"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

‘Bodrum’un tadını çıkaramıyorum’ dedi ve...

DENİZCİ bir babanın oğludur. Baba Mehmet Yılmaz Güneri, sünger avcılığıyla başlayan deniz hikayesini bir süre sonra ‘mavi yolculuğa’ taşır. Oğul Mustafa Güneri de yaz tatillerinde babasına teknede yardım etmeye başlar. Ama herkesin tatil yaptığı bir atmosferde çalışmak, Mustafa Güneri’yi yeni arayışlara iter. Asker dönüşü bilgisayar ve İngilizce kursu için Halk Eğitim’in kapısını çalar. Burada tanıştığı hocasıyla, hiç alakası olmamasına rağmen, mobilya sektörüne girmeye karar verir. Bu yüzden babası kendisiyle 15 gün konuşmasa da kararından vazgeçmez. ‘Büro mobilyaları, ev gereçleri satarız’ diyen Mustafa Güneri, İstanbul’da katıldığı fuarda bir Alman mutfak firmasının bayiliğini alır. Ama siparişlerde yaşadığı sıkıntılar onu üretime iter. Temellerini 1996’da attığı Bodrum Mutfak ile yoluna devam eden Mustafa Güneri, bugün butik anlayışla, mutfak başta olmak üzere, mobilya, oturma grupları, kapı, banyo, otel odası ve aksesuvarlardan oluşan geniş ürün yelpazesine ulaştı. Tasarladığı tekne şeklindeki mutfakla da adından söz ettiren Güneri, yıl sonunda bu ürünü Amerika’ya göndermeye hazırlanıyor. Bugüne kadar birçok ünlü isme iş yapan Mustafa Güneri, 2016’da da yurt dışına açılmayı planlıyor.

‘Bodrum’un tadını çıkaramıyorum’ dedi ve...

Babasıyla yollarını ayırdı
‘Bodrum’un tadını çıkaramıyoruz’ diyerek baba mesleğinin dışında bir alanda yoluna devam etmek isteyen ve Bodrum Mutfak Mobilya’yı kuran Mustafa Güneri’nin girişimcilik öyküsünü dinledik. Babasının ilkokul yıllarında rençberlik yaparak çalışma hayatına adım attığını anlatan Güneri, 16 yaşında denizle tanıştığını söyledi:
“Bodrum’da eskiden ya narenciye işi yapılıyordu, ya da sünger avcılığı. Babam da bunlarla başladı. Ama sünger avcılığında yaşanan vurgunlar üzerine turizme geçmeye karar verdi. Mavi yolculuğun tohumlarının atıldığı yıllarda o da bu alanda yerini aldı. 1970’li yıllarda dünyayı Bodrum mavisi ile buluşturmaya başladı ve sayısız ismi Bodrum’a aşık etti. Ortaokul yıllarında ben de onun yanında çalışmaya başladım. Yaz tatilerim teknede geçmeye başladı. Mayısta sezon başlıyordu ve eylül, ekime kadar devam ediyordu. Tabii Bodrum’un en güzel dönemini yaşayamıyorduk. Ayrıca, her ne kadar babamla çalışsam da aileden uzak kalıyorduk. Asker dönüşü bu işi yapmak istemediğime karar verdim. İnsanlar eğlenirken siz çalışıyorsunuz. Aynı süreci çocuğum da yaşamasın diye böyle bir karar aldım.”

‘Bodrum’un tadını çıkaramıyorum’ dedi ve...

İlgisi yoktu ama marka oldu
Mustafa Güneri, bu süreçte hem İngilizce’sini geliştirmek, hem de bilgisayar öğrenmek adına ‘Halk Eğitim Kursları’na katılır. İstanbul’dan Bodrum’a yerleşen hocasıyla samimiyeti, Mustafa Güneri’ye yeni iş kollarının da kapısısı aralatır. Güneri, o dönemi şöyle özetledi:
“Hiç ilgim olmamasına rağmen mutfak işine girmeye karar verdim. ‘Büro mobilyaları ve ev gereçleri satarız’ diye düşünerek bu alana adım attık. İstanbul’da bir fuara katıldık ve orada Alman mutfak firmasının bayiliğini aldık. Ve firmanın standında ne var, ne yok Bodrum’a getirdik. 50 metrekarelik bir dükkanda iş yapmaya başladık. Ama siparişlerde yaşanan sıkıntılar bizi üretime itti ve Bodrum Mutfak 1996’da kuruldu. 2000’de de kafa yapılarının farklı olması nedeniyle ortağımla yolları ayırdım. Mutfak üretimiyle başlayan serüvenime bugün mobilya, oturma grupları, banyo, kapı, otel odası ve aksesuardan oluşan geniş bir ürün portföyüne ulaştık. Bir evin ihtiyacı olan A’dan Z’ye her şeyi Bodrum Mutfak Mobilya olarak üretebiliyoruz.”

‘Bodrum’un tadını çıkaramıyorum’ dedi ve...

DEĞİŞTİRİNCE BABASI KÜSTÜ

Yeni adımlar ya da yeni işler hep eleştirilmiştir. Mustafa Güneri’de turizm yerine mutfak ve mobilya sektörüne adım atma döneminde benzer tepkilerle karşılaşmış: “Bu işe girdiğimde birçok insan ‘yapamazsın’ dedi. Babam bile bu işe girdiğim için 15 gün benimle konuşmadı. Bir süre sonra herkes yaptığımız işin doğruluğunu kabul etti. Tabiİ annemin mutfağını değiştirdiğimde o da bana bir hafta küstü ama sonra her seferinde memnuniyetini dile getirdi.”

TEKNE MUTFAK ABD YOLCUSU

Hedefleri hakkında da bilgi veren Mustafa Güneri, şu bilgileri verdi:
“Yurt dışında görüp geliştirdiğimiz bir tekne mutfağımız var. Çok ilgi görüyor. Birçok restoranda yerini aldı. Bodrum’da tatil yapan bir Amerikalı da tekne mutfağa hayran kaldı. Yıl sonunda Miami’ye bir tekne göndereceğiz. Bu bizim ilk ihracatımız olacak. Ama 2016’da yurt dışında ciddi şekilde yerimizi alacağız. Bodrum’daki bağlantılarımızı kullanacağız. Yaz tatili için Bodrum’a gelenlerle bir şekilde temasımız oluyor. Ülkelerine gittiklerinde bizden iş istiyorlar, ama buna hazır değiliz. 2016 bizim ihracat yılımız olacak.”

‘Bodrum’un tadını çıkaramıyorum’ dedi ve...

İKİ DEĞER
‘Bodrum Mutfak Mobilya’ çatısı altında iki önemli değeri topladıklarına dikkat çeken Mustafa Güneri, “Bunlardan biri turizmin başkenti bir kentin ismi, diğeri de bizim soyadımız. Onun için her yaptığımız işte bu iki değere zarar vermemek adına ayağı yere basan işler yapıyoruz. Yüzde 98’lik müşteri memnuniyeti de ne kadar doğru bir iş yaptığımızın bir göstergesi olsa gerek” diyor.

TEKNOLOJİYE YATIRIM
Sürekli teknolojiye yatırım yaptıklarını söyleyen Mustafa Güneri, 50’e yakın çalışanları olduğunu belirterek, “Biz onlarla yola devam edeceğiz. Ama üretim kısmında makineleşmeye ağırlık vereceğiz. El emeği hep olacak, ama makineye yatırıma ağırlık vereceğiz. Bu kapsamda üretimiz son bir yılda 3 kat artırdık. Bugün günde 10’a yakın mutfak üretebilecek kapasiteye sahibiz” bilgisini paylaştı.

KISA KISA
* Aralarında birçok ünlü isminde bulundu 10 bine yakın müşterileri bulunuyor.
* Müşterilerini ve çalışanlarını ‘Dostlarım’ olarak nitelendiren Mustafa Güneri, fabrikasında dostlarının sağlığı için ortamdaki tozu çeken özel makineler bulunduruyor. Üretimden çıkan talaşı da dönüşümde kullanıyor.
* Mustafa Güneri, mağazasına gelen ve ‘bu kaç para’ diyen müşteriye ürün vermiyor, nedenini şöyle anlatıyor: ‘Biz elma armut satmıyoruz. Butik üretim yapıyoruz. Bu tarz söylemle gelenlere, ‘10 ay doluyuz’ diyoruz.”

X