"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

İstismar mağduru çocuğu bakire değil diye boşadı, üstüne tazminat aldı

İSKENDERUN’da bir köyde 14 yaşındaki kız çocuğu Ö.B. evde yalnız uyurken, 38 yaşındaki kepçe operatörü C.B. dışarıdaki inşaatta çalışıyor.

C.B. evin kilitli olmayan kapısını açıp içeri giriyor, çocuğu uyandırıp su istiyor.

 

Çocuk su vermek için mutfağa yöneldiğinde onu zorla öpüyor.

 

Sonra birkaç kez buluşuyorlar ve C.B. çocuğa cinsel istismarda bulunuyor.

 

Çocuk girdiği depresyon sonucu intihara teşebbüs ettiğinde olay açığa çıkıyor ve dava açılıyor.

 

Dava sürerken, aile çocuğu evlendirme peşinde. “Namusunu ancak böyle temizleriz” derdindeler.

 

Olaydan 2 yıl sonra Ö.B. görücü usulü ile evlendiriliyor.

 

Bu arada davadan dolayı intikam hisleriyle dolan sanık C.B., Ö.B. hakkında “Bu kız kaşardır. Fuhuş yapar” diye dedikodu yapıyor.

 

Çocuk, C.B. ile görüşüp ona “Ben nişanlandım, evleneceğim, dedikodumu yapmayı kes” demek istiyor. C.B. telefonlarına çıkmıyor.

 

Çocuk da belki telefonlarını açar diye ona mahsustan “Beni özlemedin mi? Hadi aç artık telefonu” diye mesajlar atıyor.

 

İstismarcı C.B. daha sonra bu mesajları hem bu davada delil olarak kullanıyor hem de bu mesajlar nedeniyle Ö.B.’ye kişinin huzur ve sükûnunu bozmaktan dava açıyor.

 

*

 

Bu arada, Ö.B’yi evlendirmek için ailesi, erken evliliğe izin davası açıyor.

 

Tüm benzer davalarda olduğu gibi aile mahkemesi kanunun amacına uygun rapor aldırmıyor ve erken evliliğe izin veriyor.

 

Bu kanun zaten iptal edilmeli ama bu haliyle bile mahkemeler onu doğru uygulamıyorlar.

 

Formalite icabı hastaneden ‘Çocuk evliliğin ayırdındadır’ raporu aldırıyor ve evliliğe izin veriyorlar.

 

Halbuki biraz araştırsalar bu çocuğun yaşadığı travmaları görebilir ve bu evliliğe çocuğun asla hazır olmadığına hüküm verebilirlerdi.

 

*

 

Ö.B. bu şekilde evlendiriliyor.

 

Bu sefer o evde zulüm başlıyor.

 

Bir hafta geçmeden damadın ailesi “Sen bakire değilsin. Baban bize çürük mal verdi” diye kıyameti koparıyor.

 

Psikolojik şiddetin yanı sıra, damat çocuğa tokat da atıyor.

 

*

 

Süren istismar davasında ise çocuk 3 kez Adli Tıp raporu, 2 kez kemik yaşı tespiti için hastaneye gönderilip yıpratılırken, sanık C.B. tutuksuz yargılanıyor, duruşmalara bile gelmiyor.

 

İndirimlerle 8 yıl 4 ay hapis cezası kararı çıkıyor. Ama karar kesinleşmediği için sanık hâlâ dışarıda.

 

*

 

Bu arada 3 aylık evliliğin sonunda damat, Ö.B.’ye “Sen biraz annenlerin yanında kal, onlara tarlada yardım et.

 

Ben sonra gelip seni alacağım” diyor. Ailesiinin yanında geçirdiği bir hafta sonunda Ö.B. kocasını arıyor ve “Hani gelip beni alacaktın?” diyor.

 

Bu arada adam evin kilidini değiştirmiş, tapuyu kız kardeşinin üzerine geçirmiş ve Ö.B.’ye boşanma davası açmış. “Seni çok seviyorum ama anne-babamı tercih etmek zorundayım” diyor.

 

*

 

Boşanma davasından Ö.B.’ye nafaka ve tazminat kararı çıkıyor.

 

Fakat temyiz ediyorlar ve Yargıtay facia bir karara imza atıyor.

 

Kız çocuğu Ö.B. ‘Başka bir erkeği sevdiği’ gerekçesiyle ‘tam kusurlu’ diye nitelendiriliyor, nafaka ve alacağı tazminat iptal ediliyor, üstüne eski kocasına 3 bin TL tazminat ödemesine karar veriliyor.

 

‘Başka erkek’ten kasıt, Ö.B.’nin davalık olduğu ve 4 yıl istikrarlı şekilde şikâyetçi olduğu istismarcısı.

 

Tümden mantıksız.

 

Kaldı ki, psikolojik ve fiziksel şiddete uğrayan, eğitim hayatından koparılıp dört duvar içine hapsedilen, arkadaşlarından uzaklaştırılan bir ÇOCUK nasıl ‘kusurlu’ olabilir? Bunlar göz ardı edilerek çocuğa nasıl kusur atfedilir?

 

Çocuğun sosyal direnme gücü yok; çocuk çaresiz; çocuk karar verici değil. Yaşadığı istismarın üstüne adeta ikinci kez istismar edilerek sosyal baskı altında evlendirilen bir çocuktan söz ediyoruz.

 

Ama işte yazık ki, bu ülkede ne yargı ne de toplum çocuğu çocuk olarak görüyor.

X