"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Kültürel mirasa balyozla dalan insan müsveddeleri

SAHİLDE yürürken kumdan bir kaleye denk geldiğinde onu çiğneyerek geçmez insan; etrafından dolanır.

Kumdan kaleye bile kıyamaz insan.
Kumdan da olsa, birinin elinde yoğrulmuştur. Vardır mutlaka bir hikâyesi.
Kumdan kaleye kıyamazken, balyozlarla ve çekiçlerle kültürel mirasa dalan insan müsveddelerini görüp kahrolmamak elde değil.
Diyeceksiniz ki...
“Bu barbarlar binlerce kişiyi vahşice öldürmüş, öldürdüklerinin kafalarını koparıp köy meydanlarında gezdirmiş, insanları çarmıha gerip ibretiâlem olsun diye sergilemiş, çocukları asmış... Tüm bunların yanında birkaç heykeli parçalamışlar, o mu dokundu?”
Evet, dokundu.
Aynen 1991’deki 1. Körfez Savaşı’nda Irak’ta yüzlerce cami ve mescidin, müzelerin, arkeolojik ören yerlerinin, türbelerin, kiliselerin tahrip edilmesinin dokunduğu gibi.
Aynen 4 bin tarihi eserin çalınıp dünya piyasalarında alıcı bulmasının dokunduğu gibi.
Aynen yıllarca UNESCO’nun kılını kıpırdatmamasının dokunduğu gibi.
Aynen Batı’nın bu meseledeki ikiyüzlülüğünün dokunduğu gibi.

*

Gılgamış Destanı’na, Babil’in asma bahçelerine, Hititlere, Lidyalılara, Perslere, Sümerlere, Akadlara, Asurlulara ev sahipliği yapmış, insanlığın pek çok bakımdan ilk gözağrısı Mezopotamya burası.
Yazı, kentleşme, kanunlar, astronomi ve matematik bilgilerinin anavatanı Mezopotamya.
Zirvede başlayıp dip yapan Mezopotamya.

*

UNESCO’nun kısaca Lahey Sözleşmesi olarak bilinen ve 1954’te imzalanan Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi der ki; “Her halk dünya kültürüne katkıda bulunduğundan herhangi bir halka ait kültürel varlığın tahribatı tüm insanlığın kültürel mirasının tahribatı anlamına gelir.”
Evet, can alıyorlar, kim bilir daha kaç insanın canını alacaklar, daha kaç dönüm toprağı kana bulayacaklar...
Yetmiyor, tüm insanlığın, nice kuşakların mirasını yok ediyorlar.
O eserler binlerce yıl toprağın derinliklerinde gizliydi; on yıllarda arkeologların titiz çalışmalarıyla açığa çıkarıldı, yıllarca incelendi. Bunların bir sürüsü savaş ertesinde sayıları epey azalmış arkeologlar ve müzeciler tarafından çalınmasınlar diye gizlenip örtüldü.
Kimse kendi için istemedi; tek arzu insanlık mirasının yarasız beresiz geleceğe taşınmasıydı.

Kültürel mirasa balyozla dalan insan müsveddeleri

*

Olmadı.
Biri tankını geri çekse, ötekisi balyozunu konuşturdu.
Üniformalı barbar yerini insanımsıya bıraktı.
İnsanlığın ortak hafızası yağmalandı, silindi.
Tarih boyunca biriktirilenler çalındı, yıkıldı.
Kültürel çeşitlilik dümdüz edildi.
Önce petrol adına, en son “birilerinin İslam’ı” adına.

*

Kültürel miras önce anlaşılır, sonra değer verilir, sonra korunur, sonra keyfi sürülür.
Kültürel miras aidiyet de demektir.
İnsana geldiği yeri hatırlatır. Nereden geldiğini bilmeden yönünü nasıl bulursun ki?
Tarihi yok olan insanlığın hafızası geriler, aidiyeti zayıflar.

*

Ortak bir geçmişe sahip olduğumuzu bilmek nasıl yüreğimizi tatlı tatlı ısıtıyorsa...
O heykellerin parçalanması, kütüphanelerin yakılması da birinin tırnaklarıyla göğsümüzü yırtıp yüreğimize kibrit çakmasına benziyor.
Allah’ından bul IŞİD.

X