"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Küresel servet artıyor ama her 9  kişiden 1’i aç

İSTANBUL sokaklarında çorap satan Recep Amca var. Merdiven altı üretilmiş, bildik bir markanın etiketi üstüne yapıştırılmış çoraplar. Çoraplara fiyat biçmiyor Recep Amca. Gönlünüzden ne koparsa. Oğlu hasta Recep Amca’nın. Ne kadar çok çorap satarsa oğlu o kadar iyileşir. Hastalık demek, para demek.

Vapurda elden ele bir kart dolaştıran Gözde var. Bazılarının gözlerini gözlerinden kaçırdığı, bazılarının kartı gerisin geri eline tutuşturduğu küçük kız. O da para istiyor. Onun da hastası var.

Şehrin hemen her yerinde, onlara öğle yemeği veya oyuncak almanızı isteyen yardıma muhtaç çocuklar var.

Atölyelerde 3 kuruşa güvencesiz çalıştırılanlar var; itilip kakılan Suriyeli’si var. Tarlalarda ailesiyle mevsimlik işçilik yapan binlerce çocuk var. Hayallerinde sıralar, kitaplar, defterler var. Ama yoksullar, ailece çalışmak zorundalar.

Okumak için inşaatta çalışan var. Çalışırken düşüp ölen var.

Şirket tamir ettirmediği için çakılan asansörde canını yitiren işçiler var.

*

İnsan hayatı ucuz olmasına ucuz.

Ama The Boston Consulting Group’un Küresel Varlık Raporu’na göre, 2016’da küresel servet yüzde 5.3 büyüyerek 166.5 trilyon dolara ulaştı.

Süslü ekonomik kavramlarla ne anlatılırsa anlatılsın...

Bu zenginleşme Recep Amca için hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü Recep Amca oğlunu iyileştirecek parayı bir türlü denkleştiremiyor.

*

Küresel servet artmasına artıyor da...

Her 9 kişiden 1’i de aç.

Çünkü büyüme yoksulluğu ortadan kaldırmak için kullanılmıyor.

Süper zenginlerin serveti 2009’dan beri her yıl yüzde 11 artmış, en zengin 793 kişinin serveti 7 yılda 2.4 trilyon dolardan 5 trilyon dolara çıkmış. Bill Gates 2006’da Microsoft’u bıraktığında serveti 50 milyar iken, vakfı aracılığıyla bir kısmını verse de 10 yılda serveti 75 milyar dolara dayandı.

Eğer 1990-2010 yılları arasında büyüme yoksulların faydasına kullanılsaydı, çoğu kadın 700 milyon insan yoksulluğun pençesinden kurtulacaktı.

Thomas Piketty’nin araştırmasına göre, son 30 yılda en alttakilerin yüzde 50’sinin gelirinde hiç artış olmazken en tepedeki yüzde 1’lik kesimin gelirleri yüzde 300 arttı. Bir FTSE 100 şirketinin CEO’sunun yıllık kazancı, Bangladeş’teki tekstil fabrikalarında çalışan 10 bin işçinin kazancına eşdeğer.

Vietnam’ın en zengin adamı, ülkenin en fakir insanının 10 yılda kazandığı parayı bir günde kazanıyor. 

Gelir adaletsizliğinde özellikle kadınlar mağdur. TÜİK verilerine göre ülkemizde de geçtiğimiz şubat, mart ve nisanda kadın işsizliği yüzde 25 ile son 4 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Ücret adaletine gelince...

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 yıllık cinsiyetler arası uçurum raporuna göre, kadınlar ancak 170 yıl sonra erkeklerle aynı ücreti alabilecek.

*

Dünyayı değiştirmenin yolu bu sistemi değiştirmekten geçiyor.

Şirketler sadece kendileri için değil, herkes için çalışmak zorunda. TOMS’u duydunuz mu bilmem. TOMS da bir şirket nihayetinde ama sattığı her ürün karşılığında yoksullara bir hizmet götürüyor. Bugüne kadar ihtiyacı olanlara 70 milyon çift ayakkabı, 400 bin haftalık su verdi, 445 bin göz tedavisi yaptırdı, 70 bin annenin sağlıklı doğum yapmasını sağladı. Sosyal sorumluluk değil, kelimenin tam anlamıyla, ne kadar aldıysa o kadar verdi.

Bunu pek çok şirket yapabilir.

Ama yetmez.

Oxfam’ın Yüzde 99 için Ekonomi raporunda işaret edildiği üzere, büyük şirketlere vergi indirimleri yapılmamalı, vergi cennetleri olmamalı. Ayrıca, süper zenginler güçlerini, etkilerini ve bağlantılarını lehlerine kanunlar yapılması için kullanmamalı.

Bu gezegenin artık süper zenginler için çalışan bir sisteme değil, kalan yüzde 99’a yönelik insani bir ekonomiye ihtiyacı var.

Tüm sorunların kaynağında da bunun eksikliği var.

Bunu değiştirmezsek dünya hiçbir zaman daha iyi bir yer olmayacak.

X