonra yurt dışından bir iş teklifi geldi. 4-5 sene şirketi temsilen Libya’da çalıştım. Burada da iyi para kazandık. Türkiye’ye döndüğüm 90’lı yılların başlarında ise katalitik sobalar için uzaktan kumanda yaptık. Bu da bize yeni kapılar açtı.”

Elektrik merakı rüzgarı oldu

4 kw ile başladı

İstanbul’da iki şirketle yoluna devam eden Cem Yalçın’ın işleri, 90’larda yaşanan ekonomik krizlerle birlikte yavaşlar. O da yan sanayiden çıkıp, yüzde 100 kendi ürününü piyasaya sürme kararı alır. 1993’te Kuzey Batı Elektromekanik’i kuran Cem Yalçın, ürün olarak ise elektrik, elektronik ve kalıpçılık alanındaki deneyimle otomatik kapı bariyer sistemlerinin üretimine yöneldiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu işle birlikte güvenlik sektörüne adım atmış olduk. Markalaşma süreciyle birlikte de Kuzey Batı Elektromekanik, Northel’e dönüştü. Bariyerle birlikte de kızıl ötesi gece görüş sistemlerini yapmaya başladık. Ve Afyon OSB’de bunun için bir tesis kurduk. Ama burada istediğimiz sonucu alamadık ve o fabrikayı 2001 krizinin etkisiyle kapatmak zorunda kaldık. O sürede de yurt dışında fuarlarda gördüğümüz rüzgar türbinlerini gündemimize alarak, 2001’de Ar-Ge çalışmalarına başladık. Geleceğin burada olduğunu düşündük ve ağırlığımızı bu alana verdik. 2004’te de Aydın Söke’de ürettiğimiz 4 kW’lık rüzgar türbinimizin uygulamasını yaptık. Bu ilk ticari satışımız oldu. Zamanla farklı işlerimizde oldu.”

Elektrik merakı rüzgarı oldu

ŞEBEKEYE BAĞLI İLK TÜRBİN

Cem Yalçın, lisansız pazarın büyüyeceği düşüncesiyle 2006’da İstanbul’dan Ayvalık’a taşınma kararı aldıklarını söyleyerek, “O dönem rüzgar türbinlerinin şebekeye bağlanması umudu doğmuştu. Bununla ilgili yönetmelik yayınlanmıştı. Biz de bu doğrultuda yatırımlarımıza yön verdik. Ayvalık’ta bir şirket için 100, başka biri için ise 150 kw’lık türbin ürettik. Daha sonra ise 250 kw’lık türbinleri devreye soktuk. Ama lisanssız alanda rüzgar türbini üretiminin önü kesilmişti. Bunun nedeni ise 60 milyar lirayı bulan RES pazarının yabancılar tarafından kontrol edilmesi. Biz de inatçı olduk yaptığımız işte. Onlar lisanslı pazar için büyük 2-2,5 megavatlık türbinler üretiyordu. Ve korkuları da 250 kw’ı üreten yarın 2 megavatı da üretirdi. Mevzuatta da sıkıntı vardı. Lisansız pazar için üretilen türbinler şebekeye bağlanamıyordu. Yoğun mücadeleler sonunda geçtiğimiz yıl 250 kw’lık bir rüzgar türbiniyle Türkiye’nin lisanssız kategoride ilk şebeke bağlantısı gerçekleştirildi. Ve bu da TEDAŞ Genel Müdürü’ün katıldığı bir törenle hayata geçti” diyerek lisanssız pazarda şebekeye bağlanma önündeki engellerin kalkmasındaki payını anlattı.

Elektrik merakı rüzgarı oldu

OLMAYAN BELGEYİ İSTEDİLER

Cem Yalçın, lisanssız pazarda 164 megavatlık başvurunun, 71 megavatına onay çıktığını belirterek, hayata geçenin ise 1 megavat bile olmadığına dikkat çekti, lisanssız pazarın önünü kesmek adına devreye sokulan ilginç bir detayı paylaştı. Lisanssız sektör için rüzgar türbini üreticisinden TSE 61400 gibi belge istendiğini söyleyen Cem Yalçın, “Tamam alalım dedik ve TSE’ye gittik. TSE böyle bir akreditasyonları olmadığını söyledi. Nereden alırız sorumuza cevap alamadık. Biz de Türk Loydu’nun bu yönde bir çalışması olduğunu öğrendik. Bizi 780 kriterden geçirdiler. TS EN 61400-1/22 sertifikasyon sürecini tamamladık. Daha sonra TSE’yi çağırdık. TSE de bu sertifikayı referans alarak bize 61400 belgesini verdi” diyerek yarattıkları mucizeyi aktardı.

YABANCILARIN KORKTUĞUNU YAPACAK

Cem Yalçın, bugüne kadar üzerlerine vazife olmayan başta mevzuat olmak üzere birçok konuyla mücadele ettiklerini söyleyerek, özellikle son 10 yılda performanslarının yüzde 50’sini bu tür işlere ayırdıklarını ifade etti, bunlarla uğraşılmasaydı bir fabrika daha kurabileceklerini aktardı. Yalçın, gelecekle ilgili planları konusunda da şu bilgileri verdi:
“Bu yıl lisanssız sınıfta 330 kw’lık türbinlerle 1 megavatlık pazarı doldurmak. Bir kaç yıl içinde de lisanslı pazar için 2-2,5 megavatlık rüzgar türbinlerini üretir hale gelmeyi planlıyoruz. Bu sektörde yerli olduğumuz için kimsenin çekmediği eziyeti çektik. Batırmak için çok uğraştılar. Bizim gibi 9 firma vardı, hepsi kapandı. Şu ana kadar 20 milyon liraya yakın yatırım yaptık. Şimdi artık büyümek istiyoruz. Ve bünyemize yeni yatırımcılar almayı tasarlıyoruz. Bilgi birikimimizi de paylaşmaya hazırız. Sonuçta pazar sıkıntısı yok.”

Elektrik merakı rüzgarı oldu

YOĞUNLUK AZALIRSA SORUN KALMAZ

Yenilenebilir enerji düne kadar çevreci bir kaynaktı, ama son zamanlarda yoğun eleştirilerin de yaşandığı bir alan oldu. Yalçın, işin çevre boyutuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Türkiye, yenilenebilir enerjiyle, enerji ihtiyacının yüzde 40’ını üretebilecek durumda. Onun için bunun bir orta yolu bulunmalı. Ama Cunda ya da Urla’nın göbeğine RES kurulmasını doğru bulmuyorum. En temiz, en doğru, hiç atığı olmayan, bedava bir kaynak rüzgar ve güneş. Sıkıntını temeli, bugün ithal edilen rüzgar türbinlerinin tamamı yüksek rüzgar potansiyelinin olduğu yerlerde çalışıyor. Minimum 5-6 metre/saniyede dönmeye başlıyorlar. Mevzuatta 7 metre/saniye diyor. Böyle olunca da RES’ler belirli noktaya toplanıyor. Bu oranı aşağı çekip yoğunluk azaltılabilir. O zaman sorun kalkar. Bu yapılırsa 48 bin megavat olan potansiyel 80 bine çıkar. Bizim türbinlerimiz 1,6 metre/saniyede dönmeye başlıyor, 2.8 metre/saniyede ise enerji üretebiliyor. Yine büyük oyuncuların sektöre formatladığı bir durum bu.”

Elektrik merakı rüzgarı oldu

AMERİKA’DA DA VAR

Northel’in rüzgar türbinleri bugün sadece Türkiye’de dönmüyor. Türkiye’de yaşanan mevzuat sıkıntıları onlara yurt dışı kapısını açmış. Hem de çok uzaklardaki Amerika’da. Cem Yalçın, “2009’de başımız ağrıyınca Amerika’ya gittik ve oraya bir türbin sattık. 2009’dan beri şebekeye bağlı ve çalışıyor. Bir de Northel USA diye şirket kurduk. Şu an büyük bir ciromuz yok, ama bundan sonra Amerika bizim için önemli pazar olacak. Bugün herkes büyük türbin üretimine odaklanmış. Küçükle uğraşan yok. Tabii 250-500 kw için kullanılan yazılım, teknoloji ne ise 2-2,5 megavatlık için de aynısı kullanılıyor”

Elektrik merakı rüzgarı oldu

KISA KISA

* Northel, ana faaliyetlerinden biri olan otomatik bariyer sistemlerinde bugün piyasada 6 bine yakın ürünü bulunuyor. Cem Yalçın, yılda 300-400 bariyer ürettikleri bilgisini verdi.
* Yerli türbinlerin yabancıya göre birçok avantaj sunduğunu da paylaşan Cem Yalçın, yabancının amorti süresinin 16, yerlinin ise 7 yıl olduğunu aktararak, “Üstelik fiyatta yüzde 35 daha ekonomik” diyor.
* Northel bugün sadece rüzgar türbini üretmiyor. Güneş enerjisiyle ilgili de çalışmaları bulunuyor. Cem Yalçın, 30 metre çapında rüzgar paneli için çanaklar yaptıklarını, çanakların güneşi takip ettiğini belirterek, “Şu an prototip hazır. 2016’da ise bunu piyasaya çıkarmayı planlıyoruz” diyor.
* Cem Yalçın, hedeflerinin global bir marka yaratmak olduğunu söyleyerek, bunu da Ayvalık’tan yapacaklarını aktarıyor. Yalçın, “Çalışanlarımızın tamamı şehir dışından geldi. Bir beyin göçü oldu. Hayatın önemli bir kısmı İstanbul’da trafikte geçiyor. Burada ise öyle bir sorun yok” diyor. * 20 ile 60 arasında da yan sanayi kullandıklarını paylaşan Yalçın, yazılımdan teknolojiye ve donanıma her şeyin Northel’in olduğunu söylüyor.

X