"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Susun artık hocalar!

KABINA sığamayan din âlimlerinin akla ziyan açıklamaları bitmek bilmiyor. En son örnek Nureddin Yıldız’ın “6 yaşında çocuklar evlenebilir” dediği iddiası.

Sosyal medyada kıyamet kopunca Yıldız birkaç tweet attı. Aslında öyle dememiş, İslam hukukunda nikâh ile fiili evlilik farklı şeylermiş. Buluğ çağından önce çocuk nikâhlanabilirmiş ama fiili evlilik ancak buluğ çağından sonra gerçekleşebilirmiş.
Bu lafları yanmasın diye kazı çevirmeye yetmedi.
Zira, hukuk devleti olan Türkiye’de İslam hukuku bizi ilgilendirmiyor. Ayrıca hoca “Nikâhlansın diye yetişkinliği beklensin” falan da demiyor, “Buluğ çağına girdikten sonra, erginlikte fiili evlilik olsun” gibi şeyler geveliyor.
Kimileri bu tarz açıklamalara takılmamak gerektiği, gündemin yersiz değiştiği görüşünde.
Hayır efendim, tam da gündemimiz bu.
Ülkenin gidişatına, her yere sızan din etkisine bakarsak, dört bir yandan aldıkları cesaretle ilkel düşüncelerini kitlelerle paylaşmaktan hiç çekinmeyen bu kimselere laf yetiştirmek şart.
Zira toplumun huzuru, toplumsal cinsiyet eşitliği, adalet ve karşılıklı anlayış adına büyük tehlike arz ediyorlar.


*


Nureddin Yıldız’ın daha önceden de müzik dinlemenin, müzik aleti satmanın ve müzikle uğraşmanın haram olduğundan tutun da interneti cinlerin istila ettiğine, çalışan kadının fuhuşa hazırlık yaptığına, kadın spikerin caiz olmadığına kadar bir dolu akıldışı kelamı var.
Başkanı olduğu Sosyal Doku Vakfı ne menem bir şeydir diye sitesini açıp baktığınızda “Modern çağın benmerkezli hayat anlayışına savaş açmış, mutluluğu paylaşmakta, huzuru beraberlikte bulan, fayda oluşturmayı ilke edinmiş, iyiliği yaşatma, kötülüğe engel olma misyonunu üstlenen gönül erlerinin oluşturduğu yapıdır Sosyal Doku” diye açılan yazıyla karşılaşıyorsunuz.
Çok erken yaşta evlilikle nasıl bir fayda oluşturacaklarını, cinsiyet eşitsizliğini körükleyerek mutluluğu ve huzuru nasıl tesis edeceklerini merak ediyor insan.


*


Dediklerine göre, toplum olarak var olabilmemiz ancak toplumu oluşturan dokuyu sağlam tutmamızla mümkünmüş.
Dokudan anladıkları ‘baştan çıkarıcı mahluk’ gibi gördükleri kadını baskılamak, çocukları evermek.
Toplumumuza bakınca ne yazık ki sözüm ona ‘dokumuzun’ kısmen böyle olduğunu görüyoruz.
Ama bize düşen bu ‘doku’yu sağlam tutmak şöyle dursun...
Bilakis, bu sorunlu zihniyeti tez elden değiştirmek.


*


Kültürüne ve değerlerine bağlı bir çevre ve toplum oluşturmayı kendilerine gaye olarak belirlemişler.
Burada dursunlar. Çok sakatlıklarımız olsa da hiç kimse müzik, kadın ve çocuk nefretini bizim kültürümüz ve değerimiz olarak pazarlayamaz. Bu belli ki onların ‘özlemini duyduğu’ toplumun hayali.


*


Amaçları topluma karşı sorumluluk vazifesini yerine getirmek, geleceklerini ve kutlu nesillerini hazırlamakmış.
Bu sorumsuz açıklamaları bu toplum ciddiye alacak olursa ne denli sorunlu nesiller yetişeceğini hayal bile etmeyelim.


*


“Kendimize dünyayı kurtarmak gibi bir amaç belirlemedik” demişler.
Aman efendim, bu kafayla değil dünyayı kurtarmak, toplumun sonunu daha hızlı hazırlayacaklarına şüphe yok.


*


Birey düzelirse çevre, çevre düzelirse toplum düzelecekmiş.
Her meseleyi döndürüp dolaştırıp ahlaksızlığa, fuhuşa bağlayarak toplumu nasıl düzeltecekleri muamma.


*


Emek ve ömürlerini üst üste koyunca vakitleri çok zannedilebilirmiş ama işleri vakitlerinden daha çokmuş.
Ona ne şüphe.
Daha o “İş” dedikleri zihniyetle her cephede savaşacak, biz kadınlarla uğraşacaklar.
Üstelik biz onlardan daha idmanlıyız, dirayetliyiz.
Onları her koşulda bozguna uğratırız.
Hiç olmadı, sabretmeyi de biliriz.
Onlar dava adamlarıysa eğer...
Biz onlardan çok daha uzun zamandır, kendi davamızın kadınlarıyız.
Hodri meydan!

X