"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Müftülere nikâh yetkisi yangına odun taşımaktır!

NE varmış canım müftüler de nikâh kıysa...

Böyle diyorlar.

Anlatalım o zaman...

Birincisi, müftülere nikâh kıydırmak Anayasa’ya açıkça aykırı.

Anayasa’nın İnkılap Kanunlarının Korunması başlıklı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini koruma amacı güden 174. maddesinin 4. fıkrasında nikâhı kimin kıyabileceği açık ve net şekilde yazılmıştır; Medeni Kanun’daki gibi ‘evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağı’ belirtilir.

Nikâhı din adamlarının kıyması Anayasa’ya aykırıdır ve laiklik ilkesini doğrudan ihlal etmektedir.

Bunun hukuki açıdan tartışılacak bir yanı yok.

KORUNMASI HEDEFLENEN KESİM KADINLARDI

Anayasa’da bu maddeler bir geçmişi olduğu için koruma altındadır. Medeni Kanun’la ülkemizde kadınlar tekeşlilik, nikâh, boşanma gibi haklar kazandı; kadınlar eşit yurttaş, birey haline geldi. Bu basit bir olay değildi, önemli bir devrim yasasının kabulüydü. İşte o yüzden evlenme akdinin sadece ve sadece nikâh memuru önünde yapılabileceği maddesi ‘korunması gereken inkılap kanunları’ arasına alındı. Korunması hedeflenen kesim kesinlikle kadınlardı.

Trabzon Barosu Başkanı Sibel Suiçmez, nikâh memurunun yetkisinin nikâh kıymayla sınırlı olmadığını söylüyor: “Nikâh memurlarının evliliğin uygun olup olmadığını araştırma görevi de var. Bu araştırmanın sonucuna göre nikâhı reddetme hakları var. Bu ret kararı üzerine evliliğin gerçekleşebilmesi için tarafların mahkemeden karar çıkarması gerekir.”

Deniyor ki, “Nikâh memuru ne yapıyorsa müftüler de aynısını yapacak”.

“Müftüler aynısını yapacak ise o zaman iddia edildiği gibi bu düzenleme evlenmeyi nasıl kolaylaştıracak?” diyor Suiçmez.

ELİNİZİ VİCDANINIZA KOYUN...

Dini makamların bu işe ortak edilmesiyle resmi nikâhlar değil, dini nikâhlar artacak. Ülkemizde bazı yörelerde, özellikle feodal düzenin işlediği yerlerde -halihazırda zaten yaşanan- kız çocuklarını küçük yaşta zorla evlendirmenin önü iyice açılacak.

Deniyor ki, “Bu yetkiyi ihlal eden müftülere cezai yaptırım olacak”.

Elinizi vicdanınıza koyun...

Bu ülkede zaten Medeni Kanun’a aykırı işlemler yapılmıyor mu? Bu ülkede hâlâ çocuklar zorla evlendirilmiyor mu? Tecavüze uğramış kadınlar tecavüzcüsüyle evlendirilmiyor mu?

Resmi nikâh memurları bile bunlara engel olamazken, kadın hakları ve çocuk hakları konusunda yeteri kadar eğitilmemiş bir din adamı neye engel olacak? Medeni Kanun’u mu esas alacak yoksa kendi dini inanışlarını mı?

Denetimsizliğin ve cezasızlığın böylesine yaygın olduğu bir ülkede yetkisini ihlal eden din adamlarına cezai yaptırım sözü de sorgulanır.

Evlerde yapılan doğumun bildirilmesi zorunluluğu da ortadan kalkacakmış.

Normalde, doğum yapan bir çocuk ise, doktor ihbar etmek zorundadır ki çocuğun istismarcısına dava açılsın. Bu yasa değişirse, cinsel istismar mağduru çocuklar evlerde doğum yapacak, doğumlar bildirilmeyecek ve istismarcılar ceza almayacak. Suiçmez, “Çocuk yaşta evliliklerle ilgili ceza kanunu hükmü dolaylı yoldan kaldırılmış olacak. Bu tamamen geriye dönüştür” diyor.

Velhasılıkelam...

Geçtiğimiz aylarda tepki yüzünden geri çekilen, kamuoyunca ‘cinsel istismarcıyla evlenme yasası’ diye bilinegelen tasarı paketlenip yeniden önümüze kondu aslında.

“Müftülere nikâh kıydırmak resmi nikâha teşvik edecek” demek Türkiye gerçeğini görmemektir. Denetimsizliğin, cezasızlığın, çocuk istismarının kol gezdiği bir ülkede bu düzenleme yapılamaz, yapılmamalı.

Biz kadınlar bu kadar söylerken, yazarken, çizerken, bağırırken, haykırırken; STK’lar bilinçlendirme çalışmaları yaparken, erken evlilikler ve çocuk istismarı kanayan yaramız iken... Kadınları ve çocukları iyice örseleyecek bu değişiklikler neden ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuyor?

Kadın ve çocukların ezildiği, erkeğin malı muamelesi gördüğü bir toplumda bu tarz bir yasa değişikliği yangına odun taşımaktır, başka bir şey değil.

X