"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Maharet ‘büyük ülke’ olmakta değil

HİNT Okyanusu’nun ortasındaki ada ülke Mauritius’tayım. Mevsimlerden yaz.

Gelirken ülkemde torpil listeleri konuşuluyor, RES’ler için 1000 ağaca kıyılacağı söyleniyor, Ak Saray’ın maliyetini açıklamaya yanaşmayan TOKİ, gazetecilere “art niyetli” diyor, aynı TOKİ’nin Elazığ’da yaptırdığı konutlar çöküyor, yine maden ocağında can kaybı haberi geliyor.
Epeydir midemde geçmeyen bir bulantı, burnumda kesif bir kokuyla yaşıyorum.
Derin bir suçluluk hissi ve isteksizlikle çıkıyorum yola.
Havaalanından otele yollanırken, art arda virajlar ve yüksek nemden bayıldım bayılacağım. Yolculuktan mı, taradığım haberlerden mi bilmiyorum.
Artık insanı okyanus ötesinde bile mutsuz eden, dertlendiren bir ülkem var. İntikam ve nefretten beslenen bir Türkiye.


*


Mauritius’ta isteğim kafa dinlemek. Kumda yürümek, birkaç kitap devirmek.
Canım çekmiyor.
Yollarda rengârenk bayraklar asılı; bir de siyasetçi posterleri. Constance Belle Mare Plage’da odama yerleşirken bir kâğıt gözüme çarpıyor; seçimin ortasına düşmüşüm:
“Çarşamba ve perşembe seçimler nedeniyle protestoların gerçekleşme ihtimali yüzünden otel dışında alkol satışı yapılmayacaktır.”
11 saat bir adaya uçup biber gazının ortasına düşecek olursam artık kadere küsmeye niyetliyim.


*


Birkaç saat sonra Marjorie ile laflıyorum. “Bugüne kadar protesto olduğunu görmedim” diyor.
Mevcut hükümeti soruyorum. “10 yıldır iktidarda” diyor, “Yüzde 50’ye yakın oyla gelen başbakanla sıkıntısı olan çok. Hiçbir şey yapmadı değil; yol yaptı, şık bir havalimanımız oldu ama yolsuzluk gırla. Çevresini kayırdığı da biliniyor. Yolculuğu sadece 5 dakika kısaltacak bir otoyol projesi var, bunun için tonla endemik ağaç kesecek. Halk tepkili.”
Dünyanın bir ucuna da gitsen -iki eksik, üç fazla- olaylar, tartışılanlar, konuşulanlar benzer diye düşünüyorum.


*


Akşam doğma büyüme Mauritius’lu Vincent’tan hikâyenin geniş halini dinliyorum...
Vincent yolsuzluklarla ilgili kurulan ve pürüzsüz çalışan komisyondan, hukukun ve kurumların tıkır tıkır işlediğinden, halkın hem adalete hem de kurumlara güveninin tam olduğundan bahsediyor.
Mauritius’un çok zengin bir kültürü var ve bunu korumaya niyetli.
“Bağımsızlığımızı ilan ettiğimizde devlet sadece eğitime yatırım yaptı. Çünkü bir ulus inşa edebilmek için bunun bir zorunluluk olduğunu biliyordu” diyor Vincent.
Mauritius’lular yerel dillerinin yanı sıra en az iki dil konuşuyor. Okullarda İngilizce ve Fransızca zorunlu; birçok da seçmeli dil dersi var. Örneğin Vincent’ın oğlu Çinceyi seçmiş.


*


Bugüne kadar din propagandası veya istismarı yapan bir siyasi parti olmamış. Dini dengeyi tutturmak konusunda çok hassaslar. Ülkenin 21 ulusal bayramı var, çünkü adada yaşayan insanların mensubu olduğu tüm dinlerin bayramları ulusal bayramdan sayılıyor.
En güzeli de... Bağımsızlık günleri olan 12 Mart’ta dini liderler geleneksel kıyafetlerini giyiyor, el ele tutuşup hep birlikte dua ediyor ve ondan sonra bayrak göndere çekiliyor.
Topluluklar birbirlerinin dinine saygı duymak bir yana sevgi de besliyorlar. Müslümanlar örneğin, Noel’de evlerinde çam ağaçlarını süslüyor.
Mauritius’un çok dinli ve çok kültürlü hali bizim kaybetmekte olduğumuz zenginliği hatırlatıyor. Devletin üst kademeleri de toplumu yansıtıyor. Devlet başkanının Müslüman, başbakanın Hint, başbakan yardımcısının Katolik, kültür ve sanat bakanının Çinli olduğu bir dönem varmış mesela.
Kimse kimseyi baskılamıyor. Herkes eşit hak ve özgürlüklere sahip.


*


Bu huzurlu ada ülkede fark ediyorum ki...
Maharet ‘büyük ülke’ olmakta değil...
Maharet, sevgi dolu ve değerbilen bir ülke olmakta.
(Not: Ada halkı seçimlerde devlet başkanı olma hayalleri kuran başbakanı gönderdi. Hükümetin planları suya düştü. Otoyol projesi yatınca muhteşem doğa da şimdilik kurtuldu.)

X